Gece Modu

İsterim çocuklarım kavrasınlar nedir vazife, öğrensinler mertlik, civanmertlik. Bilmeyen büyükünü, bilmez Allahını da!”

Orhan Kemal’ in yazıldığı dönemde de sonraki dönemde de en dikkat çeken iki romanından biridir ( diğeri Bereketli Topraklar Üzerinde). Beyaz perdede ise Müjdat Gezen’ in başrolüyle de hayat bulmuştur. Ama hiçbir film o güzel kitaptaki satırların tadını vermez insana.
‎Kapak yorumu şöyledir:
“‎Murtaza, Orhan Kemal’ in daha önce büyük hikaye olarak yazdığı, sonra yeniden ele alıp kendi deyimiyle ‘ tamamladığı’ ve roman haline getirdiği büyük eseridir. Murtaza tipi ile edebiyatımızın ölümsüz kahramanlarından biri yaratılmıştır. “


‎Murtaza.. Kızları, oğulları, annesi ve eşiyle yaşar. Yunanistan göçmenidir, bekçilik yapmaktadır ve daha sonraları Çırçır fabrikasında çalışacaktır. İşine, vazifesine çok düşkündür. Öyle ki ağzından hiç düşürmediği: ” Görmüşüm kurs, almışım amirlerimden terbiye.” lafı ile fabrikada dolaşır ve bir o kadar dürüstçe yapar işini. Konuşması ile de kayık bir Türkçe ile daha da sevdirir okuyucuya kendini.
” Bir gece dolaşır idim bölgemde. Baktım pis kediler devirmişler apartuman kapılarındaki çöp tenekelerini. Neden? Hayvan, bilmez temizlik nedir hem de yurtseverlik! Var idi kocca kafalı bir kedi, kara. En azgınları ve en cahilleri şüphesiz. Ne zaman çıkarım teftişe bölgemi, görürüm koca kafalıyı. Devirir çöp tenekelerini, saçar yerlere balık başları, zeytin çekirdekleri hem de ! Nasıl beni gördü, kaçtı otomobilin altına. Dedim kaçma muzır vatandaş. Var sana söyleyecek bir çift sözüm! Sallar koca kafasını…” ( s. 172)
Bekçilik yaparken her işe karışır aslında her ‘ bozuk’ düzene karışır fakat onu uzaklaştırmak için alıp fabrikaya teftiş için koyarlar. Fakat burada da durmayacaktır vazifesine düşkün adam.
” dünya geçse dünyaya, yapacağım vazifemi. Bir vazife yüksektir bir namustan. Haçan vazife bir sırasında görmez gözüm evladımı, demem ciğerparem.. (s.173)
Fakat romanın ilerleyen kısımlarında ona kin ile dolan fabrika işçileri göz açtırmayan Murtaza’ dan öç almak için çalışan kızlarının çalışma sırasında uyuduğunun haberini
Murtaza’ ya verir. Romanın vurucu yeri burasıdır : ”
İki kızının ince omuzlarıyla sarsılarak uyukladığını makinelere dehşetle baktı bir an, gördü. Görünce de kıl diplerine kadar kıpkırmızı kesilerek sarsıldı. Sonra tekmil kanı çekilmişçesine sarardı. Ve hiç beklenmedik biçimde, bir atmacayı hatırlatarak koştu. Cemile, babasının yıldırım gibi geldiğini görünce makinesinden atlayıp kaçtı. Firdevs hala uyuklamaktaydı. Murtaza kızı saçlarından destekleyip havaya kaldırdı, sonra da yere çarptı. Uykusu başına sıçrayan kızdan sadece vahşi bir çığlık, bir korku çığlığı yükseldi.” (s.249)
Kızdan bu son çığlık duyulur ve kızı, vazifesinin yani namusunun başında uyumanın bedelini ölerek öder.
Çünkü ne demişti Murtaza :” İsterim çocuklarım kavrasınlar nedir vazife, öğrensinler mertlik, civanmertlik. Bilmeyen büyükünü, bilmez Allahını da!” (s.175)
Her işte doğru ve dürüstlükten yana olan Murtaza kendi çocuğunun yaşantısını da hiçe sayar bu uğurda.
Romanın sonunda ise küçük oğlu hırsızlık yaparak karakola alınır işte orada Murtaza yine kendine yakışan dominant ve doğrucu şu etkili konuşmayı yaparak romanı bitirir:

Oğlunuz o gün çok açmış, onun için bu çocukluğu yapmış değil mi ?
Giysileri içinde eriyip akmışa benzeyen Murtaza birden sanki görünmez pompalarla şişti şişti, giysilerine sığmaz oldu:
– Haaayırr, dedi, olamaz aç benim oğlum! Kabul edemem açlığını! Velev olsa idi bile aç, çalmayacak idi , etmeyecek idi tenezzül hırsızlığa! Tükürecek idi kan, söyleyecek idi içtim kızılcık şerbeti! Şimdi sizden ederim istirham , edesiniz mahkum ; atasınız hapislere!
Sert bir dönüş, rap rap rap, çıktı gitti.
( s.356)

Cem Yayınevi, 1982

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin