Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Wolfgang Borchert ; Alman şair, oyun ve öykü yazarı. Borchert, II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan, şehirlerin yıkılması, ailelerin dağılması ve savaş travmaları ile şekillenmiş bir edebiyat türü olan Yıkım Edebiyatı’nın en tanınmış yazarlarından biridir. Henüz 15 yaşındayken şiirler yazmaya başlayan Borchert, o zamandan kendini belli etmiş, şiirleri ”Hamburger Anzeiger” gazetesinde yayımlanmıştır. Gençliğini şiirler ve oyunlar yazarak geçiren Borchert, anti Nasyonel Sosyalist yazılar yazdığı için gençliğinin çoğunu hapiste geçirmiştir. Sonrasında Doğu Cephesinde savaşa gönderilmiş ve asker olarak Alman-Rus savaşında yer almıştır.(1941) Almanya’nın tesliminden sonra esirlikten kaçarak Hamburg’a dönmüş ve tiyatro oyunları yazmaya devam etmiştir. Bu oyununu da bu dönemde yazmıştır, karaciğer tedavisi gördüğü dönemde büyük yankı uyandıran oyun, sergilenmeden bir gün önce hayata gözlerini yuman Borchert, ününü ve şöhretini yaşayamamıştır. 

Kapıların Dışında oyunu 2. Dünya Savaşı döneminde yazılmış,iç karartıcı toplumu, sefaletle başa çıkmaya çalışan Almanya’yı ve de aslında dünyanın durumunu gözler önüne seren bir yapıt olmuş. Bu yüzden kitabın başında ”Hiçbir Tiyatronun Oynamak Hiçbir Seyircinin Görmek İstemediği Oyun” yazılmış. 2. Dünya Savaşı, yaklaşık 60-65 milyon insanın öldüğü-, bir yandan da farklı teknolojilerin kullanıldığı, ağır kanlı sonuçlar doğuran felaketler bütünü olup; çoğu kitaba, filme,resme,şarkıya ve oyuna konu olmuştur. George Orwell’in Hayvan Çiftliği Rusya açısından anlatırken,  Bertolt Brecht’in Dansen ve Demirin Fiyatı Nedir? oyunu Hitler faşizmi karışısındaki Avrupa’yı anlatır. 

”Uyumak, yukarıya dayanamıyorum artık. Artık kuvvetim kalmadı. Ben uyumak istiyorum. Ölü olmak. Bütün ömrüm boyunca ölü olmak. Ve uyumak.Nihayet rahat bir uykuya kavuşmak. On binlerce gece uyumak.” 

Kitapta başkarakterimiz ”Beckmann” sürekli savaş gözlüğü takan ve kendini uzaklardan gelmiş olarak nitelendiren bir asker. Aslında hikayede savaştan evine gelip onca yaşananlardan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark eden bir bireyin,savaş psikolojisinden çıkma çabasını, adepte sürecini görüyoruz. Aynı zamanda iktidarın ve savaş karşısında kayıtsız kalan halkın da eleştirisi yapılıyor.

”Benden kurtulamazsın. Benim binlerce çehrem var. Ben herkesin tanıdığı sesim. Ben her zaman var olan ötekiyim. Öteki,cevap veren. Sen ağlarken gülen. Sen yorgunken dürten. Dürten,gizli kalan, bir vicdan gibi tedirgin edenim ben. Kötüde iyiyi, en koyu karanlıklarda lambayı gören iyimserim ben. İnanan, gülen, sevenim ben! Topallayarak da olsa yürüyüp gidenim ben. Sen hayır derken evet diyenim ben! Ben evet diyenim! Ben..” 

Psikolojik konuşmaların çok olduğu, Beckmann adına karamsarlığa düştüğünüz, tanrıyla sohbet ettiğiniz,  Öteki ile hayatta kalmaya çalıştığınız, Elbe ile ölmekten korktuğunuz bu oyunu okurken çoğu şeyi sorgulayabiliriz. Tarih ders alınmak için varsa bu karamsar yapıt güzel bir örnek. 

”Ölüyorum! Sonra adam, Almanya’ya gelen adam, falanca yerde sokak ortasına seriliyor ve ölüyor. Eskiden sokaklarda sigara izmaritleri, portakal kabukları, kağıt parçaları olurdu; bugünse insanlar var, yerlere serilmiş, kimin umurunda!”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin