Tutkulu Perçem Alıntıları

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

1) ”Kalabalıklarlaydım çoğu. Doymazlık bir tutkuydu içimde, ilgilere yönelirdi. Öyleydi ya en ilk suçluluğumdu -yatmaklar, el değmemişlik kalırdı yanında. Bilirdi bunu kalabalıklar, öç almayı en iyi bilirdi. Yalnızlığıma el kor – kor da yorgunluğu katardı bana.”

2) ”Bir güneş batımı gelirdi sonra. Bir güneş batımı vardı bu kentin, yalnızlığımı kalabalıklardan alır, geri verirdi.”

3) ”Bu dorukta, kalabalıkların üstünde diye bildiğim, yörem sensizlik olurdu. Her şey sensizlikti aslında. Sen dediklerim, en sensizliklerimdi. Bozkır ama, bir bozkır sendi bana.”

4) ”Somutlara güvenimiz yok hiç, onlar kalmaz, yok. Herkesler, her şeylerini çok şeylere harcıyorlar, tutsak kılıyor bu şeyler onları, hep onlara çarpıyorlar yaşantılarında.”

5) ”Böyle çok ağaçlı ülkelerde emekliye ayrılmış bir din bilimi profesörü nasıl olabilirse öyleydi adam. Öyle kılıklıydı.”

6) ”Kara diken sakalları babamın. Öpücüklerinde ilk tiksintiyi ayırdettiğim sakalları, bir hayvan soluğunu ilk getiren bana, bir erkek soluğuna ilk tiksinti, nedensiz. Ona benziyormuşum; öyle derler rahatça; çıkacak, benim de sakallarım, kıllarım olacak öyle, onun gibi sakallarım, kıllarım olacak ilerde, bunlara varacak benzemem, söylerler rahatça söylerler, ilerde bir kadın, onun gibi kıllı ama kadın, ilerde, rahatça söylerler – ezilirim, o ağırlık üstümde, boğazımda o düğüm yine.”

7) ”Aldatıldım. Sevincimi boğazıma düğümlediler. En güzel bekleyişimi paramparça ettiler – Bundan böyle savaşsız.

- Advertisement -

8) ”Bakan gözlerle bakıyordu işte kendine, yalnızca bakan ama görmeyen gözlerle kendine. Birine ya da. Onları yansıtan bu kendini de yansıtıyordu. Tanımıyordu kendini, geride kalıyordu, kokuşuyordu çünkü yüzü toplumları yansıtan aynaya, yapışıp kalıyordu sonunda aynaya, yapışıp kalıyordu. Sonra kendi yetişip bakıyor, ayırdedemiyordu kendini. Tanımıyordu ne güzel.

9) ”Yassı görüntüsünü – en bilmediğimi, tanımadığını en, çıkarıyordu kesip aynadan – onları, ötekileri daha iyi yansıtan.”

10) ”Bakın birlikteyiz işte. Yaşıyoruz ya birlikte. Aşkın sözü mü ediliyor gelin sövelim. En sövenlerle en sevişenleri bırakıp dövüşelim. Nerde savaşınız? Hadi oraya gidelim. BİRLİKTEYİZ YA HADİ SAVAŞALIM BİRBİRİMİZLE.”

11) ”Yerde yığılı dergilerden bir tanesinde resmi çıkmış. Yırttım dergiyi. Her tarafa saçtım parçalarını. Eviçi güzelleşti.”

12) ”Bir evrimin bitiminde ayırdettim onu ansızın. Eviçinin güzellendiği oranda artan çirkinlikti şimdi. Patlak, kurbağa gözlerini dikmişti üstüme. Bir erkek soluğuydu of nasıl çirkin. Güzelliği eviçine harcamıştım. Bu soluğa bu çirkin hayvanlığa katacak güzellik kalmamıştı.”

13) ”Ulaştı eviçi güzelliğinin doruk noktasına. Bir sıkıntının, bir sıkıntı biçimindeki çirkinliğin, en çirkin ölüsünün ortaya saçılmış iç organları bütünlendi güzelliğine.”

14) ”Yüküm ağırlığınca bir uykuda buluyorum kendimi.”

15) ”Bir çizgide kalmak isteyen üç portakaldan bir üçgen oldu. Bir çizgide uzamanın tutkusunu bir üçgene kapadılar.”

16) ”Şimdi olsaydı tutacaktım ellerini, en sevme getiren sözlerimi en içten söyleyecektim sıkılmadan. Bu rakının kötü kokulu bir içki olduğunu en güzel hatırlatan adamların ortasında öpüverecektim ağzından usulca. Varken bir böyle olurdu. Yokken her türlü olabilirdi. Varken bir böyle olurdu. Susar, sigara içer, en olmadık konulardan konuşurduk ya da. Bir anlık mutluluk bile değildi bu. Bizi bile ilgilendirmeyen bir saçmaydı. Bir ellerdi o bana, varken alabildiğine var, yokken alabildiğine yok eller, gözlerdi.”

17) ”Sonra kalkıp, bir biçim kalktı oradan. İçsiz bir kalıp. İçsiz kentin, hem içsiz hem kalıpsız kentin sokaklarında yitirdiği soluğu aradı.”

18) ”Anladığımızı anlatıyoruz, birbirimizi nasıl anlayalım?”

19) ”Bak birçok çiçek getirdim sana, kabul edersen çeker giderim.”

20) ”Güneşten söz eden kitaplar satılacaklarını biliyorlardı.”

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...