Gece Modu

“Sesini duyunca
Ötüşmeye başlar
Göğüs kafesimdeki
O suskun kuşlar…”

İngilizce’den çevirdiği ve kendi dilinden yazdığı onlarca yazı ile tanıdığımız Fatma Mina Urgan, 1915’te İstanbul mayısının ilk gününe gözlerini açtı. Anlamı “Şarap kadehi” olan Mina ismini ona “Adalar Şairi” olarak anılan Fecr-i Ati dönemi yazarı babası, Tahsin Nahit vermişti. Mina 4 yaşındayken babasını sonsuz yolculuğuna uğurladı. Annesi Şefika Hanım ise eşinin vefatından sonra Falih Rıfkı Atay ile evlenmiştir.

“Solculuğundan ötürü günün birinde nasıl olsa asılacağın için, bu soyadı sana ayrıca uygun.”

mina urgan necip fazıl ile ilgili görsel sonucu

İsminin hikayesini bildiğimiz Mina Urgan’ın bir de soyadı hikayesi var. Urgan kendi soyadını kendi seçmiş, Necip Fazıl Kısakürek ise fikir babası olmuştur.

“Şimdi şu Urgan soyadını bana kimin önerdiğini söyleyince, küçük bir şok geçireceksiniz: Necip Fazıl Kısakürek! Evet, iyi bir şair ve yetenekli bir oyun yazarı bildiğiniz, henüz dinciliğe soyunmamış olan, bizim arkadaş grubundan Necip Fazıl Kısakürek! “Çalışkan”, “Erdemli”, “Ulugönüllü” gibi manevi anlamlar taşıyan bir soyadı değil, içinde çok sevdiğim U harfi bulunan bir nesne adı istiyordum. Necip Fazıl, “Urgan’ı seç” dedi. “Urgan da ne demek?” diye sorduğumda, Anadolu’da ip anlamına geldiğini açıkladı ve kahkahalar atarak, “solculuğundan ötürü günün birinde nasıl olsa asılacağın için, bu soyadı sana ayrıca uygun” diye ekledi.”

“On beş yaşına kadar bir zengin piçi olmanın ayıbını yaşadım.” 

mina urgan ile ilgili görsel sonucu

Mina Urgan küçüklüğünden itibaren özgür ve varlıklı yetiştirilmişti. Kolejlerde okudu, insanlar şifalı sular dışında su görmezken, o tatil yapmaya gitti. Kendi söylemiyle, on beş yaşına kadar bir zengin piçi olmanın ayıbını yaşamış sonra ise birden yoksullaşmışlardır. O dönemde eve para getirebilecek biri olmadığı için evdeki değerli eşyalarla geçinmişlerdir. Eğitim hayatını İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde tamamlayan Urgan, 36 yıl öğretmenlik yaparak oradan emekli olmuştur. Emekliliğinden önce Fransız ve İngiliz filolojisinde doktorasını tamamlamıştır. Birçok dilde çevirmenliği ve yazarlığı ile edebiyatın her alanında kendini göstermiştir.

Çok satanlara yerleşen kitaplarını sorgulamaya başladı.

Seksen üç yıllık bir ömrün anı ve deneyimlerini bir araya getirdiği ve yakın tarihi anlattığı Bir Dinozorun Anıları 60 baskı yaparak çok satan romanlar arasına girdi. Ardından Urgan, yeni romanı Bir Dinozorun Gezileri’ni kaleme aldı ve bu kitap da 66 baskı yaparak, büyük ilgi gördü. Bir Dinozorun Anıları kitabını kaleme alırken, “Benim gibi bir kocakarının hayatını kim merak eder ki?” diye düşünmüştü. Belki de bu sebepten çok satanlara yerleşen kitaplarını ironik bir biçimde sorgulamaya başladı, “Acaba çok mu bayağı yazıyorum? Yanlış bir şey mi yaptım, kötü mü yazdım ki bu kadar çok satıldı?”

Mustafa Kemal Atatürk ile yaptığı vals, imrenilesi anısı.

Kitap sayfa sayfa Nazım Hikmet, Sait Faik, Halide Edip Adıvar ile anılarla doluyken nasıl da çok okunmuş, diye düşünmekte anlamsız. Eski hatıra defterini anımsatan kitabında asıl can alıcı bir yer var ki, o da Mina Urgan’ın Mustafa Kemal Atatürk ile yaptığı vals.

Bir Dinazorun Bodrum Aşkı.

mina urgan bodrum ile ilgili görsel sonucu

Bodrum’u bir de Mina Urgan’ın “Bir Dinazor’un Anıları” isimli kitabında anlattıklarıyla tanıyın. Zaten hâlihazırda güzel anılarıyla mest eden Urgan, bir de Bodrum aşığı. Kitabında ise uzun uzun eski Bodrum’u anlatıyor: “İlk 1961’de gördüm orasını ve Fransızların coup de foudre dedikleri durum oldu. Yani dakikasında vuruldum Bodrum’a.”

Köylerin narin isimlerinden tutun, evlerine, yollarına değin aşık olmuş Urgan. “Bodrumluların Neptün’e benzer yatları yoktu eskiden. Ama ta uzaklardan, dünyanın dört bir yanından gelen tekneler, ara sıra Bodrum’a uğrardı. Bunları Kale’nin önündeki rıhtıma bağlarlardı çoğu zaman. Gece yarısı elektrikler söndükten sonra, bunları seyretmeye giderdim.” diyerek biraz günümüzden gam vuruyor, geçmişe. Aslında kırıldık hepimiz, büyümekten, gelişmekten; en çok da kalplerimiz.

Bir de ev alıyor Urgan oralardan, iki katlı taş bir ev.

Mina Urgan’ın Vedası.

mina urgan ile ilgili görsel sonucu

15 Haziran 2000’de yine İstanbul’da vefat eden Urgan, ölmeden yaklaşık bir sene önce bir röportajında ”İnsanların genç yaşta olduğu bir dünyada, daha fazla yaşamak onlara haksızlık gibi geliyor. Zaten yaşayacağımı yaşadım ben.” diyor.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin