Zamanın İzinde – Ercan Kesal & Enis Rıza

Yazarın Diğer Yazıları

Antik Mısır – Antik Yunan Sentezi: Fayyum Portreleri

Medeniyetin ilk yıllarından beri insanlık sanatın çeşitli kollarıyla uğraş halinde olmuş, kendisinden sonra gelen uygarlıklara pek çok yazılı ve sözlü sanat eserleri bırakmıştır. Tarihi...

Ben Bu Sokakları Biliyorum: Şiirimizde Mikro Mekan

Bazen izlediğimiz bir filmde başımıza gelir, bazen okuduğumuz bir romanda: bizi peşinden sürükleyen o başkarakter bir şekilde bildiğimiz bir caddenin köşesinden dönüverir. O andan...

Şairler Ölmez: Bir Karanfil Elden Ele

"Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır." Henüz bir ay önce kaybettiğimiz felsefeci ve şair Oruç Aruoba, Cemal Süreya’nın ölümünün ardından böyle demiş. Oruç...

Farklı Dünya Kültürlerinin Deniz Kızı Efsaneleri

En eski çağlardan beri yeryüzünün farklı noktalarında farklı milletler, üstelik farklı zamanlarda birbirine fazlasıyla benzer hikayeleri anlatmış ve bunları benimsemişler. Buna bir örnek de...
Tayfun Tatar
Tayfun Tatar
Gömlek cebinde şiir, fotoğraf ve biraz da sonbahar taşıyan bir basit adam

Hemen hemen herkesin, bilhassa fotoğrafseverlerin ilgisini hep çekmiştir geçmiş yıllardan, hayatın içinden fotoğraflar. Çünkü şimdilerde her gün önünden geçip işe/okula gittiğiniz o eski binanın yıllar önce etrafında gökdelenler yokken tek başına dikiliyor oluşu, fotoğrafa bakarken çekici bir yaşanmışlık duygusu uyandırır.

Zamanın İzinde kitabında Ercan Kesal ve Enis Rıza da tam olarak bu hissin peşinden gitmek istemiş bana kalırsa. Okuyucu kitabı eline alıp fotoğrafları bir bir geçerken içlerinde bu duyguyu uyandırmak, bu topraklarda yaşanan öykülerin farkına varmalarını sağlamak istemişler. Bunu yaparken de güzel bir fotoğrafın paragraflar sürecek bir yazının yerini tutabileceğini unutmamışlar. Fotoğrafların açıklamaları buna uygun olarak, kısa kısa yapılmış. Öyle ki bu açıklamalarda ne eksik ne fazla bir kelime yok. Çoğunda sadece yer ve zaman belirtilmiş, fotoğraf özel bir olayın üzerine ise olay hakkında kısa bir bilgi sunulmuş. Bazı fotoğraflarda ise bu açıklamaları yazan Ercan Kesal, kısa bir “belki” eklemiş. Fotoğraf karesinin içindeki birinin yüz ifadesinden, başka birinin duruşundan yaptığı bir çıkarım… Açıklamaların bu şekilde az ve öz oluşu bana kalırsa kitabın ruhuna oldukça uygun. Okuyucu gereksiz uzun metinlerle boğulup fotoğraftan uzaklaşmıyor. Fotoğrafta neyin ne olduğunu anlayıp onu incelemeye geri dönüyor. Tabii bir de zaman zaman kendisinde de yazar ile benzer bir hissiyat oluştuğunu fark edip şaşırıyor “belki”leri okurken. Yalnız bazı fotoğraflarda bu bahsettiğim açıklamalara yer verilmemiş. Bu bilinçli bir tercih midir yoksa fotoğrafa dair bilginin kısıtlı olmasından doğan bir zorunluluk mudur bilmiyorum ancak eğer bir tercih ise, en azından yer ve zaman bilgisinin verilmesi daha isabetli olurmuş bana göre.

Kitapta yer verilen fotoğraflar tam olarak bir “yakın tarih” sınıflandırmasında değil. En eski fotoğraf –eğer tarihsiz fotoğraflar arasında daha eskisi yoksa- 1908 yılında Manastır’da çekilmiş. Kitap ile bu noktada başladığınız yolculuk kronolojik bir sıra ile ilerleyerek günümüze kadar geliyor. Son yıllara dair fotoğraflar, haliyle, daha çok güncel gelişmelere dair olmasına rağmen eski fotoğraflar yalnızca tarih kitaplarında da bulabileceğiniz, dönemin önemli olaylarına dair değil. Çanakkale Savaşı’ndan bir cephe fotoğrafı, Atatürk’ün cenazesinden bir fotoğraf, bir köy enstitüsü meydanında yapılan bir gösteri, henüz köprüleri olmayan bir İstanbul Boğazı fotoğrafı, 1950’li yıllarda bir Çerkes düğünü ve daha niceleri bu kitapta bulabileceğiniz ayrıntılar. Bana kalırsa kitabı benzerlerinden ayıran nokta da aslında bu. Yaşadığımız coğrafyaya dair çok geniş bir yelpazeye ışık tutuyor. Örnek vermek gerekirse, bu kitaptan önce haklarında hiçbir şey duymadığım Nartlar’ın dansları ve gelenekleri hakkında şu an az da olsa bilgi sahibiyim. Kim bilir belki de böyle bir kitabın amacı buydu.

Kitaba dair bir paragraf da Ayrıntı Yayınları’na açmak istiyorum. Otuz yılını doldurmuş olan yayınevi, bu kitabı “Ayrıntı’nın 1000. kitabı” olarak sunmuş. Kitabın birkaç ufak ayrıntı dışında hayran kaldığım içeriklerini bir yana bırakırsak, dizgisi ve tasarımının da çok başarılı olduğunu söylemek istiyorum. Fotoğrafların kalitesi oldukça iyi ve baskının yapıldığı kağıdın seçimi için bile özen gösterilmiş. Fotoğrafların sayfa içinde konumlandırılması da açıklamalarıyla birlikte oldukça başarılı. Yalnızca iki sayfaya yayılan birkaç fotoğrafta, sayfanın ortasındaki katlanma nedeniyle bazı detay kayıpları dikkatimi çekti. Ancak bu kadar kusur böyle bir kitapta kabul edilebilecek düzeyde.

Uzun lafın kısası, “Zamanın İzinde” benzerleri gibi “yakın tarihimize fotoğraflarla ışık tutan” bir kitap değil de “yakın geçmişten öyküler anlatan” bir dizgi. Fotoğrafların seçiminden metinlerin hazırlanmasına ve bunların birlikte harmanlanıp dizgisinin yapılmasına kadar muhteşem bir emek ve bu emeğin güzel bir karşılığı var. Yaşadığı coğrafyayı biraz daha iyi tanımak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

Lou Andreas Salome – Arayışlar İncelemesi

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...