Türk Sosyoloji Tarihinde Cemil Meriç

  Cemil Meriç şair, mütercim, eleştirmen ve her şeyden önce büyük bir düşünürdür. Gerek teknik, gerekse yöntem bakımından eserlerini, makale ve yazılarını bilimsel kalıp ve sınırlar içerisinde değerlendirmek zordur. Cemil Meriç’de sosyolojinin teknik, yöntem ve içeriği ve akademik çerçevedeki yazılardan ziyade eleştirel metin ve ifadelere rastlanır. Bu metinlerde Batı ve Doğu toplumlarının özellikleri, sosyolojinin Batı Avrupa’da doğuşu, gelişmesi, önemli sosyolog ve düşünürler, ideolojiler, toplumsal tabaka ve sınıflar gibi konular üzerinde değerlendirmelerde bulunulur. Bu değerlendirmeler çoğu zaman kitapları arasındaki küçük paragraflar, cümle ve satırlardan ibarettir.

Sosyoloji Notları ve Konferanslar
Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Cemil Meriç’in Sosyolojisi

Cemil Meriç, eleştirel sosyologlar çizgisine mensuptur. Çok küçük bir azınlıktan oluşan eleştiri tutumunu benimseyenler ise Batı sosyolojisini hem kendi içinde hem de Türk toplumuna uygulanabilirliği açısından sorgulamışlardır. Cemil Meriç, sosyolojiyi “içtimai fizik” veya “fizyoloji” adları ile temelini Saint Simon’un attığı bir bilgi dalı olarak kabul eder. Meriç’e göre tarihin, medeniyet tarihinin ve “ümran” adını verdiği sosyoloji biliminin gerçek kurucusu ise İbn Haldun’dur. Cemil Meriç bilgi sosyolojisinin de sosyolojinin de en büyük müjdecisinin İbn Haldun olduğu düşüncesindedir. Ancak bilgi sosyolojisini sağlam ve sosyal temellere oturtan önce Saint Simon’dur.

Sosyoloji, biyoloji değildir. Ona göre parça parça sosyal bilimler vardır. Çünkü insanı kinlerinden, sevgilerinden soyamayız. Bütün sosyal bilimler insan denilen dişleri ve tırnakları henüz sökülmemiş olan o mahlûkun suç ortaklığını yapmaktır. Bu nedenle sosyal bilimlerdeki insan etkisini göz önünde tutar. Meriç, sosyolojiyi bir ideoloji olarak değerlendirirken, onun sadece bir ideoloji olmadığının da farkındadır.

”Sosyolojinin bize kazandırdığı ilk vasıf, hakikati yalanlardan soyabilmektir.”

İbn Haldun
İbn Haldun
Saint Simon
Saint Simon

İbn Haldun ve Saint Simon’un Etkisi

  Cemil Meriç’e göre İbn Haldun sosyolojinin ve tarihin kâşifidir. Çağdaş düşünce Batı’da Machiavelli ile Doğu’da İbn Haldun’la başlar. Ortak yönleri o zamana kadar teoloji ve ahlakın emrindeki sosyal bilimleri onların emrinden çıkarmaları, totem ve tabuları yıkmalarıdır. Meriç için İbn Haldun, hem medeniyet tarihinin, hem de sosyolojinin kurucusudur. Toplumsal bilimlerin dayandığı temel prensiplerden birçoğunu ilk defa olarak İbn Haldun ifade ettiği ve uyguladığı için önemli bulur.

  Bir başka etkilendiği sosyoloğa gelecek olursak, Cemil Meriç’e göre, Saint Simon’dan sonra toplum ikiye ayrıldı: Çalışanlar ve aylaklar. Tembellik eskiden bir imtiyazken, bir asillik belgesiydi. Saint Simon için aylak yani eşek arısı, çalışmadan yiyen kişidir. Yani rahip, asker, toprağa alın terini katmayan mülk sahibidir. Saint Simon için bal arısı topluma yararlı bir iş görendir. Emek, Saint Simon’dan beri küçültücü olmaktan çıkmıştır. Cemil Meriç’in Saint Simon ile ilgili düşüncelerini onun “Saint Simon İlk Sosyolog İlk Sosyalist” kitabında da görmekteyiz.

Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist
Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist

Cemil Meriç’e Göre Toplumsal Sınıflar

Cemil Meriç Batı Avrupa’da büyük değişmeleri sağlamış olan burjuvazi ve diğer toplumsal sınıfların tarihi ve toplumsal yapıları ile geçirdikleri süreçler üzerinde düşünce üretir. Feodalite, burjuva sınıfı ile proletarya ile sosyal sınıfların yansımalarına karşılık gelen “entelektül” ve “intelijansiya” gibi zümreler üzerinde durur. Bu sınıf ve tabakaların Türk toplumu dâhil diğer doğulu toplumlardaki karşılıklarının niteliğini tartışır. Cemil Meriç, Namık Kemal, Şinasi ve Ziya Paşa’nın dönemlerinin en önemli fikir insanı ve aydınları olmalar›na rağmen Batı’daki gibi bir intelijansiya oluşturamamalarının sebebini dayandıkları toplumsal bir sınıfın bulunmamasına bağlar.

Bu Ülke
Bu Ülke

Entelektüel, toplumsal bir sınıfın parçasıdır. Düşman sınıfla dövüşerek gelişir ve olgunlaşır. Türkiye’de toplumsal sınıflar mevcut olmadığından entelektüelin de olmadığını düşünen Meriç, buna göre kendisinin de entelektüel sayılamayacağını ifade eder. Gerçek entelektüel önce ülkesinin haklarını, düşman bir dünyaya haykırmakla görevlidir onun için.

Peki, aydınla entelektüel aynı kimse midir? Entelektüel, ya zamanını doldurmuş değerlerin aktarıcısı ya da yeni bir dünya kurmaya çalışan bir toplumsal sınıfın yol göstericisidir, Cemil Meriç için. Aydın ise ne mazisini bilir, ne gelecek hakkında aydınlık tasavvurları vardır. Meriç yine toplumsal sınıfların yapı ve ilişkilerinin sanat ve edebiyat alanındaki yansımaları üzerinde de durur.

“Belli sınıf ilişkileri, belli bir içtimai yapı, belli edebiyat türlerini yaratır.”

Son dönem Türk düşüncesinin önemli isimlerine bakıldığında Cemil Meriç oldukça önemli bir yer tutar. Sosyolog olmamasına karsın sosyoloji ile yakından ilgilenmesi; sosyolojik düşünce, sosyologlar ve sosyolojinin durumunun yazılarında yer alması Türk Sosyolojisinde Cemil Meriç’in yerini ayrı kılar. Bunun yanında sosyolojiye eleştirel yaklaşması ve sosyolojinin bilimsel yönünden çok düşüncel yönüne vurgu yapması oldukça önemlidir.

Kaynakça

Alver, K. (2010). Cemil Meriç’in Sosyoloji Tasavvuru.

Sağlam, S. (2013). Türk Sosyologları, Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Video İçeriğimize Göz Atın!

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin