Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“..bazı acıları ölüm bile unutturamıyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor diye düşünüyorum.” (S:61)
Son zamanlarda en çok satanlarda gördüğümüz, çıkar çıkmaz hemen aldığım ve bir solukta okuduğum bu kitapta Zülfü Livaneli, tarihi olaya yine parmak basıp bu kez de Orta Doğu’ya IŞİD zulümlerine sürüklüyor bizi.
Doğduğu kentten epey uzak kalmış, İstanbul’un karmaşası içinde yaşayan İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberini alıyor. Yıllar sonra Mardin’e gidiyor. Uzun zamandır görmediği eş dosta ulaşıyor, çocukluğunun Mardin sokaklarında düşüncelere kayboluyor ve tabii ki çevresinden edindiği bilgilerle Hüseyin’in sevdasını ve ölümünü araştırmaya koyuluyor. Adeta girdaba çekiliyor ve tutkuyla, hırsla bir kadının peşine düşüyor.
İbrahim, bunları araştırdıkça IŞİD’in gerçek yüzünü de öğreniyor.
IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz ve diğerlerinin hikayesine tanık oluyorsunuz. Ezidilik (Yezidilik) hakkında da epey bilgi ediniyorsunuz, ben oldukça fikir edindim.
Okurken kanınız çekiliyor, ağlamak istiyorsunuz ama bunu başaramıyorsunuz. Sevda ve acıyla bir Orta Doğu’ya tanık oluyorsunuz, siz de İbrahim’le birlikte gerçeklerle pat diye yüzleşiyorsunuz. Derin düşüncelere gömülmemek ne mümkün?
“İnsanları pençesine almış, çöl hecirleri gibi hepimizin ağzını kan içinde bırakan “harese”den kurtulmak için yazıyorum ve zaman zaman kendimi şu sözü tekrarlarken yakalıyorum: ‘Ben bir insandım!'” (S:111)
Olayların içine girdikçe, Livaneli bu hikayeyi Orta Doğu’nun ünlü bir hikayesine benzetir;
develerin en sevdiği dikeni nasıl yediklerini ve bu dikeni yerken ağızlarına batarak kanatmasını ve kan ile diken birleşmesi ile deveyi sarhoş eden bir tadın oluşmasını yaşanılanlarla oldukça örtüştüğünü düşünüyor.
Kadınlara, küçük kızlara yapılanlar, yaşanılan insanlık dışı şeyler yüzünden çaresizliği nefes alıyormuşum gibi hissettim okurken. Meleknaz’a İbrahim’den çok daha önce ulaşıp yardım etmek istedim…
Huzursuzluk, güncelliğinden sonra üslup açısından da gayet güzel bir eser. Türk Edebiyatı’nda hak ettiği yeri edineceğine eminim. Çok güzel bir kitaptı, okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
Umut dolu kitaplara, tabii ki mavi günlerle birlikte…

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin