Gabriel García Marquez’in en sivrileşmiş romanı Yüzyıllık Yalnızlık’tır. Bu romana odaklanıp bakacak olursak; Marquez, gerçeküstücülük sanat anlayışını iliklerine kadar kullandığı görülmektedir. Romanda mekandan kişiye, kişiden olaya bütün unsurlar, gerçeküstücülüğe hizmet etmektedir. Gerçeküstücülük sanat anlayışı olay ile yazar tavrının zıtlıklar oluşturmasıyla kurulur. Gerçeküstücü yazar, eserde kendi gerçekliğini kurar ve bu gerçekliği okuyucuya inandırır. Yazar; “gerçekliğe uymayan hiçbir ayrıntı yoktur” der. Bu durum bir bakıma anlatılanlar ile çelişmektedir. Fakat gerçeküstücülüğün ahengi olayların serim bölümünden itibaren ilerleyerek ortaya çıkmaktadır.

Bir ailenin yüzyıllık öyküsünü kaleme alan roman, aile fertlerinin isimleriyle dikkat çekmektedir. Buendia ailesinin kızları ve erkekleri, bir döngü içinde aynı isimleri tekrar tekrar almaktadır. Arcadiolar  biraz daha deli doluyken  Aurelianolar daha ağır  başlıdır. Ursulalar ise eve bağlı ve anaç bir tutum sergilerler. İsimlerin tekrar etmesi,  soyun süre gelen özelliklerinin sembollerine dönüşürler. Ailenin babası Jose Arcadio Buendia, birini öldürmesiyle ailenin lanetlendiğinden bahseden yazar, bu kanıyı güçlendirmek için akraba evliliklerinin sonucu doğan çocukların domuz kuyruğuna sahip olacağını söylemektedir. Domuz kuyruğunu genetik bir bozukluk olarak düşünürsek;  bu olay bilimsellikle de açıklanabilir. Lakin yazar burada akraba evliliğini gerçeklikten uzak bir sembolleme ile anlatmıştır. Bu anlatım gerçeküstücülük anlayışında gayet olağandır. Şöyle ki; asli olan mesaj, anlatılanın ardındaki alt metindir ve alt metnin gerçekliği doğrultusunda ilerlemektedir.

Romanda ölülerin ruhları yaşayanlar ile konuşmuştur. Bu ruhların en bilgini kendi yazdığı metnin okunması için Aurelianolara yardımcı olmuştur. Buradaki olay anlamda kapalılık yaratsa da romanı bütüncül açıyla incelediğimizde ailenin birçok soyunun yaşamı boyunca aynı felaket ve mucizelere maruz kaldığını görmek mümkündür. Ölülerin canlı yaşamına müdahale eden birçok karakter, gayelerinin yarım kalması sonucu yaşayanlara görünmüşlerdir. Yazarın etkileyici anlatımını biraz gözardı edip bakarsak yarım kalan hayatların yaşayanları nasıl etkilediği görülmektedir. Huzursuzluk duyulmasına sebep olan yarım kalan hayatlar hala yaşamakta olanların zihinlerini kurcalamaktadır. Yarım kalan hayatlardan söz etmişken gayelerini tamamlayan bir hayat vardır ki o da Güzel Remedios’dur. Güzellikte eşi benzeri olmayan Güzel Remedios, saf ve kötülük bilmezdir. Ev halkı onu sağlıklı bir zihne sahip olduğunu düşünmese de yazarın bu konuda bir ip ucu vardır. Albay Aureliano onun çok zeki olduğunu fark eden tek kişi olmuştur. Albay’ın çok okuyan ve zeki kişiliği bu durumu destekler. Güzel Remedios’u daha ayrıntılı anlatmak gerekirse, Albert Camus’un karakterleri gibi birçok evrensel ahlak ve değerlere zıttır. Lakin Güzel Remedios yabancılaşmamıştır. Davranışları Camus karakterleri gibi olsa da onun için önemli olan iyiliğin ve hayatın geçiciliğidir. Ursula, Güzel Remedios’un güzelliğini ve çevredeki erkeklere tehlike arz edebileceği düşüncesiyle onu dışarı çıkarmamaktadır. Lakin bu durum Güzel Remedios için hiç sorun teşkil etmez.  Ayrıca odadan veya evden çıkmayışı hayattan zevk alamamaktan değil,  hayatın güzelliğini her yerde görüp oyalanabilme kabiliyetinden gelmektedir. Erkeklerin ona karşı saplantılı ve tehlikeli tutku beslemesi Güzel Remedios için hiç önemli değildir. Onun bu umursamayışı erkekleri çileden çıkarır ve birer birer ölmelerine sebebiyet verir. Buradaki olumsuzluk yazar tarafından öyle anlatılmıştır ki var olan olumsuzluk Güzel Remedios’tan değil de birer birer ölen erkeklerden kaynaklanmaktadır.

Bu olayların peşinden Güzel Remedios’un çarpıcı ölümü hem ev halkını hem de okuyucuyu şaşırtmıştır. Sararıp solan Güzel Remedios, havaya yükselmeye başlar ve gözden kaybolur. Burada önemli iki husus bulunmaktadır. Yazarın ölümü sır perdesinde bırakmasının sebebi iki şekilde açıklanabilir. Yazarın kendi hayatından esinlenmiş olduğu düşünülebilen roman, Güzel Remedios karakterinin yazarın kendi hayatından bir kişi olma ihtimali akla getirebilir. Böylece bu kişinin ölümünün verdiği üzüntü Remedios karakterine özel ve ihtişamlı bir ölüm çizilmiş olabilir. Veyahut karakter sadece bir kurgudan ibaretse, karakterin çok zeki ve hayatın sırrını anlamış tavrı, onu bu hayatın içinde tutmanın manasız bir hale gelmesine yol açmış olabilir. Söylediğimiz ihtimallerin önemi şuradadır; gerçeküstücülük sanat anlayışının olanaklarını görebilmemiz açısından Güzel Remedios önemli bir örnektir. Edebiliğin veya anlam katmanlığının oluşumu açsından yararlanılan gerçeküstücülük sanat anlayışı, edebi eserlere önemli kazanımlar katmaktadır.

Önemli sisler ören gerçeküstücülük sanat anlayışı kati bir gerçeklik sağlamaya da imkan vermektedir. Albay Aureliano liberallere verdiği savaşın kanlı mücadelesini romanda anlatan yazar, gerçeküstücülük açısından çelişmemektedir. Sıkı kurallar koymayan sanat anlayışı romanın içinde adeta şiirdeki semboller gibi anlama güzellik katan unsurlardan başka bir şey değildir. Yüzyıllık romanının önemi; lirik anlatının pusluluğu ve savaşın demir soğuğu gibi keskin ve net oluşunu, bir arada tutabilmesidir.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin