Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Ulu Han Ata Bitiği, Türk ırkına mensup ilk insanın, Türklerin atası kabul edilen Ulu Han Ata’nın ve ilk Türk kadını olup,Türklerin annesi kabul edilen Ulu Ay Ana’nın yaratılışını anlatan, bilinen en eski Türk destanıdır. Eserde, Ulu Ay Ana ve Ulu Ay Ata’nın mağarada nasıl meydana geldikleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Verilen bilgiler Türkler için mağaranın önemini ortaya koyarken, okuyuculara Ergenekon Destanı’nı da hatırlatmaktadır. Türklüğün kökeni, Türklerin dünyada var olmaları ile ilgili verilen bilgiler önemini korumaktadır. Ulu Han Ata Bitiği’nin bilinmeyen bir tarihte, Orhun Yazıtları’ndan (732) yüzyıllar önce, metin haline getirildiği düşünülmektedir. Kitabın sahibi Sasani Hükümdarı Enuşirvan’ın veziri olan Bozorgmihr bin el-Bahtikan’dır. Yazarın 580 yılında öldüğü düşünülmektedir. Bu sebepten metnin 580 yılından önce kaleme alındığı söylenmektedir. Kitapta yer alan bilgilere göre kitabın Türkçe aslına ulaşılamamıştır. Hangi alfabe ve neyin üzerine yazıldığı bilinememektedir. Elimize geçen eser çevirilerden oluşmaktadır.
Eser; Türk edebiyatından,tarihinden,insanların yaşam tarzlarından bilgiler içermesi açısından önemlidir.Bu eserden M.Fuad Köprülü,Hüseyin Namık Orkun,Ahmet Bican Ercilasun gibi önemli şahsiyetler de bahsetmiştir. Ayrıca Ahmet Bican Ercilasun’un ”Türk’ün Kayıp Kitabı Ulu Han Ata Bitiği” adlı romanı da bulunmaktadır.
Prof.Dr.Necati Demir yukarıda bahsettiğim konulara ön söz bölümünde ayrıntılı bir şekilde değinmiş, çalışması hakkında bilgiler vermiştir. Prof.Dr.Necati Demir’in çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, eserin yazıldığı dönem hakkındaki bilgiler yer almaktadır. Mısır Memlükleri Devleti’nin kuruluşu başlığı altında Necmeddin Eyyüp Döneminden (1250) itibaren El Mansur Seyfeddin Kalavun Dönemine (1279-1290) kadar yaşanan olaylar anlatılmaktadır.1290 yılı sonrası, tarihçi Aybek Ed-Devari’nin yaşadığı döneme ve 1296 yılından sonraki dönemlere yer verilmiştir.Bilindiği üzere Memlük Devleti ve Osmanlı Devleti 24 Ağustos 1516’da  Mercidabık’ta karşı karşıya gelmiştir.Mercidabık Savaşını Yavuz Sultan Selim yönetimindeki Osmanlı ordusu kazanmış, Memlük ordusu ise yenilmiştir. Birinci bölümün sonunda, Türk Devleti yani Mısır Memlükleri dönemi bilim ve kültür hayatından bahsedilmiştir.Bu dönemin kültür hayatı açısından diğer dönemlerden farklı ve zengin olduğu yorumlanmıştır. İkinci bölümde, eserin yazarı olan Ebubekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devari ve eserlerinden ( Kenzü’l-Dürer ve Cami’ü’l-Gurer) bahsedilmiş, özet niteliğindeki bilgilerle birlikte ciltlerle ilgili bilgilere de yer verilmiştir. ed-Devari’nin eseri, gezip gördüğü yerlerdeki eserlerin özetlerini kaleme alması ve  Orhun abidelerinden yüzyıllar önce yazılan Ulu Han Ata Bitiği’nin özetine yer vermesi açısından oldukça önemlidir.
Üçüncü bölüm ise Ulu Han Ata Bitiği’nin metnine ayrılmıştır.Bu bölümde Türklerin ortaya çıkışıyla ilgili bilgilere,Türklerin ortaya çıkışının kısa tarihine, ilk Türk şehirleri olan Kaşırmak ve Abdırmak’a,Türk- Moğol savaşlarına, Kıpçaklara, Celaleddin Harzemşah ve Tatarlara yer verilmiştir.Eserde; Oğuz Kağan, Dede Korkut, Ulu Ay Ata, Ulu Ay Ana gibi hikayeler yer almaktadır. Ayrıca eserde,Tepe Göz ve Basat’a yer verilmesi, Ebubekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devari’nin Dede Kokut Hikayeleri’ni okuduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu hikayelerin Türkler için ne denli önemli olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Prof.Dr.Necati Demir tarafından kitabın sonuna Bahaeddin Ögel’in çalışması olan metnin özeti niteliğindeki Türk Memlük Yaratılış Efsanesi de eklenmiştir. Çalışmanın sonrasındaki sayfalar bilgi notlarına ayrılmış, açıklanması gereken noktalar bu kısımda açıklanmıştır.
*” ..
Ay-Atam ile Ay-Va, birleşip evlenmişler,

Kırk çocuk doğurmuşlar, toplanıp derlenmişler, 

Kırk çocuğun yarısı, nasılsa erkek doğmuş,
Diğer yarısı ise, tesadüfle kız olmuş,

Evlenmişler çocuklar,nesilleri bolalmış,
Soyları büyüyerek, ulusları çoğalmış,

Anne ve babaları, zamanla ölüp gitmiş,
Çocuklar mağaraya, onları gömüp gitmiş,

Ama bu mağarayı, hiç kimse unutmamış,
Hiç bir kutsal şey onun yerini tutamamış,

Altın kapılar ile,kapamışlar ağzını,
Çiçekler süslemişler,mağaranın yanını.”

*Bahaeddin Ögel,Türk Mitolojisi I, Ankara 1993,s483-485

Türklerin tarihine ve edebiyatına meraklı olan,Türklerin yaratılışını öğrenmek isteyen herkese, sevgiyle..

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin