Zülfü Livaneli – Huzursuzluk

Yazarın Diğer Yazıları

Ziya Gökalp’in Üç Farklı Eserine Bir Bakış

Ziya Gökalp, ulus-devlet modelinin homojenleştirici yönünün dünyayı şekillendirmeye başladığı ve ulusçuluk akımının da hızla yayıldığı bir dönemde yaşamıştır. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın...

Popüler Kültür ve Tüketim İlişkisi Nedir?

Popüler kültür, gündelik yaşama hâkim kültür olarak karşımıza çıkar. Yöneten sınıfların, kültürel değerleri ve gelenekleri, egemen ideolojileri doğrultusunda yeniden şekillendirip bağımlı bireylere sundukları kültür...

Oğuz Atay – Tehlikeli Oyunlar | 40 Alıntı

1- "Bu sözleri unutamam artık; bütün geleceğimi kararttın. Oysa, kitaplardan söz ederken sesin ne kadar farklıydı." (s.15) 2- "İçimde bir boşluk var; perşembe sabahları, okula gitmek...

Oğuz Atay – Korkuyu Beklerken

"Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin?" diye biten bir kitap nasıl kötü olabilir? Bilenler bilir, bendeki Oğuz Atay sevgisi bambaşka. "En sevdiğim yazar" tanımlamasını onun için...
Zeynep Gizem Eskici
Zeynep Gizem Eskicihttp://instagram.com/siyahbeyazkutuphane
"küçük hanım yine hayaller peşinde... küçük bir hanım olamayan küçük hanım"

“..bazı acıları ölüm bile unutturamıyor, bazı davranışlar ölümden sonra bile bağışlanmıyor diye düşünüyorum.” (S:61)

Son zamanlarda en çok satanlarda gördüğümüz, çıkar çıkmaz hemen aldığım ve bir solukta okuduğum bu kitapta Zülfü Livaneli, tarihi olaya yine parmak basıp bu kez de Orta Doğu’ya IŞİD zulümlerine sürüklüyor bizi.

Doğduğu kentten epey uzak kalmış, İstanbul’un karmaşası içinde yaşayan İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberini alıyor. Yıllar sonra Mardin’e gidiyor. Uzun zamandır görmediği eş dosta ulaşıyor, çocukluğunun Mardin sokaklarında düşüncelere kayboluyor ve tabii ki çevresinden edindiği bilgilerle Hüseyin’in sevdasını ve ölümünü araştırmaya koyuluyor. Adeta girdaba çekiliyor ve tutkuyla, hırsla bir kadının peşine düşüyor.
İbrahim, bunları araştırdıkça IŞİD’in gerçek yüzünü de öğreniyor.

IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz ve diğerlerinin hikayesine tanık oluyorsunuz. Ezidilik (Yezidilik) hakkında da epey bilgi ediniyorsunuz, ben oldukça fikir edindim.
Okurken kanınız çekiliyor, ağlamak istiyorsunuz ama bunu başaramıyorsunuz. Sevda ve acıyla bir Orta Doğu’ya tanık oluyorsunuz, siz de İbrahim’le birlikte gerçeklerle pat diye yüzleşiyorsunuz. Derin düşüncelere gömülmemek ne mümkün?

“İnsanları pençesine almış, çöl hecirleri gibi hepimizin ağzını kan içinde bırakan “harese”den kurtulmak için yazıyorum ve zaman zaman kendimi şu sözü tekrarlarken yakalıyorum: ‘Ben bir insandım!'” (S:111)

Olayların içine girdikçe, Livaneli bu hikayeyi Orta Doğu’nun ünlü bir hikayesine benzetir;
develerin en sevdiği dikeni nasıl yediklerini ve bu dikeni yerken ağızlarına batarak kanatmasını ve kan ile diken birleşmesi ile deveyi sarhoş eden bir tadın oluşmasını yaşanılanlarla oldukça örtüştüğünü düşünüyor.

Kadınlara, küçük kızlara yapılanlar, yaşanılan insanlık dışı şeyler yüzünden çaresizliği nefes alıyormuşum gibi hissettim okurken. Meleknaz’a İbrahim’den çok daha önce ulaşıp yardım etmek istedim…

- Advertisement -

Huzursuzluk, güncelliğinden sonra üslup açısından da gayet güzel bir eser. Türk Edebiyatı’nda hak ettiği yeri edineceğine eminim. Çok güzel bir kitaptı, okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Umut dolu kitaplara, tabii ki mavi günlerle birlikte…

 

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....