Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Lirizm günlük hayatta çok kullandığımız bir kavram ya da dilbilim terimidir. Çoğunlukla okura göre lirizm, şiirsellik olarak algılanır. Dilbilimci usta Doğan Aksan, lirizmin Fransızca kökenli olduğunu söyleyerek şöyle der;

“Yazında, özellikle şiirde lirizm sanatçının güçlü ve bütünüyle kendine özgü duygularını tutkularını özlemlerin, imgeleri tam bir içtenlik ve yalınlıkla doğal bir anlatımla dile getirdiği coşkulu sözlerin yapıtlar üzerindeki özelliğidir.” Peki lirizm/lirik kavramı ne işe yarar?

Öncelikle bu kavramları duyduğumuzda aklımıza canlanan ilk sözcüğün musiki olması gereklidir. Lirik ve lirizmin kavramları bize Türk şiirinde yüzyıllardır süre gelen sanat tartışmasını hatırlatır.

Lirizm kavramı, şiirin coşku verici, etkileyici ya da düşündürücü olmasını sağlayan ve şairin kişisel imge, duygu, düşünce ve tasarımlarının okuyan/dinleyene başarıyla aktarılmasına olanak veren baş öğe, dilin kullanışındaki ustalıktır. Tanpınar’a göre şiir musiki ve duygudur. Bu musiki ve duygu olmazsa şiir estetikten yoksun kalır ve ortada bir sanat eseri kalmaz. Bu, sanatın ne olduğuna dair tartışmalar hepimizin bildiği üzere yıllar boyunca sürmüştür. Bizde de Tanzimat’tan başlayarak benzer olaylar gelişir. Şunu da yadsımanın olanağı yoktur: Her kuşak, kendinden önceki kuşağın baskısında kalarak yetişmektedir.

Türk şiirinde lirizm kesin çizgilerle olmamakla birlikte işlevini yitirmez. Özellikle Orhan Veli’de lirizm içtenlik işlevini güzelce yerine getirir.

“Dağ başındasın

Dersin günün hasretlik

Akşam olmuş

Güneş batmış,

İçmeyip de ne halt edeceksin”Şiir dilinde uzun, karmaşık tümcelerle değil, kısa, öz anlatımlar ile yazın oluşturmak da bu içtenlikli etkiyi arttıran etkenlerdendir. Dante’nin İlahi Komedya’sından öğrendiğimiz ders, en büyük şiirin mümkün olduğu kadar az sözle olduğudur. Dante’nin şiir ve lirizm anlayışına Ünlü İngiliz şairi T.S Eliot da katılır.

Türk edebiyat araştırmacıları, en yoğun imge ve lirizmin ikinci yeni hareketinde olduğunu savunurlar. Eleştirmenlerin bazı görüşlerine göre imge/imgesizlik değerlendirmesi vardır. Kimine göre imgeli şiir karmaşık yapıdadır. Örneğin Rus incelemecisi Potebnya “İmgesiz şiir olmaz” der.

İsmet Özel ise; “İnsanoğlunun en sahici dili şiirdir ve insan en soyutlanmış ve fakat en somut görünümüyle şiir çerçevesi içerisinde belirginleşir. Şiirin nesneler dünyasındaki çok renkli, çok biçimli yüzünün merkezinde ‘beşeri olan’ bulunur. Dolayısıyla beşeri olanın soyut ifadesinin yoğunca gerekli olduğu her yerde şiir kelimesi insanların yardımına koşmuştur.” der, şiir için. (Şiir Okuma Kılavuzu. s.30-38)

Tüm bunlar yazın hayatında gerçekleşirken, biz okuyucuların aklına hep “Şiir nedir?” sorusu gelir. Sahi, şiir nedir?
“Sandım ki güzelliğin cihanda

Bir saltanatın güzelliğiydi”
diyen Yahya Kemal mi?

“Beni bu güzel havalar mahvetti”
diyen, tek cümle ile içten olan Orhan Veli mi?

“Ne zaman seni düşünsem, bir ceylan su içmeye iner.” diyen İlhan Berk mi?

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin