Gece Modu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve Anayurt Oteli’nin ardından kaleme aldığı Canistan, yazarın üçüncü ve son romanıdır. Yusuf Atılgan, romanın “Duruşma”, “Yargıç” ve “Tanık” adlı ilk üç bölümünü yazmış; fakat “Sanık” adlı dördüncü ve son bölümünü tamamlayamadan vefat etmiştir.

Genellikle şehir hayatının keşmekeşi içerisinde, modernizmin değerlerini altüst ettiği kahramanlar  yaratan Yusuf Atılgan, bu eserinde şehir hayatı yerine köy ve köy insanının sıkıntılarını dile getirmiştir. Erkeklik ve iktidar olma kavgasının izlerini okumamıza imkan veren Canistan; Yusuf Atılgan’ın daha önceki eserlerinde gördüğümüz şiddet ve cinsellik konularının üzerine oturtulmuş bir anlatıdır.

Anlatının iki ana karakteri Selim ile Tokuç Ali’dir. Selim küçük yaşta babası vefat ettikten sonra Tokuç Ali ve babasının yanında ‘yanaşma’ olur. Selim ile Ali zamanla çok yakın iki arkadaş olurlar ve toplumsal yaşamda birbirlerini hep desteklerler. Selim ile Ali bir gün sıpa ile cinsellik yaşamak isterler ancak anlaşamazlar. Ali, Selim’i dışlar. Çünkü Tokuç Ali, ağa çocuğudur ve o ne derse o olacaktır. Selim yanaşmadır ve hep hayatta ikinci planda kalacak, horlanacak bir insandır. Selim daha sonra köyü terk eder ve her şeyini geride bırakır. Yıllar sonra köye döner ve Tokuç Ali’den intikam alır ve onu öldürür. Tokuç Ali’nin ailesine de zarar verir.

Selim, anlatıda erkekliğini gerçekleştiremeyen ve iktidarını pekiştirmek için şiddete başvuran bir kahraman özelliği gösterir. Köyü terk ettikten sonra Esma adında dul bir kadınla ilk cinsel deneyimini yaşayan Selim, böylece gerçek anlamda ‘adam’ olduğunu düşünür. “Çuvallar ağır, sen küçüksün daha, kaldırabilecekmisin?” (Atılgan, 2012: 42) diye soran Mehmet Ağa’ya Selim’in “Ne küçüğü ağam, adam oldum ben. Evelallah yüz yirmi okka çekse vız gelir, kollaşıp atarız.” (Atılgan,2012: 42) diyerek karşılık vermesi bu anlamda önemlidir. Selim, erkekliğini Esma’ya ve diğer kişilere göstermiş ancak Ali’nin tüm bu olanlardan haberi yoktur. Selim’in Ali’ye iktidarını göstermesi ve ispatlaması gerekmektedir ve bu bağlamda da yüzleşmesi gerekmektedir.

Esma’nın vefatıyla yalnızlıkla tekrar barışan Selim, erkekliği görünürde içselleştirmesine rağmen erkeklikten uzak kalmıştır. Askerlik görevinden kaçması bunun en güzel örneğidir. Erkeklik, Türk toplumunda askerliğin yani vatan borcunun yerine getirilmesiyle pekiştirilir. Pekiştireçten uzak kalan Selim, bilinçaltında eziklik ve çelişkiler yaşamaya devam eder.

Sonuç olarak gücü cinselliğe indirgeyen ve patriyarkal sistemin ikinci olarak konumlandırdığı kadın üzerindeki hakimiyeti erkeklik olarak gören anlayışın eleştirisini görürüz. Selim, bu anlamda iktidarı bir güç olarak gören, edilgenliğini Ali’yi dize getirerek yok etmeyi amaçlamış ancak istediği hazzı alamamıştır. Ali’ye uyguladığı şiddet ve sonunda Ali’nin ölümü, onu daha da yalnızlaştırmış ve yabancılaştırmıştır.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin