Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Ezberlediğim bir sürü duygudan sonra, yeni, bir o kadar da eskide kalmış bir duyguyla karşılaşmak benim için de öyle kolay olmadı.Olağanüstü bir histi onu gördüğüm ilk an. Hepimiz en az bir kere bu olağanüstü duygunun içine düşmüşüzdür. İşte o zaman, gerekli yerlerde kullanmadığımız gururumuzu en güçlü haliyle devreye soktuğumuz için belki de, hep kaybettik. Zaten nadiren başımıza gelen bu tarifi olmayan duygunun içine kalp ve aklın kavgası da girince daha başka boyutlara taşındı. O mükemmel kaybetmişlik duygusu birçok şiir, birçok öykü yazdırdı.
“Ve yüz damla gözyaşı aktı en sonunda,bittim ben. Yeniden başladığımda hiç tanımadığım bir silüet görecektim. Henüz fark etmedim, sense hiç fark etmeyecektin.
Oysa bütün insanlığı sevebilecek kalbimde en büyük odayı sana ayırmıştım.”
Böyle işte. Büyük kaybedişten sonra son gücüne kadar kullandığımız gurur bütün gücünü tüketti ve saklandı. Gurursuz kaldığımızdan çok pişman olacağımız şeyler yaptık. Aradık açmadı, gel dedik gelmedi, hala söyledik ama! Bütün şarkılar ona yazıldı, bütün resimler ona çizildi, şu köşedeki biblo en çok onun evine yakıştı. Ağlanıldı, haykırıldı. Bütün bunların çoğu ruhumuzda yaşandı.Dünyaysa dönmeye devam etti tüm saygısızlığıyla.
“Cümlenin içinden upuzun bir kahkaha geçti, sen nereden bileceksin? Sen gözyaşı ve hayal kırıklığının ensest ilişkiden olma çocuğusun.”
Yeni olan her şey düşman gibi oldu o zaman, yaptığı büyük hatanın farkına varacak da geri dönecek de ucu bucağı olmayan bir mutluluk tüm bedenimizi ele geçirecek.Bunlar olurken dünya dönüyor, zaman geçiyor, biz yaş alıyorduk. Bu arada yeni teoriler üretiliyor, eskiden sürekli olan çağrılar azalıyordu. İçimizden hala haykırıyor, dışavurumunda gülümsüyorduk. Böyle böyle yara yer yapıyor fakat acısı hafifliyordu. Düşünüyorduk nasıl olur da fark etmedik tüm bu gidişat içinde bu hissizliği diyorduk. Kendine kızmalar, etrafa kızmalar, tüm insanlığa kızmalar yarayı bazen deşiyor gibi oluyordu. Doğaya, çiçeğe, güneşe bakmayı akıl ettik sonunda. Nasıl iyi geliyordu! İnsanlığa küsüp doğaya kucak açtık.
“ ‘Ruhunun gittiği yerden dönmemesini sağlamışsın ve şimdi hezeyana uğradın.’ Mektubun giriş cümlesi buydu ve gözyaşlarını da beraberinde getirdi. Birkaç eskimiş kelime böylesine bir etkiyi nasıl bırakabilir?”
Ve nihayetinde düz bir huzura kavuştuk. Kendimize yeni hedefler belirledik,yeni adımlar attık. Sadece biz, sanki yeni bir hayata merhaba dedik. Yara hala var, izi kaldı yani. Kapalı yara, acıtmıyor ama görüyoruz ve ne zaman ne kadar acıttığını hatırlayıp buruk bir gülümseme bırakıyoruz evrene. Kahkahalar atacak kadar keyiflenmedik henüz.
Hissediyouz güçlendik. Ayağa kalktık. Lakin hala kızgınız, insanoğlu tüm sevgisini hangi ara kaybedip böyle boydan boya savruldu! Biraz da kabullendik. Artık bu şekil bir sevgisizlikle baş etmeliyiz.
“Güzel duygular yok olup gidiyor mu yoksa atmosfere yükselip yağmur olup geri gelir mi? Tek bir iyi duygum kalmadı da.
Biliyoruz, umut ediyoruz. Bildiğimiz şeyden korkmadan devam ediyoruz. Işığa, güneşe, her şeyin daha güzel olduğu günlere. Acı artık yok. Onu unuttuk. Sadece biraz… Yankı yapıyor.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin