Gece Modu

Yazarın anlatmak istediğinin çok altında anlaşılan, okuyucunun anladığının ise çok üzerinde bir anlam taşıyan Fi-Çi-Pi serisi, büyük yankı uyandırdı. Özellikle ekranlara gelmeye başladığı günden itibaren herkes hikâyenin karmasına hayran kaldı. Kitabı okuyanlar ise aşk hikâyesinden öte bir anlatım içerdiğini fark etmekteydi.

Yazar ve Okurun Anlam Alışverişi

İlk baskısı 2015 yılında olan üçleme uzun süre çok satanlar listesinden inmedi. Bu dönemde Fi ve Çi için yapılan okuyucu yorumları ise ikiye ayrılıyordu. Bir kısım popüler kültüre hizmet ettiğini, bir kısım da felsefe kitabı olması gerektiğini söylüyordu. Bu yorumların gerekçeleri ise şöyleydi: popülarite hedef kitlesi kitap içeriğinde aşk hikâyesinin, cinsel ögelerin bulunması ve ilginç aforizmalar ile bunların süslendiğini savunurken; felsefi düşünen hedef kitle kitapta çok fazla soyut öge olması, diyalogların havada kalması gibi şikayetlerden yakınıyordu. Pi’nin yayımlanması ile okuyucu, daha gerçekçi bir anlatım taşıyan kitaba eleştirel bakmak yerine artık çözümlemeye başlamıştı.

Fi, yani altın oran. Altın oran; doğada sayısız canlı ve cansızın şeklinde veya yapısında bulunan, yüzyıllardır kendine bilimde, sanatta, mimaride yer bulmuş, uyum açısından en etkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal özel bir orandır. Azra Kohen ise verdiği bir röportajda Fi için şunları söyledi: “Çaresizlik ve ihtiyaç. Çaresizlikten doğdu Fi. İzlemek zorunda bırakıldığım adaletsizliği engelleyebilmek için o kadar çaresizdim ki nerdeyse savaşa girecektim ve sonunda savaştığım o iğrenç şeye dönüşüp kesinlikle kaybedecektim, çünkü savaşlar savaşılarak kazanılmıyor, maalesef o kadar kolay değil. Ve ihtiyaçla büyüdü Fi, çünkü yazdıkça bir terapi gibi onardım kendimi.”

Çi, Çin kültüründe ve felsefesinde oldukça etkili olan kavramdır. Hayat gücü, hayat enerjisi olarak bilinen bu kavram bir çeşit spiritüel enerjiyi temsil ediyor.

Pi, yani 3,14 hepimizin bildiği bir sayı. Pi sayısının nasıl ve kim tarafından bulduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak tarihin oldukça eski medeniyetleri tarafından, farklı coğrafyalarda kullanıldığı bilinen pi sayısının tarihi eskilere dayanıyor.

Hikâyenin İç Yüzü

Çoğunluk takıntılı bir adamın aşkı olarak yorumlasa da Kohen’in asıl anlatmak istediği çok daha derindi. Bu yalnızca madalyonun görünen yüzü iken, henüz manayı çözemeyenler yalnızca tutkulu bir aşk hikâyesi okuduğunu zannetti.

Kitap içeriğinde sanat, siyaset, din, bilim, aşk, nefret gibi soyut kavranan fakat gerçek hayatta bireyi şekillendiren birçok kavramdan dem vuruyor. Bireyin iç dünyasına yerleşen bu kavramlar, davranışlarına da yansıyor. Kitapta anlatılan 12 karakterin tamamı günlük hayatta bizi etkileyen soyut kavramlardan etkilenmiş ve davranışları ile tepkime oluşturuyorlar. Aslında üzerinde durulan yalnızca bir aşk hikâyesi değil, bu hikâyenin dâhil olduğu karakterlerin davranış biçimleri. Kohen, bir nevi bireyi ya da topluluğu belirleyen, yönlendiren düşünce, duygu ve davranış biçimlerinin tümünü ele almış, bir psikanaliz ortaya koymuştur. Kitabında psikoloji üzerinden gitmesinin sebebi bu olsa gerek, Fi içerisinde altın oran teriminin geçmesi, Can karakterinin bir psikiyatr olması, Doğru karakterinin sinirsel rahatsızlığı gibi birçok durum söz konusu.

“Kişinin Kendi Hapishanesinden Daha Büyük Bir Tutsaklığı Olamazdı”

Kohen sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımla, serinin 12 karakterinin 12 burca göre tasarlandığını ve Amerikan Psikologlar Derneği Kitabı’ndan faydalanarak, karakterlerin o kitaptaki kişilik bozukluklarını temsil ettiğini açıkladı. Psikolojinin yanında astrolojiden de yararlandığı kitabında, karakterlere uygun olacak şekilde dizayn ettiği doğum kartı oluşturmuş. Bu kartta karakterlerin yükselen burcuna değin hesaplanmış. Karşıt burçların etkileşimi de göz önünde bulundurulmuş. Yani burç eksenleri arasında psikoloji bağlamında birbirlerinin gölgesi olan burçlar hikâyede de karşı karşıya gelmiş ve etkileşimleri sunulmuştur. Örneğin Bilge (Başak) ve Ali (Balık) arasındaki etkileşimini veren Kohen, “Her birimiz doğduğumuz anda ki evreni temsil ediyoruz. O yüzden eşsiziz” dedi.

Bunun yanı sıra kişilik bozuklukları ise şöyle, Can Manay Sınırda Kişilik Bozukluğu (Borderline), Göksel anti sosyal kişilik bozukluğu, Duru Histrionik Kişilik Bozukluğu, Sadık Murat Kolhan Kontrolcü Davranış Bozukluğu, Özge ise Obsesif Kompülsif Kişilik Bozukluğu (OKB)’na sahip.

 

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin