Serkan’la Küçük Esat’ta kalıyorduk. Büyüğünden pek haberimiz olmuyordu.

Camı kırık odada ben yatıyordum. Serkan salonda yatıyordu, yazları balkonun girişinde.

Salon ile balkon arasındaki yılların bu kadar hızlı geçeceği aklımıza gelmemişti.

“Bir yerden para geldi kardeşim, hadi kalk pavyona gidelim!” dedi.

Salonda oturuyorduk o sıra. Genelde otururduk, o esrar sarardı, bulamazsa ağlardı. Ben soda içerdim, onu izlerdim. Bütün eylemlerimizi oturarak yapardık.

Serkan toparlandı, gözlerinin yaşını elinin tersine bulaştırdı. Ceketini sırtına geçirdi.

Dışarı çıktık.

Cebindeki para bir sınıfa ait olmayan bir pavyonda 2 bira ediyordu. Biz 100 bira içecek gibi yürüyorduk. Kadınlarla dans edecektik.

“Bak böyle oynayacaz bak böyle.” dedi beni kendine çevirerek. Ellerini yere yakın bir yerde şıklatıyor, ayakkabısının burnuna basarak yürümeye çalışıyordu. “Bir gören olur kardeşim.” diyemedim. Bir gören olmazdı. Dilimi damağıma vura vura elektro bağlama sesi çıkarmaya çalıştım. Serkan’a deli gibi eşlik etmek istiyordum. 98 bira içmiş gibiydik. Hayat da biraz denge meselesi.

“Yoksa,” derdi Serkan! “Eğer yoksa yokluğu seveceksin!” derdi eskiden.

Pavyona giderken yorulduk sonra acıktık. İki köfte iki çeyrek kokoreç yedik, para bitti. Bir süre konuşmadık. Eve döndük. Ben yarım bıraktığım sodaya devam ettim, Serkan elinin tersindeki yaşları tekrar gözlerine bıraktı. Zamanın aktığını anlamak için güneşin doğmasını bekledik.

“Ben bir hava alıp geleyim kardeşim.” dedi. O gece gelmedi

2 ay sonra aradı.

“Bir şey lazım mı?”

“Canının sağlığı…” dedim. Gelince sadece oturduk. Ertesi gün sordum.

“Neredeydin Serkan 2 aydır?”

Aylin’e aşık olmuş, beraber yaşamaya karar vermişler. Aylin dönmeymiş. Ama bir görseymişim , en kralına bin basarmış. “Aşk kuşum” diyormuş Serkan’a. Eliyle mahremine dokunup, öpüyormuş belli belirsiz. Tokayı açıp saçlarını bir salıyormuş geceleri “Bakmayan adamın anasını avradını!!”

“Peki.” dedim. “Peki, niye döndün?”. Oturuyorduk. O gidince salona geçmiştim. Camı kırık oda çok soğuk oluyordu.

Serkan ağlamaya başladı. Onun ağladığına çok sık tanık oluyordum. Aylin işe çıkıyormuş geceleri, Serkan’ın numarasını millete dağıtıyormuş.

“Pezevengi yaptı lan beni!” dedi. Alnını avucunun içine alarak hıçkırıyordu. Soda şişesinin ağzına gözümü dayadım, dürbünle uzaklara bakar gibi dibinden Serkan’a baktım, her yer yeşildi.

Canım çok sıkılıyordu. Eğer cennet varsa soda şişesiyle aynı renk olmamalıydı.

“Bu arada,” dedi. “Bana bir yerden para geldi kardeşim hadi kalk pavyona gidelim.”

İkimiz birden ayağa kalktık. Şişeyi çöpe attım. Serkan’ın telefonu çaldı.

Önce açmayacak gibi oldu.

“Alo? Babandır pezevenk orospu çocuğu, aramayın lan beni!” deyip telefonu duvara fırlattı.

Telefon duvardan sekip salonun camını kırdı.

Dışarı çıktık.

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin