Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Edebiyat dünyasında dikkati üzerine çeken birçok yazar vardır. Eserlerini severek okuduğumuz bu yazarlar hem kendi döneminde hem de sonraki dönemlerde adından sıkça söz ettirmiş ve hayranlık uyandıracak edebi noktalara imza atmışlardır. Bu yazımda hem eserleriyle hem de şaşırtıcı kişilikleriyle beni etkisi altına alan beş yazardan bahsetmek istiyorum. Düşünüyorum ki sizler de hayretle okuyacaksınız. Keyifli okumalar…

1- İntihar Meraklısı Bir Yazar: William Shakespeare

“Olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu.”
Yüzyıllar öncesinde kurduğu bu cümleyi bugün duymayan yoktur. 1564 yılında dünyaya gelen yazar, İngiliz asıllı bir şairdir. Oldukça varlıklı olan ailenin sekiz çocuğundan üçüncüsü olarak doğmuştur. İyi bir eğitim alarak dönemine damgasını vuracak edebi kişiliğini hazırlarken henüz on sekiz yaşında, kendinden sekiz yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlenmiştir.

Hayatı boyunca çok fazla eser kaleme alan yazar, yaptığı evlilik sonrası Londra’ya göç etmiş burada aktör ve oyun yazarı olarak görev yapmıştır. O dönemde hatırı sayılır bir üne kavuşan yazar, sonraki dönemlerde dünyaca tanınmış bir isim olacaktır.

En çok bilinen kült yapıtı Romeo ve Juliet’tir. Bunun yanında Othello, Hamlet, Venedik Taciri gibi eserleri ile oldukça önemli bir başarı yakalamıştır.

William Shakespeare eserlerinde dikkat çekici bir konu olarak intihar unsuruna bolca yer vermiştir. Yazdığı oyunların on üç yerinde intihar sahnesi bulunmaktadır.

İlginç ve başarılı bir kişiliğe sahip olan yazarımız oyun yazarlığının yanında kuş türüne merak salan ve bu alanda inceleme yapan bir bilim adamıdır. Özellikle sığırcık kuşlarına önem vermiş ve Avrupa ve Batı Asya’ya özgü olan bu kuş türünün Amerika’da yaygınlaşmasını sağlamıştır. Eserlerinde de kuş türlerine fazlasıyla yer veren yazar birçok kişiyi kendine bu alanda da bağlamıştır. Öyle ki; Shakespeare hayranlığı ile bilinen bir adam yazarımızın eserlerinde yer verdiği tüm kuşları New York’a toplamıştır. Belli bir dönem hayvanat bahçesinde korunan kuşlar çoğalmaya başladıklarında hayvanat bahçesinde kontrolleri zorlaşmış ve 1960 yılında bir uçağın düşmesine yol açmışlardır. Bu kazada 62 kişi hayata veda etmiştir.

2- Boş Zamanlarda Morg Ziyareti Yapan: Charles Dickens

İngiliz yazar ve toplumsal eleştirmen olan Dickens, Victoria döneminin en iyi romancısı olarak kabul edilmektedir. 7 Şubat 1812 doğumlu yazar, en unutulmaz kurgusal karakterler yaratan başarılı bir edebiyat insanıdır. Edebiyat çizgisini ve kişiliğini belirleyen en önemli unsur babasının borçları sebebiyle hapishaneye girmesi ve o dönemdeki yoksulluğudur. İyi bir eğitim alamamış ve yoksul kalmış yazarın başarısı bu etkenler ile şekillenmiştir.

Yaşadığı dönemde “The Pickwick Papers” romanı ile şöhrete kavuşmuş, birkaç yıl içinde de uluslararası tanınan bir edebiyatçı olmuştur.

Tüm zamanların en çok satan kitabı “İki Şehrin Hikayesi”, bununla birlikte Oliver Twist, Antikacı Dükkanı, Müşterek Dostumuz ve Kasvetli Ev gibi daha birçok eser kaleme almıştır.

Edebiyata olan tutkusu ve yazar kişiliği yanında ilginç ve hayret verici bazı kişilik özellikleri barındıran yazar, ilginç bir özellik olarak geceleri yüzü kuzeye bakacak şekilde uyurmuş. Bu uyuma özelliğinin sebebini ise yer küre ve elektrik akımlarına bağlarmış. Hayatı boyunca bu tuhaf alışkanlığını sürdüren yazarın diğer bir takıntısı ise Cuma günleri ile ilgili bir batıl inançtır. Yazar için Cuma günleri şans ve uğur getirmesi açısından oldukça önemlidir. Her şeye üç kez dokunması da tuhaf denilebilecek bir inancın uzantısıdır.

Yazar boş zamanlarında karakterlerini oluşturmak üzere Paris morguna gitmeyi ve orada zaman geçirmeyi hayat tarzı haline getirmiştir. Bu garip alışkanlığına ise “İğrençliğin Çekiciliği” ifadesini kullanmıştır.

3- Kendini Çirkin Bulan Bir Yazar: Cahit Sıtkı Tarancı

“Otuz Beş Yaş” şiirinin yazarı olan Cahit Sıtkı, 4 Ekim 1910 yılında dünyaya gelmiştir. Eğitimini Galatasaray Lisesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamlayan yazar memurluk ve yayın spikerliği görevlerinde çalışmıştır.

Şiir konusunda dönemine zıt bir yol izleyen yazarın ilk şiirleri Muhit, Servet-i Fünun ve Uyanış dergilerinde yayınlanmıştır. 1946 yılı Cumhuriyet Halk Partisi şiir yarışmasında Otuz Beş Yaş şiiri ile birincilik kazanmıştır. Şiir hakkında görüşlerini ise şu şekilde belirtmiştir.

– Şiir ulaşmak istediğim esas mefkûredir.
– Şekilsizlik içinde güzellik avına çıkanlar, kendi kendilerini avutmaktan başka bir şey yapmazlar.
– Şiirdeki esas rol, kelimelerin istifidir.

Yalnızlık, karamsarlık ve ölüm temalı şiirleri ile bilinen Cahit Sıtkı’nın en ilginç ve üzücü özelliği kendini çirkin bulmasıdır. Çirkinliğinden dolayı kendini çok yalnız hissetmiştir. Bu yalnızlığı o kadar derindir ki Galatasaray Lisesinde okuduğu dönemde arkadaşlarına çok mektup gelmesi ve kendisine hiç gelmemesi, yazarı, kendi kendine mektup yazmaya itmiştir. Öyle ki; kendisine yazdığı bu mektupları postadan aldığında birinden gelmiş gibi sevinirmiş.

4- Kör Olmak Pahasına Daha Çok Okumak: Cemil Meriç

1916 ve 1978 yılları arasında yaşamış yazar, yazar kimliğinin yanında çevirmen ve düşünür olarak dikkat çekmiştir. En büyük tutkusu okumak üzerinedir. Yaşadığı dönemde okumayı ve yazmayı bir görev edinmiş ve bunun önüne hiçbir şeyi geçirmemiştir.

İnceleme, deneme, günlük türünde eserler kaleme alan yazar okumak üzerine de özlü sözleriyle bilinmektedir.

“Okumak, iki ruh arasında aşıkane bir mülakattır.”

Kitaplara olan tutkusunu hayatı boyunca devam ettiren Cemil Meriç, bu tutkusundan görme yeteceğini kaybedene kadar vazgeçmemiştir. Gençlik döneminde iki gözünde de oluşan miyop, askerlik görevinden muaf olmasına sebep olacak boyuttadır. Sonraki yıllarda artarak devam eden göz rahatsızlığı yüzünden yazıları seçemez noktaya geldiğinde sandalyesini masanın üzerine koyarak ışığa yaklaştırmak suretiyle okumaktan hiç vazgeçmemiştir.

Gözleri tamamen görmez duruma geldiğinde ise çevresindekilerin yardımıyla yazmaya devam etmiştir. Hatta yazarın en üretken çağı bu körlük olayından sonra başlamıştır.

5- Gürültüde Üretkenlik: Cemal Süreya

Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya 1931’de dünyaya gelmiştir. Doğduğu gün ve ay bilinmeyen yazar, hayatımızı aşk şiirleri ile doldurmaktadır.

Çocukluk döneminde ailesi ile birlikte sürgün edilmesi ve sürgün edildiği yerde kısa zaman sonra annesini kaybetmesi Cemal Süreya için oldukça zor bir hayat başlangıcı olmuştur. Annesinden ve yaşadığı yerden kopan yazar, babasının ikinci kez evlenmesi üzerine üvey anne kavramı ile tanışmıştır. Pek iyi bir tanışma içermeyen bu kavram Cemal Süreya için oldukça tehlikeli bir duruma ilerlemiştir. Öyle ki; üvey annesinin bir keresinde Cemal Süreya’yı zehirlenmek istemesi ve yemeklerine cam kırıkları karıştırması bu tehlikenin şiddetini belli eden en belirgin şeydir.

Sayılarla arası iyi olmayan yazarımız saati beşinci sınıfa giderken öğrenmiştir. Bunun aksine yazı yazmayı oldukça seven kişiliği gelişim göstermiştir. Okul yıllarında gürültülü ortamlarda başlayan yazma alışkanlığı üretkenliğinin bu ortamlarda daha iyi oluşmasını sağlamıştır. Hatta evde ve sessiz ortamlarda yazamadığı durumlarda radyo ve televizyonu açarak gürültülü alanda odaklanma kurmuştur.

İlginç ve farklı kişilik özellikleri ve dolu bir edebiyat çizgisi içerisinde Cemal Süreya adından sıkça söz ettiren bir yazardır. Hakkında hemen hemen herkesin bildiği bir diğer nokta ise şudur. Süreyya olan soyadını, arkadaşı Süreyya Evren ile girdiği bir iddia sonucu Süreya olarak değiştirmiştir. Kendi soyadından alınan “y” ise arkadaşının adına eklenerek Süreyyya Evren olmuştur.

İstisna yazarlara, istisna zamanlara…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin