Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Her şeyi, Mu’nun bize hediye ettiği Vaas harfleriyle yazdım. Demirdöğenlerin dilinden de yazdım.

Her şeyi harfi harfine doğru yazdım.

Sorok Yazmaları”

8000 yıllık geçmişin parşömenlerinden günümüze gelen bir sır. O sırrın peşinde genç bir profesör ve arkadaşları. Türklerin kökeninin bu sırdaki rolü nedir? Kıyametin kapıları aralanıyor. Tüylerinizi diken diken edecek bir maceraya hazır mısınız?
(Tanıtım Bülteninden)

Zülkarneyn Mu’nun Sırrı, on zamanlarda raflarda yerini almış, farklı kurgusu ve konusuyla ilgi çeken bir kitap. Geçmişteki tarihi detaylarla harmanlanıp yaşanılan olaylara daha farklı teorilerle bakmamızı sağlıyor.

“Eyn, büyük ulu demekti. Onlar birçok kavme de gönderilirdi bir kavimde de kalabilirlerdi. Bundan sonra ona KarnEyn diyecektik. ZülKarnEyn…”

Kitabın konusuna gelecek olursak; sıradan bir tarih profesörü olan Korhan’a gelen önemli bir teklif üzerine kitaptaki asıl olaylar başlıyor. Kitabı ilk açtığınızda, sayfalarda Sorok Yazmaları‘ndan bir kesit okuyorsunuz ve bu kesit sizi gizemli olaylara davetiye görevi görüyor. Kitap, daha ilk kesitinden merak unsuru uyandırıyor diyebiliriz bu nedenle.

Kitapta birçok detay ve olgular iç içe geçmiş bir halde. Bir yandan Türk adının 8000 sene önce kullanıldığını ve Türk soyunun nerelere dayandığını irdelerken, bir yandan da geçmişteki Zülkarneyn isimli peygamberleşmiş bir kişiye dair detaylı bilgiler okuyorsunuz. Bütün bunlar olurken, yazarımız bir yandan da eski yazmaların peşine düşüp yakalanmadan kaçış planlarıyla heyecanı hep yüksekte tutmuş. Bu nedenle kitaptan kopmak bu konularla ilgili olanlar için zor olacaktır. Tabii ki, Korhan’ın gördüğü rüyaları da unutmamak gerek. Sayfalar ilerledikçe bu rüyaların anlamını ve gizemli olayların nasıl sonuca ulaştığını okuyorsunuz. Yapbozun eksik parçaları okudukça tamamlanıyormuş gibi…

“Mu kıtasının sular altında kalmasından üç bin yıl sonrasında dünyanın düzenini korumakla görevli olan koruyucular cehennemin kapılarının aralandığını biliyorlardı. Ve Zülkarneyn yola çıktı.”

Kitapta yer alan bir başka konu ise, kayıp Mu kıtasıyla ilgili. Bu kıtayı Zülkarneyn’in ilgi duymasından ziyade, tarihte Mustafa Kemal Atatürk’ün de merak edip araştırdığını dile getirebiliriz. Daha öncede bahsettiğim gibi, kitap birçok önemli ana detaylardan oluşuyor. İstanbul’dan İrkutsk’a yerinizde duramayacağınız bir maceradan bahsedebiliriz aslında. Yazar ilk kitabı olmasına rağmen, bu detayları içtenlik ve akıcılıkla dile getirmiş. Yapılan betimlemeler ve üslubu sıkılmayı önlüyor, özellikle tarih, mitoloji, macera ve aksiyon gibi konulara ilgi duyuyorsanız.

“Ne ateş yakacak seni ne de su söndürecek ey Ateş Kral!”

Küçük bir detay daha verecek olursam, kitaptaki kahramanların isimleri seçilmiş kişilerden oluşturulmuş ve isimlerle de desteklenmiş. Örneğin; Korhan karakteri, Ateş Kral’ı temsil etmekte. Tarih, gizem ve macera iç içe olsun diyorsanız, bu kitabı tavsiye edebilirim.
Umut dolu kitaplara…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin