NedirGözetim Toplumu Olarak Panopticon'daki Yerimiz

Gözetim Toplumu Olarak Panopticon’daki Yerimiz

-

spot_imgspot_imgspot_img

Giderek dijitalleşen bir dünyaya adım attığımız şu yıllarda (özellikle son yirmi yılın altını çizebiliriz) gözetim toplumuna evrilmemiz olağan bir durum. Bu yazımda sizlerle birlikte, birkaç soruya cevap arayıp bir iki başlık üzerinde duracağız :

  • Gözetim toplumu nedir?
  • Sosyal medyanın gözetim toplumundaki rolü nedir ?
  • Panopticon nedir?
  • Küba’da Kullanılan Panopticon : Presidio Modelo
  • Panopticon’un Günümüze Yansımaları

Gözetim Toplumu Nedir ?

Bireyin, çeşitli materyaller aracılığı ile sürekli izlendiği ve her hareketinin belgelendiği bir toplumdur. Bunun en büyük örneğini ise sokaklardaki mobese kameraları oluşturur. Market ve kafelerin önlerinde güvenlik maksatlı bulunan kameraların da aynı işlevi gördüğünü söyleyebiliriz.

Farkına varamasak da her an’ımız gözetleniyor. Tabii, bu durum yalnızca kameralar aracılığıyla gerçekleşmiyor. Büyük çoğunluğunu da masumane olduğunu düşündüğümüz cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız ve sosyal medyadaki paylaşımlarımız oluşturuyor.

İnternette yaptığımız basit bir arama, daha sonraları bize reklam olarak geri dönüyor. Örneğin bir kitap sitesinde falanca isimli romanı arattınız. Bu hareketiniz veri tabanlarınca kaydediliyor ve bir sonraki girdiğiniz internet sitesinde, aynı veya benzer ürünün reklamlarına maruz kalıyorsunuz.

Buna verilebilecek bir diğer örnek ise internet aramalarınızın sistemlerce kaydedilip mail adresinize o ürünün firmalarından reklamların geliyor olmasıdır. Bu da gösteriyor ki, bize özel olduğunu sandığımız kişisel teknolojik aletlerimiz tarafından her hareketimiz, aralıksız izleniyor.

Bunların yanında, kredi kartlarımızdan yaptığımız alışveriş ve marka tercihlerinden ulaşım kartlarımızdaki bilgilerimize kadar tüm veriler bir yerde toplanıyor ve yeri geldiğinde kullanılmak üzere bekletiliyor. İşte gözetim toplumu olarak adlandırılmamızın ana sebebi de bu.

Sosyal Medyanın Gözetim Toplumundaki Yeri Nedir ?

2004 senesi Facebook’un kurulması ve sosyal medya kavramının günden güne yaygınlaşması ile birlikte, gözetim kavramı yalnızca gerçek yaşam ile sınırlı kalmadı. Artık cam ekranların ötesinde de bir dünya inşa edip kendimizi orada sergilemeye ve insanlara, tabiri caizse “Buyrun, beni gözetleyin. Neler yaptığımı izleyin.” demeye getiriyoruz.

Sevdiğimiz yemeklerden favori filmlerimize, geçen hafta gittiğimiz konserden en yakın arkadaşımıza kadar birçok şeyi sergiliyor ve tüm bunları, internetin veri tabanına kendi rızamızla sunuyoruz. Birçok firma, bu tarz paylaşımları yakından takip edip (gözetleyip) müşterilerinin tercihlerini ve ilgi alanlarını öğrenmeye çalışıyor.

Bunların yanında, bilgileri kötü amaçla kullanmak isteyen insanların da varlığı az değilken paylaştığımız her fotoğrafa/bilgiye, sarf ettiğimiz her sözcüğe dikkat etmeli ve bir gözetim toplumunda bulunduğumuzu unutmamalıyız.

  Panopticon Nedir?

Panopticon, insanlar üzerinde yoğun bir denetim/gözetim baskısı kurmayı amaçlayan bir hapishane biçimidir. Fikri Jeremy Bentham’a ait olan ve 1785 yılında tasarlanan bu hapishanenin asıl amacı, mahkûmlar üzerinde “sürekli gözetleniyor” hissi yaratmaktır.

“Panopticon”

Bu mimarînin merkezinde bir kule bulunur. Onun etrafında ise hücrelere bölünmüş, küçük odacıklar vardır.

Kuleden devamlı olarak hücrelere doğru bir ışık süzülür. Bu ışık o kadar serttir ki odaların içinde bulunan mahkûmlar kulenin içini asla göremezler. Fakat kuledeki bekçi, mimarî yapı neticesinde hücredeki her köşeyi en ince ayrıntısına kadar görebilir. Kulede bekçi olmasa dahi yansıtılan ışık, mahkûmlarda sürekli gözetleniyormuş hissi yaratır.

Jeremy Bentham’ın yaklaşımına göre, yaptıkları yanlış davranışın ceza getirebileceğini ve ne zaman gözlemlendiklerini bilmeyen mahkûmların, her an izleniyormuş gibi yapmaktan başka çaresi yoktur.

Ünlü sosyolog Michel Foucoult da, modern toplumda gözetimi anlatmak için sıklıkla Bentham’ın panopticon kavramını kullanır. Ona göre Bentham’ın Panopticon düşüncesi, Fransız Burjuva Devrimi’nin önderlerinden J.J. Rousseau ve diğerlerinin, görünür toplum hayalinin bir devamı niteliğindedir. Fakat Bentham’ın ondan farkı, bu yapıyı iktidara hizmet eden katı ve gözetleyici bir tavırla ele almasıdır.

Panopticon kavramının yansımalarını George Orwell’ın 1984 romanında da görmek mümkün. Bir büyük birader (big brother) sembolü var ve her an, her dakika tele ekranlardan ülkedeki insanları izliyor, görüş alanından çıkanları ise cezalandırıyor. (özel alanlarda dahi olsa)

1984 filminden bir kare, “big brother is watching you”

Buna ilişkin; kimi yazarlar yakın gelecekte, gözetim altından çıkmanın dahi suç işlemek sayılacağını ön görüyorlar. Fakat önce insanlardan istenen bir şey var : Gönüllü olarak kendilerini gözetim altında kalmaya bağımlı hâle getirmek ve buna karşı çıkanlar üzerinde baskı oluşturmak.

Zaman ne getirir bilemeyiz ama görünüyor ki biz şimdiden telefon, sağlık hizmetleri, eğitim, tüketim alışkanlıkları gibi birçok bilgiyi kendi isteğimizle veri tabanlarına sunuyor ve gözetim altında kalmayı sürdürüyoruz.

Küba’da Kullanılan Panopticon : Presidio Modelo

“Küba’da kullanılmış, panopticon yapılı bir hapishane. | Presidio Modelo”

“Panopticon kulesi”

Presidio Modelo adlı bu hapishane, 1926-1928 yılları arasında inşa edildi. 2.500 mahkûm barındırma kapasitesine sahipti. Mahkûmların sayısı çok uç noktalara doğru evrilince 1961 yılında oluşan kalabalık, isyan ve açlık grevlerine başvurdu.

Baskılara dayanamayan hükümet, hapishaneyi 1967 yılında kapatmak zorunda kaldı. Günümüzde ise bu yapı, müze olarak halka açık hizmet vermekte.

(Bir saldırı lideri olan Fidel Castro ve kardeşi de, Moncada Kışlasına düzenlediği saldırı sonucu, bu hapishaneye 1953 – 1955 yılları arasında mahkûm olmuştur.)

“Panopticon’un dışarıdan görünümü”

Panopticon’un Günümüze Yansımaları

Gelişen teknoloji ile birlikte gözetim altında kaldığımız zaman ve mekânlar çoğaldıkça toplumsal yaşamın panopticon şeklinde hücre tipi bir hapishaneye dönüşebileceğini ön görebiliriz. Belki de hâlihazırda bir panopticon’un içinde yaşıyoruz fakat henüz bilincinde değiliz.

Özellikle sosyal medya bizi bu yapıya evrilmeye maruz bırakıyor. Her gün, Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya hesaplarından paylaşılan binlerce gönderiyi Panopticon’un içindeki küçük odacıklara benzetebiliriz.

Gönderileri gören bizler, Bentham’ın deyimiyle kuledeki bekçiler olarak paylaşılanları görüyor da olabiliriz, görmüyor da. Fakat gönderiyi paylaşan kişiler, her an görebileceğimiz ihtimaline karşılık sürekli gözetleniyorhissiyle paylaşımlar yapmaya devam ediyor.

“Facebook üzerinden anlatılan bir panopticon illüstrasyonu.” by Joelle L

Tabii, gözetlemenin yalnızca bizler (sosyal medya kullanıcıları) kapsamlı olduğunu söylemek, olayın yüzde doksanını yok saymak anlamına gelir. İşin özü, internet sitelerinin sistemine girdiğimiz tüm bilgiler (veriler) bu sitelerin merkezleri tarafından izleniyor/gözetleniyor. Ses getiren noktalar ise bu merkezlerin, hükümetlerle iş birliği halinde olması ve tüm bu verileri, onların da erişimine açması.

Bunun bir örneğini, geçtiğimiz yıllarda Facebook’a, gizli veri paylaşımına yönelik açılan dava sürecinde gördük. Kurucusu Mark Zuckerberg, bu konuya ilişkin sorgulama için ABD Kongresi’nde ifade vermişti.

İddiaya göre, 50 milyon Facebook kullanıcısının hesaplarından izinsiz ele geçirdiği gizli kişisel verileri, ABD’de ve İngiltere’de önemli siyasi seçimleri etkilemek için usulsüzce kullanılmıştı. Birtakım görüntülerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğu söylenmekte. Bu neticede Zuckerberg, konuşmasında şunları dile getirmişti :

“Bu tür olayların yaşanmaması için yıllar önce önlemler almıştık. Ancak, hata yaptık. Daha yapılması gerekenler var” 

Tüm bunları birbirinden bağımsız tuttuğumuzda, bizi izleyen/gözetleyen materyaller (mobese kameraları, konum bildirme uygulamaları vs.) güvenliğimizi sağlıyor, bunda hemfikiriz. Peki güvenliğimiz sağlanırken özgürlüğümüzden vazgeçiyor muyuz ?

Sizce gözetim toplumu olarak, Panopticon‘un neresindeyiz ?

Kaynakça

  • https://www.atlasobscura.com/articles/panopticon-prison-cuba
  • https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUGFub3B0aWtvbiNjaXRlX25vdGUtMg
  • http://hiddenarchitecture.net/panopticism-presidio-modelo/
  • http://www.emo.org.tr/ekler/53d20c2c209061b_ek.pdf?dergi=1047
  • https://www.gzt.com/bilim-teknoloji/facebook-akillanmiyor-gizli-veri-paylasimina-yonelik-sorusturma-3489723
- Reklam -

Mail Bültenimize Abone Ol!

Haftalık mail bültenlerimizi almak ve duyurularımızı takip etmek için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

PODCAST

Sosyolojik Olarak Sanat #4 – Üretim ve Tüketim Bağlamında Sanat

Abone Ol: Spotify Söylenti Dergi ekibi olarak sanatı çeşitli sosyolojik başlıklarla ele alarak bir seri oluşturduğumuz serimizin dördüncü bölümünde, üretim...

Poetika #1 – Didem Madak

Genel Yayın Yönetmenimiz Nazlı Yaren Atabey, poetika'da her hafta bir şairin hayatından belli kesitler ve olaylardan bahsedip, hayata karşı...

Rönesans Ressamları #5- Masaccio

Abone Ol: Spotify İtalyan Rönesans akımı başlangıç döneminin ilk önemli ressamlarından Masaccio’nun yaşamı ve çalışmalarını Seda Görüroğlu sizler için anlattı. Konuşmacı:...

Son Yazılar

La Haine: Gerçek Bir Başyapıt

“Gökdelenden aşağıya düşen adamın hikayesini duymuş muydunuz? Düşerken her katı geçtiğinde kendi kendine mırıldanıp, kendisini teskin ediyormuş: Buraya kadar...

Görülmüştür: Sessiz Çığlıklar Eşliğinde Bir Trajedi

👑 Bu yazı Batuhan Amaç tarafından editörün seçimi arasına eklendi 👑 Serhat Karaaslan'ın ilk uzun metraj filmi olan ''Görülmüştür'' izleyiciyi...

9 ‘Sahte’ Van Gogh Tablosunun Gerçek Olduğu Ortaya Çıktı!

Bir grup Van Gogh eseri daha önce sahte olduğu düşünülerek sergiden çıkarılmıştı, ancak son yıllarda yapılan incelemelerden sonra tablolar...

Van Gogh’un Kaleminden Hayat: Theo’ya Mektuplar | 21 Alıntı

Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamı Vincent Van Gogh'un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde....
- Reklam -

Düşlerini Çizen Ressam: Van Gogh

Vincent Willem van Gogh 30 Mart 1853'de Hollanda/Groot Zundert kasabasında dünyaya geldi. Geldiği soy varlıklı olmasına rağmen kendisi yoksul...

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı!

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı! Edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olan Uluslararası Booker Ödülü’nün bu yılki uzun...

Deniz Feneri: Virginia Woolf’un Hayatından İzler Taşıyan Roman

"İnsanlar birer kapalı kutuyken, diye sormuştu kendi kendine, nasıl oluyor da onların hakkında bir şeyler bilebiliyoruz?" Deniz Feneri, çoğu okur...

Kapan – Vüs’at O. Bener | 25 Alıntı

1950 kuşağının önemli yazarlarından olan ve İkinci Yeni Dönemi'ne Çehov tarzı hikayeleriyle adını yazdıran Vüs'at O. Bener, Kapan'da bizlere...