Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Başka hiçbir kitabım için yoksulların ekonomik açıdan aşağılanmasını inceleyen ‘Uçurum İnsanları’ kadar kalp ağrısı çekip gözyaşı dökmedim.”

Jack London, 1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başlarında yaşamış Amerikalı ünlü yazardır. Yaşadığı dönem dünya açısından oldukça çalkantılı bir dönem olduğu için bu durum onun hem kitaplarına hem de kişiliğinin şekillenmesine neden olmuştur.
Eserlerinde hayat mücadelesini romantik bir bakış açısıyla aktarır. Çoğu kitaplarında kapitalizmi sert bir şekilde eleştirdiğini görürüz. ABD’de kitapları yabancı dillere en çok çevrilen yazarlardan birisidir.
Jack London denilince aklımıza “Beyaz Diş” ya da “Martin Eden” gibi kitapları daha önce gelir. “Uçurum İnsanları” kitabını açıkçası ben de daha önce hiç duymamıştım, bana tavsiye edilene kadar…

Kitabın konusuna gelecek olursak; Jack London 1902 yılında, birkaç aylığına şehrin yoksul semtlerinden Doğu Yakası’nda yaşamak üzere Londra’ya gelip halktan biri gibi zaman geçirmeye başlıyor. Geçirdiği seksen altı gün boyunca yaşadığı birçok deneyimin yanında; birçok kitap, broşür, gazete okuyup topladığı çoğu fotoğrafları kendisi çekmiştir. Birinci tekil kişiden bu denli titizlikle aktarıldığı için kitap oldukça ilgi çekici oluyor.
Gittiği yerde işçi hareketinin büyük bedeller pahasına kazandığı hakların hiçe sayıldığı bir ortamda, insanlığa yakışmayacak büyük bir fakirlik ve tahmin edilemez bir sefaletle karşılaşıyor. Karnını doyurmak için meyve çöplerini yiyen insanlar, pisliğin ve hastalığın kol gezdiği sokaklarda uyuyan evsizler, başıboş bırakmış sahipsiz çocuklar ve daha nicesini okuyorsunuz.

“Eski kıyafetler giyip kendine tam anlamıyla karaya oturmuş bir Amerikan denizcisi kimliği yaratarak, Doğu Londra’nın varoşlarına doğru bir maceraya atılmıştı. Araştırması sırasında London, bu insanların varoşlarda yaşama nedeninin kendi seçimleri ya da tembellikleri değil; yaşlanarak işsiz kalmaları ya da mali durumlarında meydana gelen felaketler olduğunu farketti.”
(Tanıtım)

Kitap, daha ilk sayfasından kendine çekiyor ve elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Üslubu çok akıcı olduğu için rahat okunuyor ancak, kitapta anlatılanlar tahmin edilmeyecek türden kötü detaylara sahip olduğu için gerçek anlamda “rahat” okunmuyor. İtiraf etmek gerekirse, hassas kişiler için kimi zaman midem bulandırıcı durumlar okuyorsunuz bahsedilen yaşamdaki acı detaylarda.

Uçurum İnsanları, zenginlik ve refahın gerisindeki yoksulluğu doğrudan ve çarpıcı gözlemlerle aktarıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Güneş batmayan ülke olarak bilinen İngiltere’nin karanlık tarafına birinci elden tanıklık etmiş oluyorsunuz.
Sosyoloji, psikoloji ve tarih konularıyla ilgilenenlerin özellikle seveceği türden bir kitap.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin