Yeryüzü Ayetleri

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Makbule Aras’ın Furuğ Ferruhzad’ın seçme şiirlerinden çeviri yaparak, şiirlerin tek kitapta buluşması ile doğan ayetler bütünü… Kitap beş bölüm, otuz bir şiirden oluşuyor. Okurken hissettiğiniz ise bir kadının aşkı ile başlayan “Tutsak”lığını, “Duvar”lar ile özgürleştirmesini anlatan devasa bir hikâye.

“Güzelliği avuçlarımın arasına aldım, acıydı…”

Furuğ’un şiirleri incecik, nahif bir kadını anımsatıyor, belki bu kadın bizzat kendisidir. Yaşamını düşünerek bu kanıya varmak çok zor değil. 1935’te Tahran’da dünyaya gelen, Furuğ, henüz on altı yaşında, Tahran’ın önemli isimlerinden Perviz Şapur’la evlendi. İki sene sonra oğlu Kâmyar dünyaya geldi. 1954’te dönemin koşullarına göre cesaretli sayılabilecek bir karar alarak kocasından boşandı ve hayatının en büyük trajedisi boşandıktan sonra oğlunu bir daha görememesi oldu. Kadınlığını ve özgürlüğünü doyasıya yaşamak istediği için kendi yurdunda hapis kaldı ve toplum normlarına başkaldırdığı için günahkâr olarak atfedildi. Furuğ’nun ataerkil toplumla ve kendi ile savaşı bundan sonra şiirleri ile oldu. Şiirlerini bir kılıç gibi kuşanırken, sinemayla da sesini duyurdu. 1967’de otomobili ile geçirdiği bir kaza sonucu otuz üç yaşında hayata veda etti.

“öyle doluyum ki seninle
kendimden döküleceğim toz gibi
bastığın yere baş koyacağım usulca
uçarı gölgene asılıp kalacağım” Tutsak – Sevmekten

İlk bölümü okurken yüreğini en derine kadar açacak cesareti buluyor insan kendinde. Sevmek istiyor, yeşermiş yaprakları arzuluyor ayazda ve ayazın ona karşılıksız tutkun olduğunu sanıyor.

“kaçmak için tuzağından busenin, bir yol varsa da gizli
biz bulamıyorduk onu, bağlanmaktan alıkoyup bu buselere kendimizi” Duvar – Leyla’ nın Mezarında

İkinci bölümde hem elleri havada teslim olmuş, hem de kelepçelenmiş buluyorsunuz kendinizi. Aniden yeşeren yaprakların bir kafes ve içinde çırpınan kuşun yüreğiniz olduğunu hissediyorsunuz. Aşk sorgusuz teslimiyettir ve bu teslimiyet sonsuza dek uçamaması demektir yüreğinizin. Oysa gök uçsuz bucaksız..

- Advertisement -

“ansızın bir uyku alıp götürecek beni
acının çığlığından boşalacağım” İsyan – Sonraları

Şairin uçmak ve hapsolmak isteği arasında bocalamasının farkındalığını yansıtan “İsyan” bölümü, aslında nörotikliğin ölümü çağırdığını gösteriyor. Kadın sevdiği adamın koynuna girer gibi, usulca uykunun, ölümün, koynuna giriyor.

“ey kanımın bataklığının altın balığı
sarhoşluğun hoş olsun beni içiyorsun zira” Yeniden Doğuş – Gazel

Ölümün koynunda uyuyup, yine sevdiği adamın yanında uyanan kadın, diyor ki:

“ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim biliyorum, biliyorum, biliyorum” Yeniden Doğuş

“ve bu benim
yalnız bir kadın
soğuk mevsimin başlangıcında
yeryüzünün kirlenmişliğini
ve gökyüzünün yalın kederli umutsuzluğunu
ve bu beton ellerin güçsüzlüğünü
anlamanın eşiğinde” İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına

Ve artık vazgeçişidir Furuğ’un kendinden, yeşeren yapraklardan hatta ayazdan. Farkındalık bir adım ileri götürürken onu, kabullenişi yazdırmıştır, ne yazdıysa.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...