Uçurumun Ötesindeki Roman: Kuş

Aynı gün içinde oğullarının ölümü ve kızlarının doğumuna tanıklık eden aile için uçurum kavramı, derin anlamlar içeriyordu.

Jewel, ailenin o gün doğan küçük kızlarıydı ve kendini bildi bileli büyükbabası konuşmuyor, ailesi de mutsuzdu. Bu duruma tek bir şeyin sebep olduğunu biliyordu : Doğduğu gün abisinin ölümü, namıdiğer Kuş’un.

Kuş, -gerçek adıyla John- tüm ailenin neşe kaynağı küçük, tatlı bir çocuktu. Büyükbabanın ona “Belki büyüdüğünde bir kuş gibi uçabilirsin John.” şeklindeki söylemleri, o zamanlar dört beş yaşlarında olan bu çocukta büyük bir tutku yaratmıştı.

Küçük bir hayal ile başlayan ve aile eğlencesine dönen bu olayın (özellikle John’a, Kuş lakabının takılması) sonu eğlenceli bitmedi. John o gün, uçuruma gitti ve kuş gibi uçacağını ümit ederek kendini aşağı bıraktı. Orada da can verdi.

- Advertisement -

O gün, John’un bir türlü eve gelmemesi ve ailesi tarafından bulunamaması herkesi endişeye sürüklerken Jewel, tam da bu sırada dünyaya gelmeye karar verdi.

Dünyanın en şanssız bebeği olarak doğduğunu kendine her daim hatırlatıyor, ailesi tarafından biraz olsun sevildiğine de inanmıyordu çünkü anlatılanlara göre geçmiş hatıralar hep huzur ve mutluluk dolu, Jewel doğduktan sonraki hatıralar ise mutsuz, soğuk ve tatsızdı.

Bir gün annesi ve babasının tartışmasına kulak kesildi. Konu yine ölen abisi ve suçlamalardı. Babası, karısının o gün doğum yapması gerektiğini isteğe bağlı bir durummuş gibi arz ederek “Onu ne kadar aradığımız hakkında hiçbir fikrin yok.” dedikten sonra ağlamaya başladı.

Jewel’i derinden sarsan olay ise, annesinin söyledikleriydi :

“Oğlun kayıp haldeyken doğum sancısı çekmenin kolay olduğunu mu düşünüyorsun? Jewel’i doğurmak istediğimi mi düşünüyorsun? Jewel’i istememiştim! Oğlumu istemiştim! Oğlum nerede? Oğlum… John, evladım…”

Jewel bunları duyduktan sonra, ailesinin yanına gidip ağlamaklı ve kızgın bir ses tonuyla onlara dert yanmaya başladı. Ailesi, onu her zaman sevdiğini ve duyduklarının yalnızca sinir anında söylenen yanlış kelimeler olduğunu dile getirdikten sonra her şeyi daha da aydınlatmak için eski ses kayıtlarını tozlandıkları yerden çıkardı. Sonrasında yaşananlar ise hepimizin içini ısıtan satırlar olarak yüzümüze, tebessüm olarak yerleşti.

Crystal Chan’in 2014 yılında yayımlanan bu romanı, hâlâ her yaştan okuyucusunda merak uyandırıp yürekleri sıcacık yapmayı başarıyor.

Aralık ayına girdiğimiz bu soğuk kış günlerinde, sıcacık çayınızı alıp dışarıda yağan yağmura veya kar’a karşı okuyacağınız bu kitap, sizin de içinizi ısıtacak. Şimdiden keyifli okumalar.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Ece Özer
Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Must Read

Filme Uyarlanan 10 Gerçek Hayat Hikayesi

Çoğu zaman vakit öldürmek için film izleriz ama bazıları bizi fazlasıyla etkiler hatta bir şeyler öğretir. Bu listedeki biyografik filmlerin bazılarından bir şeyler öğreneceğiz...