Yemek Kültürünün Değişimine Sosyolojik Bir Bakış

Toplumsal değişme kavramının altında toplumu, insan toplumlarının tümünü biçimlendiren iki temel ilişki ya da daha doğru bir deyişle iki temel çelişki yatmaktadır. Birinci temel çelişki insan-doğa çelişkisidir. Bunun sonunda ortaya insan-insan çelişkisi çıkar. Doğa insanı yaratmıştır. İnsan ise yaratıldığı andan başlayarak, doğayı denetimi altına almaya, ona egemen olmaya çabalar. İnsan-insan çelişkisi hemen bu noktada başlar (Kongar, 2002). İster ilkel bir teknoloji, ister gelişmiş bir teknoloji olsun; insan hayatını kolaylaştıran herhangi bir alet değişimi başlatır. Bu değişimle birlikte bahsettiğimiz çelişki git gide büyür. Var olan teknolojinin temeline bakıldığında bireysel veya toplumsal olarak eşitsizliğin oluştuğu görülür.

Kültür, insanlığın doğayı denetime almak amacıyla yarattığı şeyler ve bu çabayla birlikte oluşan anlam, değer ve kurallardır. Toplumsal değişme ise, temelinde teknolojik değişmenin olduğu, kişilerarasındaki ilişkilerin değişmesidir. Bu değişimin sonucu toplumsal bir olgu olarak karşımıza çıkar. Toplumsal değişme, toplumdaki belli bir zamanla meydana gelen farklılaşmaları tanımlar. Bununla birlikte bu kavram, bütün toplumlarda karşımıza çıkan evrensel bir olgu olarak dile getirilebilir.

Breadsworth ve Keil’e göre, bireylerin yemek yeme eyleminin fizyolojik olan acıkma hissinden sosyolojik olan iştah yönelimi olgusuna dönüştüğünü belirterek, zamanla bireylerin iştah yöneliminde önemli değişiklikler yaşanabileceğini ifade etmektedir. Bireylerin çocukluktan yetişkinliğe ve yetişkinlikten yaşlılığa doğru ilerledikçe beslenme alışkanlıklarının vücudun ihtiyaçlarına ve kültürel beklentilerine göre değiştiği görülmektedir (2011:97).

Yemek ve Küreselleşme

- Advertisement -

Küreselleşme, bizlerin giderek artan bir biçimde tek bir dünya içinde yaşadığımız, öyle ki bireylerin, grupların ve ulusların birbirine bağımlı hale geldiği olgusuna göndermede bulunur (Giddens, 2008). Yemek yeme eylemi yenilecek besinin üretiminden hazırlanmasına, pazarlanmasından tüketimine kadar tarih boyunca her coğrafyada, o coğrafyanın koşullarına özgü anlamları oluşturarak farklı yemek kültürlerin ortaya çıkmasını sağlamakta; zaman içerisinde de insanlık tarihinin sosyal, ekonomik ve siyasi değişimi ile birlikte beslenme biçiminin kodları yani yemek kültürü de değişmektedir. Geçmişten günümüze dönüp baktığımızda tam da bu noktada küreselleşme büyük rol oynar.

Küreselleşmiş gıda ürünlerinin yaygınlaşmasının getirdiği bir diğer değişim ise yerel yemek kültüründeki kaybolmalardır. Dolayısıyla böyle bir eğilimin toplumların yemek kültüründeki farklılıkların giderek azalmasına ve küresel bir yemek kültürüne doğru gidişe yol açabileceğini söylemek mümkündür. Böylece homojenleşen yemek yeme alışkanlıkları ile bölgeler arasındaki yemek yeme alışkanlıklarındaki farklılıklar bulanıklaşarak yerel yemek kültürünün kaybolmasına neden olabilmektedir.

Besin maddelerinin küreselleşmesiyle birlikte tüm dünyada ulaşılabilir olmasının yanı sıra üretilip pazarlanmasında oluşan tehlikeler ve riskler de tüm dünyadaki tüketicileri etkileyerek küreselleşmektedir. Ulrick Beck’in Risk toplumu kavramsallaştırması, bireylerin besin maddelerini tüketmelerine bağlı olarak sağlığını kaybetme riskleri tüm toplumlara yayılmış olarak karşımıza çıkar. Modern toplumun risklerle dolu olduğunu belirten Beck, risk kavramının postmodern toplumun tanımlayıcı özelliği olarak görür.

Değişim söz konusu olduğunda tek yönlü bir değişimden söz edilemez. Nasıl ki toplumsal değişme yemek kültürünü etkiliyorsa ve değiştiriyorsa yemekte meydana gelen değişimler de toplumun yapısını değiştirebilmektedir. Bu konuda Ritzer’in “Toplumun McDonaldlaştırılması” adlı çalışması bu noktada önemli bir kaynaktır. Ritzer, Amerika’da hazır yiyecek restoranlarında geçerli olan ilkelerin toplumun diğer kurumlarına ve daha geniş anlamda dünyaya etki ettiğini belirtir. “Fast food” olarak tanımlanan hızlı ve belli kalıplar içinde gelişen yemek alışkanlığı yemek ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşümün önemli bir örneğidir. McDonaldlaşma tüketicilere, çalışanlara ve işletmecilerine sunduğu verimlilik, hesaplanabilirlik, tahmin edilebilirlik ve denetim ilkeleriyle sadece yiyecek sektörünü etkilemekle kalmamış eğitimden sağlık sektörüne, mesleklerden eğlenceye kadar toplumun her alanını değiştirmiştir (Gürhan, 2017).

Küreselleşme ve Yerel İlişkisi: Küyerelleşme

mc donalds maharaha mac ile ilgili görsel sonucu

Robertson, “küresel tekliğin” ortaya çıkışının dünyanın her şeyin aynı veya “homojen” olacağı bir tek küresel kültüre doğru ilerlediği anlamına gelmediğinin altını çizer. Tam tersine kültürel gruplar ve ürünleri arasındaki farklılıklar başka topluluklardan kültürel akışlarla karşılaştırıldıkça keskinleşebilir. İnsanlar kültürel formları kendi sosyo-kültürel bağlamlarına uygun hale getirdikçe yerel ve küresel kültürler arasında dinamik bir etkileşim ortaya çıkacaktır (Atkinson, 2015).

Robertson, küresel ve yerelin karışmasını ele alırken “küyerelleşme” terimini kullanır. Bu kavram, uluslararası şirketlerin uygulamalarından ve küresel bir ürünü alıp yerel pazara uyarlama stratejilerinden geliştirilmiştir. Örneğin, fast food şirketi McDonald’s ABD dışındaki müşterilere hitap etmek için birçok “küyerelleşmiş” hamburger üretmiştir. Hinduların inek eti yemediği Hindistan’da Tavuk Maharaha Mac üretmesi veya Türkiye’de Coca Cola şirketinin Ramazan ayına özel hassasiyet göstermesi ve buna yönelik reklamlar üretmesi bu durumlara örnektir.

coca cola ramazan ile ilgili görsel sonucu

Gastro-Endişe (Gastro-Anomi) ve Yeni Toplumsal Hareketler

Gastro-endişe kavramı, yenilen ve içilenlerin, bireyler veya toplumsal gruplar üzerinde yarattığı endişe duygusunu tanımlamak amacıyla kullanılır. İçinde bulunduğumuz çağı, küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle birlikte, çevrim içi ve çevrim dışı dünyalar olarak ayırmak mümkündür. Yaşanılan değişim ve dönüşüm, daha önce de bahsettiğimiz gibi, bireysel açıdan yaşansa da değişimin etkilerini toplumsal olarak görmek mümkündür. Post moderniteyle birlikte gittikçe kendine yabancılaşan ve yaşamlarının çoğu alanına endişeyle yaklaşan bireyler, beslenme konusunda da benzer bir endişeyi yaşar. Bu endişe durumunun yansımasını, yemek restoranların veya yemek şirketlerinin güven verici sloganlarında görebiliriz.

Küreselleşme süreci, geleneksel yaşam tarzlarının ve kültürün yok olmasına, dolayısıyla yerel grupların yaşamlarında zorluklara neden olabilmektedir. Ortaya çıkan bu engeller bazı sosyal hareketlerin doğmasına olanak vermektedir. Öyle ki, bu yolla Slow Food (yavaş yemek) hareketi geleneksel yaşam tarzına tehdit oluşturan küreselleşmeye karşı doğmuş bir fırsat ve Cittaslow (yavaş şehir) gibi toplumsal planlamayı içeren örgütlenmeler de, yerel kimliği sürdürebilme sorununa cevap olarak verilen bütünsel, mekân odaklı çözüm ve fayda sağlayan hareketler olarak karşımıza çıkar (Sağır, 2017). Günümüzde toplumsal hareketler yaygınlaşırken bu hareketlerin iç dinamiklerine bakıldığında, özellikle yemek üretim ve tüketim ilişkilerine dair endişeleri giderecek yerel ve evrensel olacak şekilde çözümler önerdikleri görülür. Bu çözümler etrafında insanları bir araya gelir ve etkileşim içine girer. Gastro-endişeler ile ilgili toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlayan, internet üzerinden faaliyet göstererek küresel etkileşim alanı sağlayan toplumsal hareketlere başka örnekler de verilebilir: Tüketimi ele alan Yemek Devrimi Günü (Food Revolutıon Day), Etsiz Pazartesi, Farm to Table (Çiftlikten Masaya).

Medya ve Yemek Kültürü

Günümüzde, ulusal ve uluslararası kanallardaki televizyon yemek programları ve ünlü şefler her yaştan izleyici tarafından takip edilmektedir. Ünlü şefler aracılığı ile televizyonda yayınlanan yemek ile ilgili programlar yemek yapma tekniğini ve kültürünü izleyicilere yansıtmaktadır (Demir, Kızılırmak, 2019). Ayrıca yemek hazırlama teknikleri, doğru hammadde seçimi, gıda israfı, mutfakta uyulması gereken hijyen ve sanitasyon kuralları, bebek, çocuk ve yaşlı beslenmesinde dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında izleyiciye doğru mesajlar aktarılabilir.

yemek ve sosyal medya ile ilgili görsel sonucu

Yemek kültürünü önemli ölçüde etkileyen medyanın bir diğer kolu ise sosyal medyadır. Kitle iletişim araçları toplumsal hayat için tarihin her zamanında kendince olan önemini korumuştur. Kitle iletişim araçlarının üzerine yüklenmiş pek çok görev bulunmaktadır; eğitmek, bilgilendirmek, haber almayı sağlamak bunların arasında yer almaktadır. Kültür ve yaşam tarzı taşıyıcısı görevi de üstlenen kitle iletişim araçları günümüzde bu görevlerini gelişen teknoloji ile birlikte çok daha hızlı bir şekilde yürütmektedir. Küreselleşen medya organizasyonlarının içerikleri ve bunların yaptığı etkiler uzun yıllar iletişim araştırmalarının konularını oluşturmuştur. Günümüzde ise bu içeriklerin dışında internet ortamında ulaşılabilen içerikler de bulunmaktadır. İnternet ortamında yer alan ve sosyal medya ile birlikte kullanıcılar tarafından oluşturulan içerikler iletişim çalışmalarına yeni bir kapı daha açmıştır (Şener, 2014).

Sosyal medya ile gösterişin endüstrileştiğini söylemek mümkündür. Özellikle Foursquare, Instagram, Facebook gibi uygulamaların kişilerin nerede, ne yaptığıyla ilgili olması, kişilerin diğer bireyleri etkisi altına almasında oldukça önemli yer tutar. Yapılan paylaşımlara bakıldığında kişisel ve seyahat fotoğraflarıyla birlikte yemek veya yemek yeme mekanlarının yoğun olduğu görülür. Yemek fotoğrafçılığının günümüzde bu denli önem kazanmasıyla birlikte sosyal medya kullanıcıları da bu akıma ayak uydurmaya başlamıştır. Tüm dünyanın birbiriyle ilişkide bulunabilmesini sağlayan sosyal medyada bu türden fotoğrafları paylaşmak da bir akım haline dönüşmüştür. Bu açıdan evrensel bir durumdan bahsettiğimizi söylemek mümkündür.

Sonuç olarak toplumsal değişim, bir topluluğun veya toplumun sosyal yapısını, işleyişini, kültürünü kalıcı bir şekilde etkileyen ve tarihin gidişatını dahi değiştiren bir değişim türü olarak kabul edilebilir. Bu değişim, toplumun çeşitli kurumlarında meydana geldiği gibi yemek ve beslenme kültürü ve örüntülerinde de yaşanmaktadır. Zaman aktıkça ve birtakım ekonomik, sosyal, teknolojik yaşandıkça değişimin olmaması imkansızdır. Kaldı ki, bir toplumda değişim yaşanmazsa bu durum onun dinamiğine zarar verecektir. Değişen ve dönüşen bir çağda yerinde sayan toplum, çağa ayak uyduramadığı gibi kendi içinde başka sorunlar doğurur. Bu nedenle değişim gerekli ve günümüz dünyasında engellenemez evrensel bir durumdur.

Konuyla ilgili olanlara bir kitap önerisi bırakmak istiyorum:
Erhan Akarçay, Beslencenin Sosyolojisi: Orta Sınıf(lar)ın Yeme İçme ve Eğlence Örüntüleri.

Kaynakça:

Akarçay, E., Suğur, N. (2015). Dışarıda Yemek: Eskişehir’de Yeni Orta Sınıfın Fast-Food Yeme-İçme Örüntüleri. 1.

Atkinson, S. (Ed.). (2015). Sosyoloji Kitabı. İstanbul: Alfa.

Barthes, R. (1997). “Towards a Psychosociology of Contemporary Food Consumption”, Food and Culture: A Reader, (Ed: Penny Van Esterik), London: Routledge.

Baudrillard, J. (2018). Tüketim Toplumu. Nilgün Tutal & Ferda Keskin (Çev.). İstanbul: Ayrıntı.

Bauman, Z. (2017). Küreselleşme. Abdullah Yılmaz (Çev.). İstanbul: Ayrıntı.

Demir, Y., Kızılırmak, İ. (2019). İzleyicilerin Televizyon Yemek Programları ve Ünlü Şeflerle İlgili İnanç ve Tutumlarını. Journal of Tourism and Gastronomy Studies1852, 1866.

Demirhan, Y., Taylan Ö. (2017). Amerikanlaşmanın Kültürel Boyutu: Diyarbakır Örneği. Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi. 5. 2. 87-105.

Eskici, Z.G. (Temmuz, 2019). Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek: Tüketim Araçlarının Yaşantımıza Etkisi. Erişim Adresi: https://www.soylentidergi.com/buyusu-bozulmus-dunyayi-buyulemek-tuketim-araclarinin-yasantimiza-etkisi/

Giddens, A. (2008). Sosyoloji (5.Edisyon). İstanbul: Kırmızı.

Güler, S. (2007). Türk Mutfağının Değişim Nedenleri Üzerine Genel Bir Değerlendirme.

Gürhan, N. (2017). Toplumsal Değişme ve Yemek Kültürü Üzerine Sosyolojik Bir Çözümleme: Mardin Örneği. Journal of International Social Research10(54).

Kanık, İ. (2016). Küreselleşme Sürecinde Kültürel Melezleşme Örneği olarak Yemek Kanalları ve Programları. Folklor/Edebiyat22(86), 237-258.

Kanık, İ. (2017). Gastro-Endişe ve Yeni Toplumsal Hareketler (Gastro-Anxiety and New Social. Journal of Tourism and Gastronomy Studies599, 620.

Kongar, E. (1979). Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği. İstanbul: Bilgi.

Sağır, G. (2017). Küreselleşmeden Geleneksele Dönüşte Slow Food ve Cittaslow Hareketi. The Journal of Social Science2(1), 50-59.

Şener, N. (2014). Sosyal Medyada Günün Menüsü: Sosyal Medyada “Paylaşılan” Yemek Fotoğrafları Üzerine Bir Değerlendirme. Erciyes İletişim Dergisi3(3).

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Zeynep Gizem Eskici
Zeynep Gizem Eskicihttp://instagram.com/siyahbeyazkutuphane
"küçük hanım yine hayaller peşinde... küçük bir hanım olamayan küçük hanım"

Must Read

Atiye 2. Sezon İncelemesi

Atiye, ilk açıklandığı günden beri merak uyandıran, oldukça ilgimizi çeken bir yapım olmayı başarmıştı. Atiye 2. sezon incelemesine başlamadan önce hem karakter gelişimlerini hem...