Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Altkültür, hakim kültürle bağlantısını koparmadan ancak çeşitli önemli noktalarda ayrılarak gelişen bir kültür olarak tanımlanır. Altkültür; belirli bir yaş grubuna, kişilerin etnik, kültürel ve dinsel kökenlerine, ekonomik sınıflarına, ideolojilerine ve cinsel yönelimlerine dayanabileceği gibi, hızla yayılma özelliğine sahip olan genç kültürleri ve akımları da kapsar.

Bir altkültür grubuna dahil olanlar kendilerine özgü, hakim kültürün dışında bir yaşam tarzını benimserler. Giyim şekilleriyle, dinledikleri müzik türüyle, geliştirdikleri konuşma dili, tutum ve davranışlarla, benimsedikleri değer ve normlarla üst kültürden ayrılırlar.

Bugüne kadar sistemlerin insan hayatına müdahale ettiği, onu hiçleştirdiği her yerde altkültür hareketleri oluşmuştur. Çünkü ortaya çıkmasına sebep olan, popüler kültüre olan uzaklığı ve kimi zaman da dışlanmışlığıdır. Edebiyatta, müzikte ve sinemada ortaya çıkan birçok altkültür 2000’lerin başından itibaren hayatımızda giderek etkisi artan internet sayesinde, sokaklardan forumlara ve çeşitli sosyal mecralara taşınarak yeni bir ortam kazanmış, haliyle bunun sonucunda da internette de bir altkültür meydana gelmiştir.

2003’te 4chan, 2005’de Reddit ve 2007’de Tumblr’ın kurulmasıyla, internet altkültürü de şekillenmeye başladı. Bu sitelerde oluşmaya başlamış ve ortalama internet kullanıcılarından sıyrılmak isteyen kullanıcılar arasında temeli ironiye dayanan bir jargon ortaya çıktı.

2009-2010 arasında, çoğunluğu 90’ların çocuklarından oluşan o dönemin altkültürüne mensup internet kullanıcıları, zaman içinde bu ironiyi, çocukluklarına duydukları romantize edilmiş buruk bir nostaljiyle birleştirdiler ve Tumblr gibi sitelerde geçmişe dönük, eski çizgi romanlar, filmler, dergiler ve oyunları ele alan paylaşımların sayısı ciddi bir şekilde artmaya başladı.

Yetişkinlere ait değerleri reddetmek ve havalı gençler kulübüne katılmak adına bir altkültürü benimsemek, elbette ki, dijital çağda daha kolay ve ucuzdur. Altkültür sermayesini, offline hayatta tüketilen somut ürünlerden çok; online hayatta tüketilen paylaşımların oluşturduğu Y kuşağının benimsediği akımlardan birinin de bu “Tumblr akımı” olduğu düşünülmektedir.

Esasen Vaporwave 2011’de internette doğan bir müzik türüdür. İnternetin yaygınlaşarak doğurduğu altkültürleşme esnasında, 2011 yılında, Lil Internet ismiyle tanınan Brooklyn’li bir DJ’in, punk modasını tiye aldığı ironik tweetinden sonra Seapunk terimi ortaya çıkmıştır. Bir ay sonra, Chicago temelli müzisyen Ultradeamon, Coral Records Internazionale ismiyle açtığı Bandcamp ve Facebook sayfasında, müzik küratörlüğü yapmaya başladı ve sonradan Seapunk türüne mensup edilecek, çeşitli bağımsız müzisyenlerin elektronik müziklerini paylaşmaya başladılar.

İşte 90’ların internetinden görseller, eski oyunlar ve dergiler, parlak renkler, yunusların, yunan kolonlarının ve heykellerinin, tropikal görsellerin harmanlandığı, dönemin internet kültürünün geçmişe duyduğu özlemin bir görsel yansımasını yakaladığı bu akım, Lil Internet ve Ultradeamon’ın yaymaya çalıştığı müzisyenlerin müzikleriyle ve seapunk türüyle harmanlanarak ortaya çıkmıştır.

Ne zaman altkültürün yarattığı bir akım popülerleşse, o akım ya revizyona uğrar ve değiştirilir yada ölmeye terk edilir. İşte Vaporwave de böyle doğdu. Seapunk görsellerinin zaman içinde evrimi, yunusların ve tropik adaların kullanıldığı görsellerden uzaklaştı. Daha dijital ve karanlık, 90’ların cyberpunk’ına daha yakın olan video kaset, bilgisayarların kullanıldığı, mor mavi renk skalasında bir estetik yakalarken, kapitalizm ve topluma yabancılaşma temalarını ele alan bir felsefeye geçildi.

Akım, bünyesinde bir hayli lo-fi ve retro öğeler içeriyor. Bunun nedeni, ilk icracılarının genellikle daha eski lo-fi müzik türleri olan Hypnagogic pop ve Chillwave’den koparak tarzlarını Vaporwave dahilinde yenilemeleri.

Vaporwave, seksenlerin asansör müziğinin (muzak), popüler disko ve funk şarkılarının ve smooth caz parçaların 40 bpm’e dek yavaşlatılmış, kesilip döngü haline getirilmiş ve efektlerle deforme edilmiş bir kombinasyonudur. Bu kombinasyonlar, bahsettiğimiz Tumblr akımıyla birleşerek albüm kapaklarından, görsel sanatlara kadar birçok yerde karşımıza çıkmaya başlamıştır.

Başlangıçta hakikaten kuvvetli bir kapitalizm eleştirisi barındıran akımın mensupları, modern tekno-kültürün öğelerini ve değerlerini, kitsch taklitler yoluyla, karabasanı andıran, sakat, çarpık, melankoli ve nostalji hissiyle dolu bestelere ve karmaşadan ve yabancılaşmaya sürükleme arzusundan ibaret olan imajlara dönüştürdüler. Kısacası Vaporwave, hızlandırmacılık önermesi uyarınca hareket eden bir çığır olarak tasvir edilebilir. Hızlandırmacılık kavramına göre kapitalizm durdurulamaz, ona direnmek de boşunadır; aksine daha da hızlandırılarak mutlak bir nihayete erdirilmelidir. Bu, gerçekleşmese bile bir devrime neden olabilir, bir devrime neden olmasa bile kapitalizmin yıkımı, insanlık için yegane makul seçenektir.

Halihazırda var olan deneysel elektronik müzik sahnesinden koparak başlı başına bir çığır haline gelişiyse, Oneohtrix Point Never namı ile de bilinen Daniel Lopatin’in 2010 yılında Chuck Person’s  mahlası altında Eccojams vol. 1 albümünü yayımlamasıyla birlikte vuku bulmuştur.

Bu albümle birlikte Vaporwave’in filizlenip serpilmesi için müsait bir ortam yaratılmıştı. Eleştirmen Simon Reynolds’un Retromania kitabında öne sürdüğü gibi, bu yaratılar “Bilgisayar çağında kapitalizmin nimetlerinin gölgesine gömülüp yiten ütopyacılık ve kültürel hafıza ile ilişkili” idi.

Fakat bu müzik türü için mihenk taşı, Vektroid’in 2011’de çıkardığı Floral Shoppe albümüdür. Albümün yalnızca kapağının dahi, Vaporwave’in görsel sanat kaidelerini bütün hatlarıyla tanımladığı söylenebilir.

Vaporwave sadece amatör müzisyenler arasında yayılmıyor, birçok ünlü r&b ve hip-hop (şu an dünyadaki en popüler iki müzik türü) sanatçısı da Vaporwave’in tekniklerinden esinleniyor. Travis scott, Young Thug, Justin Bieber, Kanye West, keza Drake ve daha bir sürü sanatçının şarkılarında lo-fi öğelere ve sample’ların deformasyonu yoluyla yeni bir eserin üretimi yöntemine rastlanıyor.