Gece Modu

James Joyce – 19. yüzyılın sonları, 20. yüzyılın başlarında yaşayan bir yazar, İrlandalı. Kimilerine göre on dokuzuncu yüzyıl edebiyatını kapatan adam. Kimilerine göre bilinç akışının mucidi. Kimilerine göre dünyanın en uzun cümlesinin yazarı. Kimilerine göre “fazla abartılmış”, kimlerine göre Dostoyevski’den daha büyük birisi. Dublin’in yazarı, Yazarların Dublin’i (Kralların soytarısı, soytarılar kralı gibi bir şey yapmak istedim, olmadı). Kim ne derse desin edebiyata yön veren en önemli isimlerden.

Odysseia (Odyssey- Romalılara göre Ulysses) Homros’un İlyada ile birlikte Batı kültürünün temel taşlarından biri olan eseri. Troya savaşının anlatıldığı İlyada’dan sonra savaşa katılan Odysseus’un evine dönüşü işlenir. Savaşı anlatan İlyada’ya göre okuması daha zevklidir. Tarih boyunca bir çok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

Ve Ulysess. James Joyce’un 1918-1920 yılları arasında Homeros’un Odysseia’sı üzerine kurduğu ve modernist edebiyatın en önemli eseri sayılan başyapıtı. Tüm zamanların en çok yarıda bırakılan kitabı. Sadece yazarına değil çevirmenlerine de herkesin saygı duyduğu, üç kişinin gözünden Dublin’de geçen bir günün (Tam olarak 6 Haziran 1904) anlatıldığı dev (sadece mecazi yönden değil) eser. Yüzyıldır kendini elit sanan her insanın alıp kütüphanesine yerleştirdiği, ama başlar başlamaz nedense önemli bir işi yüzünden ara vermek zorunda kaldığı ve kütüphanelerde tozlanmaya mahkum dev eser.

Dev Lotr Testi

Nevzat Erkmen: yukarıda belirttiğim eylemin, Türk entelektüelleri tarafından gerçekleştirilmesini 1996 yılında sağlayan usta çevirmen.

Armağan Ekici: Henüz tanımadığım, ama bu zor kitabı, Nevzat Erkmen’in çevirisi üstüne, bir kez daha günümüz Türkçe’sine daha yakın bir şekilde çeviren cesur çevirmen.

Ve ben Erhan Özdemir: yıllar önce o rüzgarla kitabı ve daha sonra yine Nevzat Erkmen tarafından yazılan Ulysses Sözlüğü’nü alan, bir heyecanla kitaba başlayan, ama daha kitabın başında “Sarman, Babaç Buck Mulligan, üzerine bir aynayla ustura haçvari konulmuş tıraş sabunu köpüğü dolu tasıyla merdiven başında belirdi.” cümlesiyle birlikte, birkaç sayfa ötesini bile bile göremeden, o kitabı kütüphanenin tozlu raflarında çürüyenler furyasına dahil olan masum okuyucu. Ara sıra tekrar okumaya niyetlenen, ama o hantal kelimeleri aşamadığı için sürekli morali bozulan ve elbet bir gün okumayı başaracağı umuduyla yaşayan bu satırların mağdur yazarı.

Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti demek istiyordum elbette ben de Orhan Pamuk gibi, ama bilmiyordum nasıl olacağını. Bir iki ay önce okuduğum bir Ulysses incelemesiyle bir aydınlanma yaşadım ama. Yazan kişi cep telefonu yardımıyla kolay olmasa da bitirebildiğini söylüyordu bu dev eseri. Gözlerim parladı, her şeyi inciğine cinciğine kadar araştıran ben için bir fırsattı bu (Neden daha önce aklıma gelmediği için küfrettim tabi ki kendime). İki-üç gün önce başladım ben de bu zorlu yolculuğa. Araştırdım ve iki güzel site buldum Ulysses için. http://www.joyceproject.com her göndermeyi detaylı olarak açıklayan bir site ve en büyük yardımcım şu anda. Diğeri ise (çizgi romanları seven birisi olarak tavsiye edebileceğim) her şeyi resimli bir şekilde gözlerimizin önüne seren http://www.ulyssesseen.com/ sitesi. Her iki site için de  ingilizce bilmeniz gerektiğini söylemeye gerek duymuyorum tabi. Diğer kitaplara da (Nevzat Erkmen çevirisi ve kendisinin Ulysses sözlüğü) ihtiyaç duyduğumda danışmaktayım tabii ki.

Peki nedir Ulysses ve neden okunmalı? Ya da ben deli miyim ki bunca yıldır bu kitabı okumayı bir hedef haline getirdim?

Ulyses yukarıda ifade ettiğim gibi tek bir günde yaşananları anlatan büyük bir eser. Aynı Odysseia gibi 24 bölümden meydana gelmiş ve bölümler paralellik gösteriyor o eserle. James Joyce belki de ilk defa farklı roman teknikleri kullanmış bu kitapta. Anladığımız, anlamadığımız birçok gönderme var. Yüzyıl boyunca edebiyat adına bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa okumuş ya da okumaya çalışmış bu kitabı. Oğuz Atay’ın bu kitaptan etkilendiği gayet açık, özellikle Tutunamayanların o meşhur 14. bölümünde. Yani benim için bir bulmaca bu kitap, gerçekten uğraşmayı sevenler için bilgisayardaki bir macera oyunu gibi. Ama nasıl macera oyunlarında bir parça zorlandığımda hemen çözüme bakıyorsam, bizim kültürümüze bir parça uzak ama evrensel kültüre yakın bu eserin çözümünde de yardım alacağım elbette belirttiğim sitelerden. Böyle büyük bir eseri okuyabilmek için, bir şeyler öğrenebilmek için ama en başta zevk almak için tabi okuduğumdan.

Kendimin Ulysses’i neden okuduğunu anlatmaya çalıştım ama siz neden okumalısınız bu ne idiğü belirsiz kitabı. Eseri ikinci kez çeviren Armağan Ekici hayat aşkına, edebiyat aşkına, mizah aşkına, müzik aşkına ve kızılca kıyamet aşkına diyor bunun için. Ayrıntılı olarak bakabilirsiniz isterseniz. Ulysses’i Neden Okumalıyız?

Ben yavaş ama azimli olarak başladım Ulysses macerama. Bölümler geçtikçe paylaşabileceğimi düşünüyorum yavaş yavaş izlenimlerimi sizinle. Bir parça merak edenler kitabı beraber takip edebilirler benimle. Diğerleri zaten ilk paragraftan terk etmişlerdir burayı. Umarım kazasız belasız bitiririz hep beraber. Daha okunması en zor eser olarak nitelenen “Finnegan’s Wake” var çünkü.

Düzeltme: Utandım kendimden şu an. İskoçyalı yazmışım o kadar kitabın içine girmeme rağmen, bir anlık gafletle. Özür dileyerek düzeltiyorum.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin