Viyana Sokaklarında Before Sunrise Turu

Yazarın Diğer Yazıları

Antik Mısır – Antik Yunan Sentezi: Fayyum Portreleri

Medeniyetin ilk yıllarından beri insanlık sanatın çeşitli kollarıyla uğraş halinde olmuş, kendisinden sonra gelen uygarlıklara pek çok yazılı ve sözlü sanat eserleri bırakmıştır. Tarihi...

Ben Bu Sokakları Biliyorum: Şiirimizde Mikro Mekan

Bazen izlediğimiz bir filmde başımıza gelir, bazen okuduğumuz bir romanda: bizi peşinden sürükleyen o başkarakter bir şekilde bildiğimiz bir caddenin köşesinden dönüverir. O andan...

Şairler Ölmez: Bir Karanfil Elden Ele

"Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır." Henüz bir ay önce kaybettiğimiz felsefeci ve şair Oruç Aruoba, Cemal Süreya’nın ölümünün ardından böyle demiş. Oruç...

Farklı Dünya Kültürlerinin Deniz Kızı Efsaneleri

En eski çağlardan beri yeryüzünün farklı noktalarında farklı milletler, üstelik farklı zamanlarda birbirine fazlasıyla benzer hikayeleri anlatmış ve bunları benimsemişler. Buna bir örnek de...
Tayfun Tatar
Tayfun Tatar
Gömlek cebinde şiir, fotoğraf ve biraz da sonbahar taşıyan bir basit adam

Before Sunrise, yönetmenliğini Richard Linklater’ın yaptığı, başrollerinde Ethan Hawke ile Julie Delpy’nin oynadığı “Before” üçlemesinin 1995 yapımı ilk filmi. Üçlemenin pek çok hayranı, gerek hikayenin sıradanlaşması, gerek kurgunun zayıflaması sebebiyle bu ilk filmin, serinin ikinci (Before Sunset) ve üçüncü (Before Midnight) filmlerinden çok daha güzel olduğu düşüncesinde. Bazı istisnalar dışında seri filmleri sevmeyen biri olarak ben de bu yoruma katıldığımı söyleyebilirim.

Ancak bugünkü amacım belki de zaten bir ya da birden fazla kez izlediğiniz bu filmleri incelemekten çok, sizi Before Sunrise’ın geçtiği Viyana sokaklarında, Jesse ile Celine’in izinde bir yolculuğa çıkarmak. Hazırsanız, ufak bir hatırlatmanın ardından yolculuğumuza başlayabiliriz: Filmi henüz izlememiş olanlar için, aşağıda okuyacaklarınız filmin akışına dair ayrıntılı bilgiler içeriyor.

Turumuz Viyana’nın uluslararası tren istasyonlarından Westbahnhof’ta başlıyor. Burası Celine’in Jesse ile birlikte trenden inmeye karar verdiği nokta, yani onların da yolculuğu burada başlıyor.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=WIm1K10B32c

Turlarına bu şekilde başlayan Celine ile Jesse’nin bir sonraki ilk “akılda kalan” sahnesinin geçtiği yer ise Zollamtssteg Köprüsü. Bu köprü, karşılaştıkları kişi tarafından bir oyuna davet edildikleri yer.

- Advertisement -

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=2ni8sfxVyFQ

Bu sahneden sonra ise kahramanlarımız Viyana’da uzun bir yürüyüşe çıkıyorlar (aynı yolu gittiğim için rahatlıkla söyleyebilirim ki gerçekten uzun bir yürüyüş). Yürüyüşün sonunda Viyana’nın ünlü meydanlarından Maria Theresien Platz’a geliyorlar. Bu meydanın iki tarafında Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nin (Kunsthistorischesmuseum) ikiz binaları var.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=k2Il5lARj8k

Celine ile Jesse’nin yolculuğu (ve tabii bizim yolculuğumuz da) buradan Viyana’nın ünlü lunaparkı Prater’e doğru uzanıyor. Prater’in içinde yer alan, Viyana’nın 1897 yılında inşa edilen tarihi dönme dolabı Wiener Riesenrad, Jesse’nin Celine’i ilk kez öptüğü yer.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=CDmVOW4AWA0

Sonrasında şehirdeki ilk Viyana kahvelerini Kleines Cafe’de içen Celine ve Jesse’ye bir falcı “yıldız tozu” olduklarını söylüyor. Ben orada iken bu kafe uzun bir süreliğine kapalı olduğu için şimdilik bu fotoğrafla yetinmemiz gerekiyor, ancak merak etmeyin birazdan bunu telafi edeceğiz.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=g7r8RePc0v4

Bu kahveden sonra şehrin daha az bilinen, ara sokaklarında bir gezintiye çıkan kahramanlarımız, pek de turistik olmayan Maria Gestade Kilisesi’ne geliyorlar. “Genç bir erkeği öpen yaşlı bir kadın” konuşmasını bu kilisede yapıyorlar.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=eelepkD8p48

Buradan sonra ise günün ikinci kahvesini içmek üzere Cafe Sperl’e uğruyorlar. Burası, filmin en ünlü sahnelerinden telefonla konuşma sahnesinin geçtiği yer.

Hatırlarsanız yukarıda Kleines Cafe’den bahsederken size onun kapalı olmasını telafi edeceğimi söylemiştim, işte bu koltuklar, tam da onların oturduğu ve kahvelerini içerken telefon konuşmasını yaptıkları koltuklar. Tabii boş bulmuşken ben de oturdum :).

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=JGRccYmZd9g&t=121s

Daha sonra Albertina Müzesi’nin balkonuna çıkan Celine ve Jesse, buradan şehri izliyorlar. Karşılarındaki bina ise opera binası (Wiener Staatsoper).

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=2r7DALTLwl0

Celine ve Jesse’nin bir sonraki durakları ise Viyana şehrinin içinden geçen kanal kıyısı (Donaukanal) oluyor. Bu kanal üzerinde yemek yedikleri gemi-restoran “Johann Strauss” ise şimdilerde aynı yerde terk edilmiş halde bekliyor.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=FB5-XBIsISE

Yemeklerinin ardından yeniden Albertina Müzesi’nin balkonuna dönüyorlar. Sabaha kadar burada kalıyorlar ve sabah olduğunda Jesse Celine’e Auden-As I Walked Out One Evening’den bazı bölümler okuyor. Ve Albertina, bir günlük yolculuklarının son durağı oluyor.

İlgili sahneyi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=_TB3ZFB4kdE

Çok sevdiğim bir filmdeki yolculuğa böyle yakından tanıklık etmek beni oldukça heyecanlandırmış ve mutlu etmişti. Umarım sizleri de bir parça heyecanlandırabilmiş, gülümsetebilmişimdir.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....