EdebiyatYahya Kemal ve Ziya Gökalp Üzerine

Yahya Kemal ve Ziya Gökalp Üzerine

-

spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Türk edebiyatının iki güzide insanı; Yahya Kemal ve Ziya Gökalp. Birisi Türk edebiyatı sınırları içerisinde medeniyet dairesini çizip hatırlatırken diğeri ideolog olarak yeni bir medeniyet inşa etmeye çalışıyordu. “Vatan” ve “Tarih”i önemsemekle kalmamışlar, içine düştükleri günlerden bu iki kavrama tutunup kalkmaya çalışmışlardı. İkisinin de sığındıkları liman bu ikisiydi ancak güverteleri aynı bile olsa bindikleri gemi farklıydı. Çünkü Yahya Kemal, Türk tarihini 1071’den ele alırken, Ziya Gökalp Türk tarihine bütüncül yaklaşıyordu. Yahya Kemal, İstanbul’un her bir taşına şiir yazarken; Ziya Gökalp, uğruna hayatlar feda olunan mukaddes bir ülke olarak görüyordu. Ziya Gökalp’in vefatının 96. yıl dönümünde, iki şairin tanışıklığına değineceğiz;

“Sana Paris’ten gelmiş eski bir Türkçü taktim edeyim, konuşunuz ve anlaşınız.” diyerek başladı ikisinin hikâyesi. Bâbıâlî caddesinin kaldırımı üstünde, Doktor Nazım Bey söylemişti, Yahya Kemal’e. Cağaloğlu’na doğru giderlerken, kendi vatani sınırları içerisinde Türkçülüğe razı olduğunu söyleyen Yahya Kemal ile daha heyecanlı bir Türkçü olan Ziya Gökalp, kaldırımlara fikir taşırıyorlardı.

Yahya Kemal’e göre Ziya Gökalp; “Yirminci asırdaki telâkkisiyle anlamış ve benimsemiş bir adamdı.. Sokrat’tan Bergson’a kadar süzülen felsefeyi tam bir kudretle kavramış, derinden derine hazmetmiş, o yükün altında bunalmamış, berrak bir dimağ sahibi idi..” Paris’i görmüş tanımış, aklını ilme ve Türkçülüğü geliştirmeye bağlamıştı. Her kelimesi, dimağındaki bir fikre bağlanıyordu ve kendisiyle hayatın günlük akışına dair konuşmak pek imkansızdı. Ziya Gökalp, Yahya Kemal’i halen aruzla şiir yazdığı için eleştirir, geçmişten dem vurmasına karşıydı.

Türk edebiyatının yapı taşını oluşturan adamlar, Ziya Gökalp’in bakış açısına göre bir insan değil, fikirdi. Özellikle Yahya Kemal kendisinin fikir oklarının ateşinde kalıyor ama Yahya Kemal bu anları en eğlenceli saatleri olarak tanımlıyordu: “Arkadaşları,hepimiz onun nazarında birer mevzu idik.. şevkli zamanlarında içimizden birini, ya beni, ya Fuad’ı (Köprülü), ya Celâl Sahir’i tercihan Hamdullah Suphi, yahut Ağaoğlu Ahmed’i parmağına dolar, kızdırır, tasniflerin ağı içine alırdı.. bu saatler en eğlenceli saatlerimiz olurdu.. Fâzıl Ahmed’le konuştuğu bir gün Fuad’a diken ucuyla dokunmak için “Köprülüzade cehd adamı, yahya kemal’de vecd adamı” demişti.”

Yahya Kemal’in eğlendiği dakikalardan birinde Ziya Gökalp, Yahya Kemal’in fikriyatının yalnızca tarihi zevklerden oluştuğu ve tarihi bir medeniyet nazarında gördüğünden dolayı Türk edebiyatında 21. yüzyılda dahi söylenen bir atışmanın ilk kıvılcımını yakmıştı. Yahya Kemal’e dönerek “Harâbîsin, harâbatî değilsin gözüm mazîdedir âtî değilsin” demişti. Yahya Kemal ise tamamen doğaçlama bir şekilde, “Ne harâbî ne harâbâtîyim, kökü mâzîde olan âtîyim” diye cevap vermişti. Özellikle, Batı edebiyatına özenildiği, Doğu ve Fars dünyasından kopma noktasına gelindiği dönemlerde söylenilen bu iki cümle özellikle Türk edebiyatı için önem arz eder. Ziya Gökalp, Yahya Kemal’in medeniyet bakış açısını gözünün geçmişte olduğunu ve kendisinin gelecek olmadığını söylemekle suçlar. Yahya Kemal ise köklerinden gelen medeniyeti önemserken gözünün gelecekte olduğunu söyler.

Paris’te aynı dönemde bulunmalarına rağmen tanış(a)mayan ancak İstanbul sokaklarında denk gelen ve arkadaşlığı Ziya Gökalp’in vefatına kadar sürdü. Yahya Kemal, Ziya Gökalp’in vefatının üzerine “Ziya Bey’i kaybettik, hem de öyle bir zamanda kaybettik ki kaybettiğimiz başın cevherini havas zümresi bile hakiki bir şuurla anlayamadı. Ziya Bey’in radyum olan dimağı söndüğü günden beri vatandaki ilimde karanlık vardır.” demiştir. Fikren uyuştuğu noktalar olsa da çok temel noktalarda ayrılan bu iki şair, vatandaki ilimde aydınlık olmuştur.

 

“Birçok günlerimi Ziya Gökalp’la konuşarak geçirdim. Diyarbekir’in bir hârika olan bu oğlu konuştuğu zaman istikbalin muhayyel bünyânını kuran dev gibi bir mimara benzerdi; İlk Müslümanlar gibi mütedeyyin, ilk Türkler gibi bani idi.”

Yahya Kemal Beyatlı

Kaynakça:

  • Yahya Kemal Beyatlı, Siyasi ve Edebi Portreler, Yapı Kredi Yayınları, 2006
  • Oğuzhan Karaburgu, Edebi Metinlerden Hareketle Ziya Gökalp ve Yahya Kemal’de Tarih ve Vatan Kavramı, II. Uluslararası Felsefe, Eğitim, Sanat ve Bilim Tarihi Sempozyumu, 03-07 Mayıs, 2017
- Reklam -

Mail Bültenimize Abone Ol!

Haftalık mail bültenlerimizi almak ve duyurularımızı takip etmek için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Selene Cabalar
Dünya yanarsa önce edebiyatı kurtarmak gerek

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

PODCAST

Türk Edebiyatında Polemikler #5 – Çıkış Bildirisinden Doğan Bir Tartışma: Ahmed Arif-İsmet Özel Polemiği

Abone Ol: Spotify Söylenti Dergi ekibi olarak Türk edebiyatında bazı isimler yahut konular üzerinden gerçekleşmiş olan polemiklerden yola çıkarak hazırladığımız...

Türk Edebiyatında Polemikler #7 – Attila İlhan’ın İkinci Yeni ile Savaşı

Abone Ol: Spotify Söylenti Dergi ekibi olarak Türk edebiyatında bazı isimler yahut konular üzerinden gerçekleşmiş olan polemiklerden yola çıkarak hazırladığımız...

Sosyolojik Olarak Sanat #1 – Sanat Kavramı ve Sanatın Tarihsel Gelişimi

Söylenti Dergi ekibi olarak sanatı çeşitli sosyolojik başlıklarla ele alarak bir seri oluşturduk. Serimizin ilk bölümünde “Sanat Kavramı ve...

Son Yazılar

La Haine: Gerçek Bir Başyapıt

“Gökdelenden aşağıya düşen adamın hikayesini duymuş muydunuz? Düşerken her katı geçtiğinde kendi kendine mırıldanıp, kendisini teskin ediyormuş: Buraya kadar...

Görülmüştür: Sessiz Çığlıklar Eşliğinde Bir Trajedi

👑 Bu yazı Batuhan Amaç tarafından editörün seçimi arasına eklendi 👑 Serhat Karaaslan'ın ilk uzun metraj filmi olan ''Görülmüştür'' izleyiciyi...

9 ‘Sahte’ Van Gogh Tablosunun Gerçek Olduğu Ortaya Çıktı!

Bir grup Van Gogh eseri daha önce sahte olduğu düşünülerek sergiden çıkarılmıştı, ancak son yıllarda yapılan incelemelerden sonra tablolar...

Van Gogh’un Kaleminden Hayat: Theo’ya Mektuplar | 21 Alıntı

Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamı Vincent Van Gogh'un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde....
- Reklam -

Düşlerini Çizen Ressam: Van Gogh

Vincent Willem van Gogh 30 Mart 1853'de Hollanda/Groot Zundert kasabasında dünyaya geldi. Geldiği soy varlıklı olmasına rağmen kendisi yoksul...

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı!

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı! Edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olan Uluslararası Booker Ödülü’nün bu yılki uzun...

Deniz Feneri: Virginia Woolf’un Hayatından İzler Taşıyan Roman

"İnsanlar birer kapalı kutuyken, diye sormuştu kendi kendine, nasıl oluyor da onların hakkında bir şeyler bilebiliyoruz?" Deniz Feneri, çoğu okur...

Kapan – Vüs’at O. Bener | 25 Alıntı

1950 kuşağının önemli yazarlarından olan ve İkinci Yeni Dönemi'ne Çehov tarzı hikayeleriyle adını yazdıran Vüs'at O. Bener, Kapan'da bizlere...