Gece Modu

Önümde Şükrü Erbaş kitabı varsa öyle alelade biçimde açmam kapağını. Şükrü Erbaş benim için yazamadıklarımdır. Bazı hisleri yaşar ama yazmayı beceremem. Şairler iyi ki varlar!
Bu kez elimde yemyeşil bir kapakla duruyor Erbaş, en sevdiğim renkle. Her şeyden habersiz kitabı açışımda beni eşi Hatice Erbaş karşılıyor, “Babanız içerde şiir yazıyor diye çocuklarımı sessiz ağlattım ben.” Diyerek. Sayfaya bir süre takılı kalıyorum. Bir dizenin ya da bir sözün beni böyle kilitlemesine bayılıyorum! Sonralarda anladım ki bu kitap Hatice hanımın gökyüzünde kuş oluşu üzerine yazılmış, Şükrü Erbaş biriciğini toprağın altında bırakmak zorunda kalmış. Kitap Şükrü Erbaş‘ın naif dizeleriyle dolu olsa da anlatınca anlaşılmayacak kadar kutsal bir eser. “Sevmenin dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim” diyor şair, zaten değil midir ki her aşk dünya nüfusunu ikiye düşüren. “Biz” den ibaret kılan.
Ölüm ve hasret iliklerime kadar işliyor kitapta. Ama boğmuyor. Ölüm temalı çok kitap okudum, hepsinde kasvet ve sıkıntıyla dolup yarıda kestim. Ama bu kitap gerçekten bir ağıt gibi… Hafif, hüzünlü ve ölenin ardından gözyaşı döken biri kadar savunmasız… Kitap boyunca Erbaş’ın dizelerinin inceliği altında ezilip aşkın sonsuz haline şahit oluyoruz.
“Neden kimse sana benzemiyor Hatice” diyerek altını çizerken sayısız duyguya hapsediyor beni. Ölümün sanıldığından daha yorgun bir his olduğunu anlıyorum. Geri gelmeyecek olanı, yerine konulmayacak oluşunu ve daha birçok şeyi.
“Ne zaman öğreneceksiniz evlerin yalnızca eşyalardan yapılmadığını”
Sahi ne zaman?
Evi ev yapanın içindeki ses, çekmecedeki çatal sayısı ve kirli bulaşıklar olduğunu biliyor muydunuz? Biliyorsunuz. Çünkü yemek pişmeyen, sessiz ve temiz evlerin ev olduğuna ikna edemezsiniz beni. Kapısından geçenin içerdeki kahkahaları duyduğu evler hayal ediyorum, tabak sesleri konuşmalara karışan kalabalık sofralarla!

“İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde, birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin”
Ve fotoğraflar, birer mucizeymiş geride kalan. O hep orda, hep gülümsüyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, ya da dünyada olmasın.
Çerçevelere sığdırmıştır dünyaları gülüşle. Kırıp atmaya güç yetmez, kaldırıp çekmeceye koysan belki. Sanki böyle yapınca kalbi de çekmeceye koyacakmış gibi. Şimdi inmiş fotoğraflarla dolu çerçeveler çıktığı duvarlardan, izi kalmış duvarda anılarının. Düşünsene, bi betonu delip geçen anı seni sağ bırakır mı? Bırakmaz.

Bence Erbaş da sağ değildi. Kitabın sonunda kapağı buruk bir gülümseme ve acıyla kapattım. Şuan nerde napıyor bilmiyorum ama Şükrü Erbaş‘ın kalemine şükrediyorum! Gördüğüm yerde sarılıp teşekkür etmek istiyorum, acının en aşk halini dizeleriyle tattırdığı için. Gidin ve ilk fırsatta bu kitabı okuyun. Ölümün var olduğu dünyada her an sonsuza dek kapanacak gözlerden yaş akıtmayın, kapanan göz kapakları bir daha açılmaz olur- unutmayın!

Şükrü Erbaş | Kimdir, Eserleri, Ödülleri

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin