Van Gogh’un Kaleminden Hayat: Theo’ya Mektuplar | 21 Alıntı

Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamı Vincent Van Gogh’un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde. Kendi tarzı ve kullandığı renklerle kalbimizde taht kuran 1853 doğumlu ressam ne yazık ki yaşadığı dönemde anlaşılamamış. Başka birçok sanat/ edebiyat insanı gibi kıymeti öldükten sonra anlaşılmış. Hal böyle olunca nasıl bir hayat yaşadığı sorusu zihinlerimizi kurcalıyor. İşte tam bu noktada kendinden 4 yaş küçük kardeşine olan mektupları bir otobiyografi niteliğinde karşımıza çıkıyor. Şimdi gelin birlikte Van Gogh’un resimlerinin arka planını yansıtan hayatına dair cümlelerinde keşfe çıkalım! Keyifli okumalar Söylenti ailesi.

  1. “Hem hayat bize niçin bağışlandı; bedenimiz acı içinde kıvrandığı zaman bile yüreğimizi zenginleştirelim diye değil mi?” (s. 5)
  2. “Güzel bir kadından güzel bir kızdan hoşlanmaz mısın diye sordu bana, ben de dedim ki çirkin, yaşlı, yoksul ya da herhangi bir nedenden ötürü bahtsız da olsa, hayat görgüleri, çektiği acılar, çileler yüzünden bir zeka bir ruh edinmiş bir kadınla daha iyi anlaşabilir, uyuşabilirim.” (s. 6)
  3. “İçten, candan yaşayan, gerçek acılar ve hayal kırıklıklarıyla karşılaşıp da yıkılmayan adam, her işi rastgelen ve bir bakıma bolluk içinde ömür süren adamdan daha değerlidir.” (s. 8)
  4. “Dünyaya karışmak, birçok insanlarla görüşmek kimi zaman iyidir, kimi zaman öyle yaşamak zorundayız ama tek başına kalıp rahat rahat çalışmayı seçen, yalnız birkaç dostuyla görüşmek isteyen adam, insanlar arasında ve dünya da kendine en çok güvenen adam olarak çıkabilir karşımıza. Güçlükler, dertler her çeşitten engellerle karşılaşmamak güvenli olmak için bir neden değildir, kendimize kolay bir hayat düzenlemekten kaçınmalıyız.” (s. 9)
  5. “Sanat kelimesinin şu tanımlamasını bir dinle, daha iyisi yapılamaz bence: ”Sanat doğaya eklenmiş insandır.” Evet, doğayı, gerçeği, hakikati dile getirmektir sanat ama sanatçının doğaya kattığı, ayırıp belirttiği, özgürleştirdiği, aydınlatıp renklendirdiği bir anlam, bir görüş ve bir özellikle dile getirmektir.” (s. 17)
  6. “Üç aşaması var bu işin:
    Sevmemek ve sevilmemek
    2. Sevmek ve sevilmemek (benim durumum)
    3. Sevmek ve sevilmek
    Bence ikinci aşama birincisinden güzeldir, üçüncüye gelince onun üstüne yoktur!” (s. 19)
  7. “Aşk gerçekten de olumlu bir şeydir, güçlü bir şey, öylesine var olan bir şey ki, seven insan nasıl canına kıyamazsa, bu duygusunu da atamaz içinden.” (s. 20)
  8. “Ruhuma çöken o anlatılmaz sıkıntı arasında birdenbire karanlıkta doğan bir ışık gibi bir fikir parladı: vazgeçebilen vazgeçsin ama inanabilirsen inanmaya bak. O zaman vazgeçmiş bir insan olarak değil, inanan bir insan olarak doğruldum.” (s. 23)
  9. “Bak bence tutkular gemimizin yelkenleridir. 20 yaşında olan biri duygusuna büsbütün kaptırır kendini, yelkenlerini fazla şişirir, gemisi su alır ve batar ya da çıkar. Oysa direğine ihtiras yelkenini serip de hayat denizinde kazasız belasız, batıp çıkmadan ilerleyen adam gider gider de bakar ki sonunda olmayacak durumla karşılaşır, o zaman da yelkenim bana yetmedi demek zorunda kalır, daha bir metre kare yelken edinmek için varımı yoğumu verirdim, der. Ama bulamaz aradığını ve umutsuzluk içindedir. İşte o zaman başka bir güçten de faydalanabileceği aklına gelir; o güne dek hor gördüğü, sintinede saklı kalan başka bir yelkeni kullanmak aklına gelir. O yelken kurtarır onu. “Aşk” yelkeni onu kurtaracaktır ama onu açmazsa, varamayacaktır ereğe.” (s. 25)
  10. “Ne müthiş bir şey bir nesneye bakıp onu güzel bulmak, sonra da üstünde düşünmek, onu kavrayıp aklında tutmak ve kendi kendine demek ki: bu nesneyi çizmeye koyulacağım ve onu resimde canlandırıncaya kadar çalışacağım.” (s. 29)
  11. “Çoğu insanların gözünde neyim ben -değersizin biri ya da tuhaf, aykırı, hoşa gitmeyen bir adam- toplumda kendine bir yer bulamamış, yer bulamayacak bir yaratık, yani hiçten de daha aşağı bir şey.” (s. 34)
  12. “Ustaları inceleyip onları anlamaya çalıştık mı, bir an gelir ki hepsini realitenin kendisinde buluruz. Demek istiyorum ki, onlar gibi görmeye, onlar gibi duymaya alıştık mı, onların yarattıklarını gerçekten var olan nesneler gibi görürüz.” (s. 44)
  13. “…insan koşullara karşı ayaklanmaz artık, boyun eğmiş de değildir, hastadır sadece ve bu hastalık geçmez, çaresi de pek yoktur. Biri bu hastalığa, ölüm ve ölümsüzlüğe uğramak demiş.” (s. 72)
  14. “Bilirsin ki ressamların yalnız yaşamalarını her zaman saçma buldum. İnsan yalnız oldu mu bir bakıma yoksundur.” (s. 75)
  15. “Tuhaf değil mi ki bütün sanatçılar, şair, müzisyen ya da ressam olsun, hepsi paradan yana bahtsızdırlar -bahtlı olanlar bile- para sıkıntısı içindedirler.” (s. 83)
  16. “Ben bu işleri hiç anlamadığımı açıkça söylüyorum ama yıldızları görünce derin düşüncelere dalıyorum, nasıl ki haritalarda ufacık kara noktalarla gösterilen şehirler ve köylere bakınca safça düşlere dalıyorsam ansızın. Gökteki ışıklı noktalar niçin Fransa haritasındaki noktalardan daha az ulaşılır olsun bizim için, diyorum kendi kendime.” (s. 84)
  17. “Çevremize bakalım istersen: yaşadığımız çağ sanatın gerçekten bir yenilenmesidir, büyuk bir Rönesans çağıdır; ama onun yanında hâlâ ayakta duran köhneleşmiş resmi resim geleneği var. Geleneksel resim aslında güçsüz, cansızdır, ne var ki yeni ressamlar gene de yalnız, yoksul kalıyor, deli muamelesi görüyor, bu muamele yüzünden de gerçekten deliriyorlar, toplumdaki tutum ve davranışları delice oluyor.” (s. 86)
  18. “İnsan sağlamsa bir parça ekmek yiyerek bütün bir gün çalışabilmeli, üstelik de pipo içecek, bir kadeh yuvarlayacak kadar gücü olmalı, çünkü o da lazım bu koşullarda. Yine de yukarıdaki yıldızları ve sonsuzluğu kesinlikle duyabilmeli. O zaman hayat her şeye karşın büyülü gibidir.” (s. 92)
  19. “Resimlerimin birinde de müzik gibi avutucu bir şeyler söylemek istiyorum. Kadınları da erkekleri de bir ölümsüzlük havası içinde canlandırmak; eskiden bu havayı figürlerin başına bir hale takmakla verirlerdi, biz bugün renklerimizin ışıltısı, titreşmesiyle vermeye çalışırız.” (s. 99)
  20. “Kimi zaman korku verici bir zihin açıklığı var üstümde, bugünlerde öyle, tabiat o kadar güzel ki kendimi bilmeden çalışıyorum: tablo bir düş gibi çıkıveriyor ortaya.” (s. 111)
  21. “Aslanım, unutmayalım ki küçük heyecanlar hayatlarımızın büyük kaptanlarıdır ve hiç farkına varmadan dinleriz onları.” (s. 129)

Vincent Van Gogh, Theo’ya Mektuplar

Remzi Kitabevi

 

- Advertisement -

 

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

Must Read

”Atiye” Yayınlandı!

 2019 Aralık ayında ilk sezonu yayınlanan, Netflix'in Hakan Muhafız'dan sonra ikinci orijinal Türk yapımı dizisi olan Atiye'nin ikinci sezonu yayınlandı!