Zülfü Livaneli – Serenad

Yazarın Diğer Yazıları

Ziya Gökalp’in Üç Farklı Eserine Bir Bakış

Ziya Gökalp, ulus-devlet modelinin homojenleştirici yönünün dünyayı şekillendirmeye başladığı ve ulusçuluk akımının da hızla yayıldığı bir dönemde yaşamıştır. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın...

Popüler Kültür ve Tüketim İlişkisi Nedir?

Popüler kültür, gündelik yaşama hâkim kültür olarak karşımıza çıkar. Yöneten sınıfların, kültürel değerleri ve gelenekleri, egemen ideolojileri doğrultusunda yeniden şekillendirip bağımlı bireylere sundukları kültür...

Oğuz Atay – Tehlikeli Oyunlar | 40 Alıntı

1- "Bu sözleri unutamam artık; bütün geleceğimi kararttın. Oysa, kitaplardan söz ederken sesin ne kadar farklıydı." (s.15) 2- "İçimde bir boşluk var; perşembe sabahları, okula gitmek...

Oğuz Atay – Korkuyu Beklerken

"Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin?" diye biten bir kitap nasıl kötü olabilir? Bilenler bilir, bendeki Oğuz Atay sevgisi bambaşka. "En sevdiğim yazar" tanımlamasını onun için...
Zeynep Gizem Eskici
Zeynep Gizem Eskicihttp://instagram.com/siyahbeyazkutuphane
"küçük hanım yine hayaller peşinde... küçük bir hanım olamayan küçük hanım"

Bu incelememde, çok sevdiğim bir kitaba değinmek istedim.
Serenad, Zülfü Livaneli’den okuduğum ilk kitaptı. Bu yüzden midir bilmem, etkisi bir ayrıdır benim için. Gerçi her Zülfü Livaneli okuyuşumda “Bu kitap bambaşka kitaplar arasında yer edindi benim için” diyorum. Bu yüzden, Livaneli’yi cidden çok seviyorum.

“İnsanların kendi milletini veya kendi inancını diğerlerinden daha üstün görmesi, ne korkunç olaylara, ne büyük acılara neden oluyordu bu dünyada!”

Kitabın konusuna gelecek olursak, 60 yıl süren bir aşkı anlatsa da arkasında toplumsal ve tarihsel öğeler bulunduruyor. Yahudi soykırımından kaçan insanların Türkiye’ye sığınması ve Struma gemisine binmeleri üzerine başlarından geçenleri anlatıyor. Açıkçası, benim bu konu hakkında pek bir düşüncem yoktu. Kitabı okudukça fikir edinip daha sonradan bu olayı araştırmıştım. Yani, hem farkındalık açısından hem de nitelikli bir eser okuma açısından verdiği tat apayrı.
“Huzursuzluk” kitabında da yine aynı şeyi yaşamıştım. Bu da, Zülfü Livaneli’yi sevmem için başka nedenlerden birisi…

Karakterlerimiz Maya isimli bir kadın ve Profesör Wagner. Bu iki kişinin hayatlarının kesişmesi eşsiz satırlara neden oluyor. Tarifi olmayan yılların süregeldiği bir aşkı okurken bir yandan da gerçekten yaşanılan Struma olayı hakkında bilgi ediniyorsunuz.
Sizi çok etkileyici bir atmosferin içine bırakıyor. Olaylar çok sürükleyici ilerliyor ve kitabı elinizden bırakması güç oluyor.
Ayrıca, duygusal yönleri de yoğun bir kitap. Bu yüzden, birçok okuyucu gözü yaşlı okuyabilir bazı sayfaları.

“Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!
-Peki sen ne görüyorsun bakalım?
+İnsan sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan…”

Bence, gerçeklik ve kurgu bu kitapta çok başarılı harmanlanmıştı. Kitap çok akıcı ve merak ettiriciydi benim için. Keyifle okumuştum. Dediğim gibi, okuduğum her Livaneli kitabında bir şeyler öğrendim, bana bir şeyler kattı hep.
Mutlaka okunması gereken kitaplar listenizde kesinlikle bulunmalı bana kalırsa.

Umut dolu kitaplara…

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...