Popüler Kültür ve Medya

Dijitalleşen dünyayla birlikte yakından gözlemleyebildiğimiz popüler kültür olgusu, iletişim bilimcilerin ve sosyologların çokça üzerinde durduğu bir kavramdır. Bu yazıda bu kavram eksenindeki birkaç temel soruya yanıt arayacağız:

-Kültür nedir?
-Popüler kültür nedir?
-Seri üretimin popüler kültüre yansımaları nelerdir?
-Medyanın popüler kültüre yansımaları nelerdir?

Kültür Nedir?

Kültür, bir toplumun içinde var olan maddi manevi değerler bütünüdür. Yemek, dil, inanç, sanat, mimari gibi unsurların temelini oluşturur. Uzun ömürlüdür ve devamlılık arz eder. İnsan zihninde yer eden soyut bir kavram olmasına karşın günümüze dek süregelen yaşayış biçimleriyle birlikte somut bir forma dönüşür.

Kültürü 10 başlık altında incelemek mümkündür:

  1. Genel Kültür
  2. Alt Kültür
  3. Maddi Kültür
  4. Manevi Kültür
  5. Baskın Kültür
  6. Karşıt Kültür
  7. Kitle Kültürü
  8. Halk Kültürü
  9. Yüksek Kültür
  10. Popüler Kültür

Popüler Kültür Nedir?

- Advertisement -

Popüler kültür, geniş kitleler tarafından benimsenen; satın alınan ürünlere, dinlenen müziklere, yenilen yemeklere yön veren şimdinin kültürüdür. Kültür kavramına nazaran kalıcılığı yoktur, kısa ömürlüdür.

John Storey, popüler kültürü 6 temel yargıda inceler:

  1. Geniş kesimlerin beğendiği kültür şeklidir.”
  2. Yüksek kültürün dışında kalan kültürel biçimdir.
  3. Kitle kültürüdür.
  4. Halktan doğar.
  5. Temelleri hegemonya kavramına dayanır.
  6. “’Postmodern’ kavramı temelinde incelenir.

Akademik olmayan çevrelerde ve ders kitaplarında yaygın olarak ilk tanımın kullanılmasına karşın, popüler kültürü anlamak için tüm maddeleri göz önünde bulundurmak gerekir:

Geniş kesimlerin beğendiği tanımı ile popüler kültür, insanlık tarihi kadar eskilere dayandırılır. Halk temellidir, yüksek veya az sayıda insanın seçkin olduğu bir sınıfa hitap etmez. Halkın geneli, gündelik yşamında ve belli bir dönemde neyi sever, neyi tercih ederse o dönemin popüler kültürü odur.

Yüksek kültürün dışında kalması, popüler kültürün ticari bir nitelik taşıdığının göstergesidir. Neticede yüksek kültür, bireysel yaratıcılık ile doğar ve estetik değer taşır. Bunun dışında kalan bir kültür, ticari amaç taşıyan eylemlerin ürünüdür.

Kitle kültürüne ait olması, popüler kültürün kitlesel tüketim amacıyla var olduğuna işaret eder. Farklılıklar manipüle edilir ve üretimler tek bir değer ekseninde tüketime hazır hâle getirilir. Sanayileşmeyle birlikte her geçen gün artan teknolojik gelişmeler buna zemin hazırlamıştır. Medya sektöründeki film, dizi, reklam çalışmalarını bu bağlamda inceleyebiliriz.

Halktan doğması, popüler kültürün halka yukarıdan (topumun elit tabakası ve piyasa tarafından) dayatıldığı bir tüketim fikrini reddeder. Toplumun özgün kültürünü gösterdiğini savunur. Bu bağlamda, üretilen ürünlerin ticari nitelik taşıması söz konusu değildir.

Hegemonya kavramına dayandırıldığı tanım ise popüler kültürün halktan doğduğu fikrine kesinkes karşıdır. Hegemonya; kavram itibarıyla, sistem içerisindeki bir elemanın diğerinden üstün olmasıdır. Popüler kültüre yansımalarını, medya araçlarıyla halka dayatılan ürün ve eylemlerde görmemiz mümkündür. Sistemdeki üstün eleman rolü, medyanındır.

Postmodern kavramı temelinde incelenmesi; popüler kültürün, yüksek kültür ile aralarındaki ayrımın kalktığını ortaya koyar. Ortak bir eksende incelenen bu kavramlar, popüler kültürün ticari kaynaklı ele alındığı fikrini de reddeder.

Storey’in 6 farklı yargıda bulunduğu popüler kültür kavramı, günümüzde de yoğun tartışma konusu hâline gelen, güncelliğini yitirmeyen bir kavramdır. Araştırmacılar hangi kavramı ve yargıyı savunurlar ise o bağlamda popülariteye yeni bir soluk getirmektedirler. Tüm bu yargılara karşın, popüler kültürün kitleleri yönlendiren ticari bir değer taşıdığı fikrinde uzlaşırlar.

Her geçen gün, teknoloji ve medya araçlarıyla birlikte toplumda “Yoksa siz hâlâ almadınız mı? Yoksa siz hâlâ…” gibi reklam sloganları, kişiyi harekete geçirmeye yönelik ileti türü olarak verilerek, ortak bir beğeni algısı yaratılmaya çalışılır. Bireyler, maruz kaldığı araçlar neticesinde buna duyarsız kalamaz. Kişi bu mesajın etkisi altına girdiği an, kişinin popüler kültüre katılım süreci başlar.

Seri Üretimin Popüler Kültüre Yansımaları

Sanayileşme ve kentleşme süreci, insanların tekdüze yaşam formuna dönüşmesinin miladı sayılır. Kitleler hâlinde yaşamaya başlayan bireyler, bağlı olduğu mekân ve kurumlar dahilinde, irili ufaklı dayatmalara maruz kalır. Etkileme gücü yüksek olan bu dayatmalar onlara, kendi hür iradeleriyle seçimler yapıyor izlenimini verir. Zamanla tüm bu dayatma temelli seçimler, popüler kültürü oluşturan bir bütün haline gelir.

1902 yılında Henry Ford tarafından geliştirilen basit bir seri üretim bandı, kitle kültürünün miladı sayılır. Kitle kültürünün varlığıyla birlikte standartlaşan ürünler, orijinal bir imaja büründürülüp çeşitli yollarla bireylere dayatılarak onları popüler kültür bağlamında incelememize vesile olur.

Ford’un icadıyla birlikte seri üretim kavramı, kısa zamanda çok ürün hedefiyle adından söz ettirmeye başlar. Kentleşmenin getirilerinden biri olan bu hedef, bireyleri standart kalıpları tüketmeye ve rutin meseleler peşinde koşmaya iter. Bu da yüksek kültür olarak tanımladığımız yaratıcılık ve özgünlük temasından çok uzaktır. Storey’in popüler kültür bağlamında ortaya attığı ikinci yargısını kanıtlar niteliktedir: Popüler kültür, “Yüksek kültürün dışında kalan kültürel biçimdir.”  Bununla birlikte üretim-tüketim-iletimdeki süreçlerin hız da beraberinde getiren bu seri üretim sürecine ilişkin Kundera’nın şu sözlerine atıfta bulunabiliriz:

“İnsan hız yeteneğini bir makineye devredince her şey değişir. Artık kendi gövdesi oyunun dışındadır ve bir hıza teslim eder kendini, cisimsiz maddesiz bir hıza, katıksız hıza, hızın hızlılığına…” (2013).

Ürünler, herkes tarafından ulaşılabilir ve satın alınabilir konuma geldiğinde de tekdüze yaşam formu, kitlelere sirayet etmeye başlar. Ulaşılabilirliği olan mala yönelen tüketici, bir süre sonra o malın yüksek değer görmesine neden olur yahut öyle olduğuna inandırılır. “Herkesin satın aldığı mal, iyidir.” düşüncesiyle birlikte de kitlelerde bir beğeni algısı yaratılır. Bu beğeni zamanla, kısa soluklu ortak bir kültür oluşmasına sebep olur.

Medyanın Popüler Kültüre Yansımaları

Gazete ve radyodan sonra medyaya yeni bir soluk getiren televizyon, bilgi sunma niteliğinden çok daha geniş kapsamlı etkileri de beraberinde getirir. Bunlardan biri, kültüre yön veren ve kitleleri harekete geçiren görüntüler ile karşımıza çıkmasıdır.

Sinema sektörü ile eşgüdümlü sayabileceğimiz televizyon programları ve dizileri, bünyesinde barındırdığı ekran yüzleriyle toplumun beğeni algısında hatırı sayılır değişikliklere yol açar. Bu noktada Hollywood sinemasını, geniş kitleleri etkilemesi adına milat kabul edebiliriz. İzleyiciler, ekran yüzlerinin giydiklerine, yediklerine ve hatta gittikleri mekânlara dikkat kesilirken bir yandan da istemsiz olarak onların nitelikli tercihler olduğuna inanmaya başlar. Öyle ki beraberinde gelen ünlü sanatçıların başrolde olduğu reklamlar, bu sürecin mihenk taşını oluşturur.

Saygı duyulan insanların söylediklerine inanma, onlardan etkilenme oranımızın yüksek olduğu su götürmez bir gerçektir. Reklam şirketleri de bunun doğrultusunda, ürünlerini en iyi şekilde pazarlama amacıyla ekranlarda güvenilir yüzlere yer verme ilkesini sürdürür. Hâl böyleyken sözü edilen ürünler, zihnimizde bir imaja bürünür ve satın alma oranımızı artırır. Popüler kültürün her şeyi imajlar üzerine kurduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak medyayı, popülariteye yön veren en temel araç olarak ele alabiliriz. Daha sonra, 1950’lerde bilgisayarın gelişimiyle kullanıma hazırlanan internet, günümüzde popüler kültürün vazgeçilmez aracı olarak yerini alır. Önceleri, kısıtlı imkânlar sunmasına karşın Web 2.0’ın varlığıyla birlikte âdeta gömlek değiştirir. Bunlardan en etkilisi kuşkusuz, sosyal medyadır.

Herkesin kendi yayınını yapıp kendi kitlesine hitap edebildiği sosyal medya düzleminde, saygınlık kazanma ihtiyacı, bu noktada büyük önem arz eder. Yaptıkları paylaşımlarla gözetildiklerinin farkında olan bireyler, onları takip eden/gözetleyen insanlara “Bakın ben bunları seviyorum. Bunları savunuyorum. Bunları tercih ediyorum.” mesajı vererek toplumda var olma gayesini sürdürür. Deyimi yerindeyse bir nevi Panoptikon’un içindedirler ve popülaritelerini sürdürebilmek için beğeni mekanizmasına bağımlı hâle gelirler. Bunun sonucunda özel hayat-sahne hayatı ayrımları ortadan kalkar ve sürekli gözetim altında bulunurlar. Bu doğrultuda gözetleyenlere sunulan her paylaşım, ortak bir beğeni algısı yaratmanın öncüsü olur.

Modern medyanın eğlence aracı hâlini aldığı günümüz toplumunda sosyal medya araçlarının güçlü etkisine anbean tanıklık etmekteyiz. Özellikle İnstagram uygulamasını bu bağlamda ele almak mümkün. Gündelik yaşamın kargaşasından ve karamsarlığından kısa süreli de olsa kopmak isteyen İnstagram kullanıcıları, farkında olmadan her gün belirli kültür dayatmalarına maruz kalmaktadır.

Bunun en güzel örneklerini geçtiğimiz haftalarda ünlenen Dalgona kahvesinden verebiliriz. Başlarda TikTok uygulaması ile adından söz ettiren bu kahve, İnstagram üzerinde de paylaşımlarının yapılmasıyla birlikte kısa sürede ülke geneline yayıldı. Birbirinden görüp deneyen ve bunu paylaşma ihtiyacı duyan insanların “topluma ve var olan düzene ayak uydurma” gayesi taşıdığını söyleyebiliriz. Bu da popüler kültürün, en belirgin özellikleri arasında yerini alır. Bir süre sonra adını unutup belki tarihe karışmasına vesile olacağımız bu kahveyi popüler kültür bağlamında ele alıyorken Türk kahvesini, halk kültürü başlığında ele alırız. Yaratılan popüler kültür nesnesiyle halk kültürü nesnesinin arasındaki en temel fark budur.

Sosyal medyanın popüler kültür ile iç içe olduğu bir dönemde, reklamverenler de uğraşlarını o yöne çevirmiş durumda. Ancak değişen topluma ayak uydurmak için özgün işlere imza atanlar yok değil. Örneğin, 2016 yılında Trevor McFedries ve Sara DeCou tarafından üretilen kurgusal bir karakter, bugün gerçek bir İnstagram kullanıcısıymış gibi yönetilmeye devam ediyor. Lil Miquela adı verilen bu karakter, çeşitli markaların ve ürünlerin reklamını yaparken kurgusal karakter izlenimi vermemek için İnstagram hesabı büyük titizlikle yönetiliyor. Miquela’nın Gerçek bir kullanıcı olduğunu düşünenlerin sayısı ise azımsanmayacak düzeyde.

Bu gelişmeler gösteriyor ki gelişen teknolojiyle birlikte ceplerimize giren, hayatlarımızın merkezi olan medya ve yeni medya, her yönüyle tercihlerimizi ve akabinde de kültürü etkilemeye devam ediyor. Fakat biliyoruz ki bir dönem yoğun beğeni algısı yaratan bu ürünler, aradan geçen yıllar neticesinde mazi olurken biz cam kenarı koltuklarımıza oturup Türk kahvelerimizi içmeye devam edeceğiz.

Kaynakça

Coşgun, M. (2012). Popüler kültür ve tüketim toplumu. Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 1 (1), 837-850.

Karaduman, N. (2017). Popüler kültürün oluşmasında ve aktarılmasında sosyal medyanın rolü. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 31 (43), 113-133.

Kundera, M. (2013). Yavaşlık. İstanbul: Can.

Varol, S, Tayanç, N. (2017). Popüler aramalar, popüler kültür ve kültürel küreselleşme. Erciyes İletişim Dergisi, 5 (1), 132-146.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Ece Özer
Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Must Read

Bilişsel Kapitalizmin Merkezinde “Maddi Olmayan Emek”

Küreselleşmeyle birlikte tüm sektörleri etkileyen önemli değişimlerle karşılaşıyoruz. Yeni iş modelleri ortaya çıkıyor, eski düzenler yıkılıyor, üretim ve dolaşım sistemleri dijital bir görünüm kazanarak...