Ücretsiz ve Online Olarak Seyredebileceğiniz 64 Oyun!

Tiyatro nedir?” denilince Turgut Özakman’ın şu meşhur sözü yer eder zihinlerde:

“Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.”

Kendine hayatın her alanından pay biçen ve üçüncü sanat olarak nitelendirdiğimiz tiyatro, evde kalmamız gerektiği şu günlerde bir süre inzivaya çekilmiş durumda. Sahneler oyuncusuz, kostümsüz. Koltuklar seyircisiz…

Fakat evde kaldığımız hâlde müzelere, tiyatrolara, sinemalara ekranlar ardından hâlen erişebiliyoruz! Bugün, erişim dahilinde olan 64 güzel oyun paylaşmak istedik sizlerle. İzlerken bizi anıp keyifli vakit geçirmenizi temenni ederiz.

- Advertisement -

İsimlerin üzerine tıklayarak ilgili oyunu izleyebilirsiniz. Mutlu haftalar!

1. REİS BEY

Görevinden hiç taviz vermeyen, yasalara son derece bağlı, kanun makinesi, taş kalpli bir ağır ceza reisinin vicdan muhasebesinin anlatıldığı oyunda, idam mahkumu genç, Reis Bey’e şöyle haykırır: Reis Bey! Bu dünya dört köşe değildir. Mühürlü kalbinizin bir gün açılmasını dilerim! Beni asacaksınız! Fakat, ruhum sizi bu dünyada ve ötelerde adım adım takip edecek!

2. LEYLÂ İLE MECNUN

Leylâ ile Mecnun’un aşkları eski bir efsanedir. Birbirine kavuşamayan ve aşkları uğruna ölen iki gencin öyküsüdür.

3. OSMANCIK

Osman Bey’in, cihan devleti olma hayalini gerçekleştirme destanıdır Osmancık.

4. BİR ANARŞİSTİN KAZA SONUCU ÖLÜMÜ

Oyun gerçek bir olaya dayanmaktadır. 1969 yılında Milano‘da bir meydanda patlayan bir bomba, 16 kişinin ölümüne yol açar. İtalyan polisince suçlanarak tutuklanan anarşistlerden Giuseppe Pinelli‘nin cesedi, gözaltında tutulduğu emniyet müdürlüğünün penceresinin altında bulunmuştur. Gelen açıklama kaza sonucu ölümdür. Bir deli sorgulanmak üzere aynı binaya getirilince, ironi içinde anlatılan olaylar zinciri, derin devlet’in sorgulanmasına kadar varır.

5. İŞGÜZAR BİR TEKERRÜR

Eğer bir güne sıkışıp kalsaydınız ne yapardınız? Bir türlü geçmeseydi zaman. Yarın olmasaydı hiç. “İşgüzar Bir Tekerrür” aynı günü tekrar tekrar yaşamak zorunda kalan bir sahafın trajikomik öyküsünü anlatıyor. Son derece ustalıkla kurgulanmış dramatik bir yapı içinde, “zaman” ve “yaşamın anlamı” kavramları duygu yüklü bir dille sorgulanıyor.

6. KÜHEYLAN

Psikiyatrist Martin Dysart, İngiltere’nin Manchester şehrinde gerçekleşen korkunç bir olayı analiz etmektedir. Ateist bir baba ile dindar bir annenin tek oğlu olan Alan Strang’ın, henüz 17 yaşındayken gerçekleştirdiği bu olay, hangi nedenlere bağlı olarak gelişmiştir? Dysart bu noktada mesleki bir merak içindedir. Bildiği tek müzik televizyon reklamları, bildiği tek tarih dini hikayeler olan Alan’ın Dysart ile ilişkisi ekseninde ilerleyen, normallik, anormallik, tutku kavramlarını sorgulayan bir oyun.

7. KRAL LEAR

İlk ısırıkla başladı her şey.
Kıyım o zaman başladı.
Zaman geçti
Ve Lear sordu:
“En çok hanginiz seviyor bizi?”
Ve Lear sordu
Ve gök gürledi.

“Sen her şeysin dediler bana.
Yalan! Her şeysem niye üşüyorum?”
Dedi.
Ve aklı
Kendi lanetiyle zehirlendi.

Kral Lear, iktidarın vahşiliğini ve iktidarın kendisiyken mağduruna dönüşen insanı anlatır…

8. BİR NEFES DEDE KORKUT

Sen işitirsen eğer kalbin diliyle, bütün canlılar; ovalar, ağaçlar, taşlar, kuşlar konuşur. En küçük ayrıntı görünür olur. Seherler ve geceler destan anlatır, sen işitirsen.
Havanın, toprağın, denizin, dağların, taşların, insanın dilinden anlamak kalbi duymaktır. Geçmişten bugüne birlikte yaşamın bilincini aktaran en kadim anlatılardır. Geçmiş, gelecek bugün bir olur, insan bir parçası.

9. BİR ŞEHNAZ OYUN

Yüzyılların imparatorluğunun perdesini bir daha açmamak üzere kapatacak olan sürprizlerin yaşandığı İstanbul’dasınız. İstanbul’daki son büyük cümbüşte… Şu Çılgın Türkler’in yazarı Turgut Özakman’dan bir tiyatro başyapıtı…

Güzel hanımlar, zarif beyler… Hoş geldiniz… Herkes yerini alsın, başlıyor gösterimiz… İki perde tekmili birden… Saz, caz, bando, mızıka, raks, dans… Yaşasın müdüriyet… Bir de cabadan ön oyun… Bugün her şey bol kepçe… Ne hikmetse… Güzel hanımlar, zarif beyler; sürmeli, gamzeli, işveli, cilveli bir oyun, inanmazsanız buyurun…

10. GERGEDAN

Oyun, bireysel özgünlüğü ve özgürlüğü olmayan, kalıpların arkasına sığınarak varoluşuna bir anlam yüklemeye çalışan modern insanın çaresizliğini ele alır.

11. KEŞANLI ALİ DESTANI

İşlemediği bir suç yüzünden hapse atılan Keşanlı Ali’nin mahallesine döndükten sonra kahraman ilan edilişinin müzikli hikâyesi.

12. AĞIR ROMAN

Oyun, kentin varoş mahallelerinden olan Kolera Mahallesinde geçiyor ve kentin ortasında sıra dışı bir yaşam süren Koleralıların, yalnızlıklarını, acılarını ve aşklarını sarsıcı bir bakış açısı ile anlatır.

13. KAHVEDE ŞENLİK VAR

Kadın ve erkek cinsleri arasında geçen bu çekişmeli macera; komik ve eğlenceli yönleriyle, müzikal ve hareketli yapısıyla sizlere ve sizlerin dünyasına ayna tutmaktadır. Bin yıllardır kadın ve erkek arasında süregelen ezeli çatışma, bugün farklı boyutlara evrilmiştir. Günümüzde birey, maddi çıkar ilişkilerinin esiri olmuş, duygudan ve gerçek aşktan uzaklaşmış, en değer verdiği kurum olan aile bile bir şirket halini almıştır.

14. ŞARK DİŞÇİSİ

Müzikli, danslı, şenlikli bir gösteri olan oyun, zamanın İstanbul Ermenileri arasında geçen, birbirini aldatan eşlerin, kavuşamayan aşıkların hikâyesini konu alıyor.

15. ROMEO & JULİET

Bir lise sınıfı ve birbirine düşman iki taraf. Bu düşmanlığın beraberinde getirdiği giderek güçlenmiş kin ve nefretin içinde yeşeren engellenemeyen bir aşk. Oyunun ilk sahnesi, seyirciye ‘bu hâlâ bildiğimiz bir son‘ dercesine bir kız ve erkeğin sıralar üstüne yığılmış hâliyle başlıyor. Bu düşmanlığın, Romeo ve Juliet’in birbirlerine olan aşkının önünde “hâlâ bir engel mi?” sorusuna cevabı bilmemize rağmen gürültü patırtı dolu tanıdık bir trajedinin içinde buluyoruz kedimizi.

16. İKİ EFENDİNİN UŞAĞI

Komedi, dans ve müzik unsurlarını taşıyan oyunda, âşkını bulabilmek için kılık değiştirip Venedik’e giden Beatrice istemeden de olsa diğer aşıklar Silvio ve Clarice’nin mutluluklarına gölge düşürür. Parayı her şeyin üstünde tutan Pantalone, yemekten ve konuşmaktan kendini alamayan Dottore, bir suçlamanın eşiğindeki Florindo ve karnını doyurabilmek için türlü kurnazlıklar yapan şaşkın uşak Truffaldino’nun yollarının kesişmesiyle bir anda olaylar içinden çıkılamaz bir hâle gelir.

17. TERSİNE DÜNYA

Oyunda ‘Kadınlarla erkeklerin rollerini değiş tokuş ettiği bir dünya nasıl olurdu?‘ sorusuna cevap veriliyor. ‘Tersine Dünya’ kadın ve erkek rollerini ironik ve eğlenceli bir üslupla tersine çevirerek, gündelik ilişkilerden, namus kavramına kadar bir çok konuda izleyiciyi cinsiyetler üzerine ezberleriyle yüzleştiriyor.

18. III. REICH’IN KORKU VE SEFALETİ

Hitleryen bir gündelik hayattan sahneler sunuyor bize. Farklı toplumsal sınıflardan insanların, en çok korku ve sefalet üreten bir yönetim altındaki tipik davranışlarına odaklanıyoruz. Bir perçemle bir bıyığın Hitler’i anlatması gibi, Brecht de parça parça anlarla korkuyu ve sefaleti anlamamızı sağlıyor. İnsanların şimdisine ve geleceğine kast eden Hitler rejimi altında, sefaletin er geç korkuyu yeneceğinin bilgisini üreterek…

19. TİTANİK ORKESTRASI

Hiçbir trenin durmadığı, unutulmuş küçük bir tren garında yaşayan dört serserinin eğlenceli öyküsü. Unutulmuş bu serserilerin amaçsız bekleyişleriyle devam eden durağan yaşamları, bir trenden atılan gizemli bir sandıkla birdenbire değişir. Boytchev’in bu hayalperest, küçük komik insanları, sandığın içinden çıkan Harry Houdini ile kim olduklarını bulmaya, dünyayla bağlantı kurmaya çalışırlar. Varlık ve yokluk kavramlarının tartışıldığı, gerçeklik ve hayal arasındaki sınırların sorgulandığı oyun, kahkahalar arasında modern insanın trajikomik durumunu gözler önüne seriyor.

20. CAMBAZIN CENAZESİ

Ölüm de bir dünya işi. Rahmete giden artık yalnızdır. Cambaz’ın ne anası babası, ne evladı, ne şapkası elbisesi var. Konuşacak arkadaşı, okuyacak gazetesi, dişleri, bahçesi, evi… Her şeyi bu tarafta kaldı. Cambaz gidiyor, hayat onun konuşmadığı bir dilden devam ediyor. Bir takla daha atamadı; Cambaz Rasim dün gece öldü!

21. KANLI DÜĞÜN

Bıçakla, küçücük bir bıçakla, kararlaştırılan günde, iki erkeğin bir kadına aşkları yüzünden birbirini öldürmesini konu alan hikâye; kadınlara ve erkeklere, yazgıya ve bıçaklara, aşka ve dört duvar arasında sıkışan insanlara dair.

22. ÇÖL OYUNU

Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda, herhangi birileri, üzerlerine gelen çöl ile savaştı. Hep savaşıyoruz, hep savaşacağız.

23. 444

Oyun, bir çağrı merkezinde geçiyor. Hatırlatma Merkezi’nin şikâyet bölümünde, biri uzun zamandır çalışan, diğeri yeni işe başlayan iki kişinin gece vardiyası sırasında, çağrı sisteminde işler karışıyor. Buldukları çözümler ve cevaplar; gerilim ve mizahın iç içe geçtiği yüksek tempolu bir gece sonunda, onları çarpıcı bir gerçeğe ulaştırıyor.

24. KAFES

Sade bir yaşam üzerinden hareketle olayların üst üste geliştiği oyunda; karakterlerin daha özgür bir yaşam sürebilmek için verdikleri mücadele görülür. Oyunun finalinde herkesi şoke edecek sürpriz bir son beklemektedir.

25. DOKUZ CANLI

Eşini aldatmak için uğraşan ve olmadık hilelere başvuran bir adamın düştüğü durumu konu alan oyun, gayrimeşru ilişkilerin komik yönlerini gözler önüne seriyor.

26. BANA BİR ŞEYHLER OLUYOR

Her gün gazetelerden okuduğumuz insanların hayatlarını konu alıyor.

27. HAYBEDEN GERÇEKÜSTÜ

Geçmişten günümüze kadın erkek ilişkileri mizahi bir dille ele alınıyor.

28. YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ

Aziz Nesin tarafından, Türkiye’nin durumunun ironik bir dille yazıldığı romana göre hazırlanan bu oyunda, dönemin olayları mizahi bir biçimde anlatılıyor.

29. KOZALAR

Dış dünyada kopan kıyametten kendini soyutlamaya çalışan üç oyun kahramanı kadın, hayattan kaçarken aslında kendilerini tutsaklaştırmaktadır. Oyun, gerçek diyaloglarla başlayıp süratle gerçek dışı bir yapıya doğru yönelir, kendilerini soyutlayabilmek için çevrelerine ördükleri kozaların oyun kahramanlarını dışında durmayı seçtikleri dünyadan koruyamayacağı gerçeği ile sona erer.

30. MARX’IN DÖNÜŞÜ

Kapitalist sistem, Marx’ın bakış açısıyla yorumlanıyor.

31. SİVAS’93

1993 yılında Sivas’taki Madımak Oteli’nde yaşanan katliamı anlatıyor.

32. ANLATILAN SENİN HİKÂYENDİR

Bir insanı tanımak demek, onun hikâyesini bilmek demektir.
Gülerken ağladığımız, ağlarken güldüğümüz bir oyun bu. Gürül gürül, usul usul akan ırmak, bir bardak çay sıcaklığı, bir dost meclisinin anason kokulu coşkusu var bu oyunda.
Hayal desek, değil… Gerçek desek, değil… Şarkılar, türküler, insan, kuş, ağaç, kitap, dağ, taş koyun koyuna bu oyunda. Ege Denizi’nin sakin, hülyalı, bilge maviliğinde koca yürekli bir destan bu oyun.

33. ŞEKSPİR MÜZİKALİ

Erkek egemen toplumda erkeğin 7 evresini konu alıyor. (ilgili yazımızı okumak için tıklayabilirsiniz.)

34. AZINLIK

Okumayan, cahil kalmayı tercih eden bir kitlenin bugünkü durumunu anlatan, ‘böyle bir toplumda sanat ne olur, eğitim ve sağlık ne durumda olur’u irdeleyen ve sorgulayan bir oyun.

35. ZAMSALAK

Usta oyuncu Nejat Uygur’un başrolünde olduğu bu oyun güldürürken epey de düşündürüyor.

36. MACBETH MUTFAKTA

Shakespeare’in ünlü eseri Macbet’in obje tiyatrosu uyarlaması. Bu oyunda “Macbeth” hikayesinin mekanı mutfak. Tarif edilmeden de pişirilebilir bir yemek tarifi sırasında geçen oyunun karakterleri ise mutfak eşyaları.

37. HİZMETÇİLER

Hanımlarının dayanılmaz varlığı karşısında kendi yokluklarında kaybolan, dayatılan sınıfsal kimliklerinde hapsolmuş iki kız kardeş…
Sefaletlerini nefret ve korkuyla karışık bir tutku noktasına taşıyan kızlar iğrendikleri benliklerinden kurtulmak için ne kadar ileri gidebilirler…

38. 80’LERDE LUBUNYA OLMAK

Oyunda deneyimlerini paylaşan dört trans birey bize kendi hikâyelerini anlatıyor.

39. ŞİDDET ÜÇLEMESİ 2- ŞEKER ÜÇ KİŞİ

Çocukların gördükleri ve öğrendikleri arasında yaşadıkları kafa karışıklığını, acılarını ve yok edilişlerini anlatıyor…

40. SİDİKLİ KASABASI

Tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası‘na gönderildiği, bir gidenin bir daha geri gelmediği, kimsenin birbirinin gözünün yaşına bakmadığı, tüm genel tuvaletlerin özelleştirildiği bu yere düşen bir aşk ateşi aynı zamanda süre giden sisteme karşı çıkışın da kıvılcımı olur.

41. EN GERÇEK MASAL – Ç.O

6-10 yaş aralığı için sahnelenen En Gerçek Masal, külyutmaz birer tiyatro izleyicisi olan çocukları özenli, çalışılmış, yaratıcı bir sahneyle tanıştırırken anne babalara da akşam evde karşılaşacakları sorularla heyecanlı anlar yaşatmayı hedefliyor.

42. AKSAK İSTANBUL HİKÂYELERİ

Osmanlı müziğindeki aksak ritmin ses, metin ve oyunculuk üzerinde yapılandırılmasını eksen alan çalışmada müziğin ritmindeki bu aksamanın eski bir Osmanlı başkenti olan İstanbul’un 2004 yılındaki şehir hayatına yansıması anlatılıyor.

43. KARIMIN KOCASI

Eski bir Hırvat denizci olan Luka, Hırvatistan-Slovenya hattında tren hostesi olarak çalışan eşi Eve’e yemek hazırlarken, Slovenya’dan geldiğini söyleyen Tony adında bir davetsiz misafirin anlattıkları karşısında küçük dilini yutacak gibi olur. Eşi Eve Slovenya’da da Tony ile evlidir. Birbirini tanımayan ve pek de akıllı olmayan bu iki adamın artık ortak bir sorunları vardır ve birlikte bir çıkış yolu bulmaya çalışır.

44. PATRON KİM?

1980’lerin Türkiye’sini fon olarak benimserken ana hikâyeye bağlılığını sürdürüyor. İkiz erkek kardeşi, sevgilisi tarafından öldürülen Begüm, ailesine borcu olan mafya babasından alacağını tahsil etmek için erkek kardeşinin kılığına girerek Beyoğlu’na geliyor. Sevgilisi Furkan’la gerçek kimliklerini herkesten saklamak zorunda oldukları için hem birbirlerini arıyor hem de birbirlerinden kaçıyorlar. İki sevgilinin birbirlerinden habersiz Tufan’ı kendilerine yardımcı olarak tutması ise işleri iyice karıştırıyor.

45. YARGI

İnsanlık onuru nerede başlar ve biter? Hayatta kalabilmek için insan ne kadar ileri gidebilir? Bu soruların cevaplarını aradığımız bir oyun, Yargı.

46. KADIN ERKEK AKLI

Aynı gezegende yaşamamıza rağmen neden bu kadar farklıyız? Bütün suç kromozomlarda mı? Kadın ve erkek konuşurken neden frekanslar farklı titreşiyor, iletişim sistemi çöküp aradığımız kişiye şu anda ulaşılamıyor cevabı alıyoruz? Kadın konuşuyor, erkek anlamıyor. Erkek konuşuyor, kadın anlamıyor. Yoksa biz aynı dili mi konuşmuyoruz?

47. AUDİTİON

“Görmezden gelmeye,karşı koymaya çalışsak da kaderin bizim için hazırladıklarını tartışabilir miyiz? Biz kimiz ki? İstediklerimiz uğruna kendimizden vazgeçen insan değil miyiz biz?” gibi pek çok sorular bütününe yanıt arıyoruz.

48. KELEBEKLER ÖZGÜRDÜR

Doğuştan görme engelli olan Don Baker, 35 yaşında ilk kez kendi başına yaşamaya başlamıştır. New York’taki küçük dairesinin karşısına Jill adında bir oyuncu taşınmıştır. Don ve Jill kısa bir süre sonra yakınlaşırlar. Jill dünyada hiç kimsenin görmek istemeyenler kadar kör olmadığını Don’dan öğrenir.

49. TİYATRO ÖLDÜ

Oyun, tiyatronun ölümüne ironik bir noktadan bakarak, ölüm törenini bir tiyatro şölenine dönüştürüyor.

50. BECKETT

Oyun, bazen bir karenin içinde; bazen de hareket rotası olarak kullanılan kenarlar üzerinde gerçekleşmektedir. Bu kare, sahnelenen hayat olgusuna kimi zaman bir imgelem olarak sınır koyarken; kimi zaman da çıkışı olmayan ve tekrarlardan oluşan dört köşe ve bir kenardan ibarettir.
”Zaman”
”Umut”
“Yaşam”
”Hesaplaşma”
“Aile”

51. MARAT SADE

1793 yılı, Fransız Devrimi’nin hemen sonrası, Charenton Akıl Hastanesi’nde Marquis de Sade, Jean Paul Marat’nın öldürülüşünü oyunlaştırır ve onunla devrimin iyi ve kötü taraflarını tartışma fırsatı bulur.

52. AKIL DEFTERİ

Jean-Claude Carriére’in ilk kez Théâtre de l’Atelier’de, 1968 yılında sahnelenen oyunu, Phillip Ferrand adında bir adamı ararken, yanlış daireye giren Suzanne ve onu evinden çıkarmaya çalışan Jean-Jacques’ın öyküsünü anlatıyor.

53. AHHVAL

Bu çalışma, tarihin sivil ve kişisel bir noktadan yeniden yazımı ile ilgilidir. Tarih dediğimizde bir önceki saati de içeren “geçmiş an”ı, sivil ve kişisel nokta dediğimizde de otonom algı ve direnişi dahil ettiğimiz bir oyun oynama biçimini kast ediyoruz.

54. ÜLKE – YOLCULUK- HAFIZA

Ülke-Yolculuk-Hafıza iç coğrafyalara yolculuk durumu ile uğraşan, belgesel ve kurgunun birlikte kullanıldığı bir sahne çalışmasıdır. Sahne tasarımı ÜLKE filmini esas öğesi olarak kullanır. Aynı şekilde belgesel anlatım ile kurgusal anlatım da iç içedir. TCDD, Doğu Ekspresi görevlileri veya Kars’da yaşayan biri, sahnedeki oyunculara katılırlar veya sahne kurgusu içinde yer alanlar; gerçek hâlleriyle filmde belirir.

55. İNSAN(LIK) HÂLİ

İnsanlığın trajikomedisinin yapıldığı bir kurgular bütünü olarak tanımladıkları bu gösteride ses/metin, müzik, hareket/dans/tiyatro bir arada kullanılmış. Bedensel ifadeye dayalı oyunlar bir araya getirilmiş ve neticede farklı okumalara açık bir gösteri meydana gelmiş.

56. KÜL KADIN

Kül kedisi masalı, yeniden yazılıyor!

57. RUHİYE

Farklı yaş ve alanlardan kişileri 19 yıldır hareket tiyatrosuyla buluşturan Hareket Atölyesinden, içine sıkıştığımız rutinden çıkıp paralel bir evrene geçmeye davet eden bir oyun. İcracılar tanımsız kolektif bir dişi varlığı araştırırken, hayal ettikleri evrenin diliyle konuşuyor. Seyirci; bir kadınlar kabilesinin yaratımı olan Ruhiye’den hemen önce, oyunun evreniyle, fotoğraflar, hareketli görüntüler ve baskı gibi işler eşliğinde tanışıyor.

58. DEM

DEM, 30 saniyede bir nefes alma cezasına çarptırılarak eylemsizleştirilen, kendi yalnızlıklarına hapsedilen ve gülmek, ağlamak, sevişmek gibi hızlı solunum gerektiren ifade ve iletişim biçimlerini unutmaya yahut bastırmaya zorlanan bir grup direnişçi arasından hayatta kalan bir kadının var olma mücadelesini ve yasaklı bir gelecekle iletişime geçebilmek için yeni bir dil doğurabilme çabasını ele alan bir performans, bir sabır ve direnç deneyidir.

59. LÜKÜS HAYAT

Türk toplumunun Batı ile yüzleşmesi ve bu çerçevede yaşanan gülünçlükleri sahneye taşıyan, iki farklı kültürün yüzleşmesinden ortaya çıkan durumun değişmezlerini anlatmaktadır.

60. HİSSELİ HARİKALAR KUMPANYASI

Anadolu’da turne yapan bir çadır tiyatrosunun assolisti başka bir gazinoya transfer olur. Kumpanyanın assolist arayışı ve bir köy ağasının yeni assoliste aşık olmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

61. İSTANBUL EFENDİSİ

Bir “İstanbul efendisi” olan Savleti Efendi, kızı Esma’yı evlendirmek amacıyla bir damat adayı arayışına girer. Ancak gerek yöntemleri, gerekse Esma’ya aşık olan Safi Çelebi’nin çabaları karşısındaki tutumu, olayları trajikomik bir hâle getirecektir.

62. TOSUNPAŞA

Yavuz Turgul’un ölümsüz sinema filmi “Tosunpaşa” bu kez FMV ÖZEL ERENKÖY IŞIK LİSESİ VE FEN LİSESİ MÜZİKAL TİYATRO TOPLULUĞU tarafından müzikal formda sahneleniyor.

63. YEDİ KOCALI HÜRMÜZ

Sadık Şendil’in ölümsüz eseri “Yedi Kocalı Hürmüz” Özel Enka Lisesi Tiyatro Kulübü tarafından sahneleniyor.

64. KÜÇÜK KARA BALIK

Samed Behrengi’nin eserinden uyarlanan ve Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği bu oyunu, dileriz minik dostlarımızla birlikte büyük keyifle izlersiniz.

Dünya, büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes bu sahnede rolünü oynar, rolü bitince de bu sahneyi terk eder.
William Shakespeare

Kaynakça

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Ece Özer
Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Must Read

57. Altın Portakal Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı!

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 3-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 57. Altın Portakal Film Festivali için geri sayım başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın...