Turgut Özakman – Romantika

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Nil nehrinin taştığı yıldı
Sabır dolu bir gün sonunda
Teşekkür ederim dedi
Gözlerini içime çevirerek
Çoktan hak ettiğin bir armağan vereceğim sana
İster şiirinle yaşat ister yüreğinde sakla
Bu günü
Çünkü sırlarımı açmaya karar verdim.
Sabrını kutsamak için
Otur ve seyret beni

İçimde aç kurtlar ulurken
bir uslu köpek gibi oturdum
canımı gözlerime toplayarak.

Sarı tuniği
Altın tozları silkele gibi omuzlarından çözüp ayaklarının dibine düşürüverdi birdenbire.

Çıplak kaldı dolunay gibi
Gözlerime sığmadı taşkın güzelliği tanrım çılgın kanımı soğut ve kıskanma sakın senin yarattığın bir şaheseri öveceğim için.

Yüzün yaz günü kadar parlak ey sevgilim
gözlerin Akdeniz gecesi
taze bir güle benziyor dolgun ağzın saçların bir çavlan gibi dökülüyor çıplaklığını kucaklayarak
yuvarlak omuzlarından aşağı boynun benzersiz bir çiçek taşıyan dal gibi
gururlu
bir altın heykele benziyorsun Ey Azuri
gergin tenin
ışıl ışıl yanıyor
kımıldadıkça
fildişi kollarının ucundan
yere damlıyor
süt gibi parmakların
göğüslerin iki bereketli ve çiçekli meyve
dimdik
ve kıvrak

 

Mükemmel bir aşk romanı. Aşkın, ‘’sade aşk’’ olduğu günlerden kalma gibi. Öyle sade, öyle saf..

- Advertisement -

Ankara’da geçen, anlatımı çok akıcı, romantik, tutkulu, gizli saklı yaşanmış bir aşkın şiiri…
Kitap Şirin isimli kızın babasının, hastaneye kaldırılmasıyla başlıyor. Flashback özelliğiyle eski yeni gidip geliyoruz biz okuyucular, yazar sayesinde. Şirin bize babasıyla annesinin evliliğinin, yıllardır bitmiş bir şekilde devam ettiğini anlatıyor başta. Babasının kızı Şirin, annesi ve ablasıyla anlaşamıyor. Hikaye; babasının sağ-sol çatışmaları baş gösterdiği yıllarda üniversiteden istifasıyla başlıyor.

‘’Biz hiç olmazsa sevişmeyi biliyorduk,70’liler savaşmayı. 80’liler bir tuhaf. Galiba ne sevişmeyi biliyorlar, ne savaşmayı. Bakalım 90’lılar nasıl olacak?’’

 

Sanat tarihi doktoru Doğan bey… Sonra kendine bir kırtasiye açıp, dürüst, yararlı bir hayat kurmaya çalışıyor.

’Kitapçılıkta şifa dağıtmayı andıran bir yan var.’’

 

Arzu yani Azuri hatta Albertina ve Azize ile burada tanışıyoruz.

‘’…Herkesin  hayatta bir kez bir mucize yaşamak hakkı olduğuna inanıyorum. Benim payıma düşen mucize de sensin.’’

 

Doğan Hoca sonrasında Ar isimli bir kitapevi açıyor. Hayatını Azuri’nin sevgisiyle yeniden düzenliyor. Her yer aşk oluyor.

‘’Düşünebilsen,her hayvanda bulunan cinsel dürtü ile insana özgü bir olgu olan aşkı birbirine karıştırmazdım. Sakin ol, ben seni sabırla dinledim, sıra sende. İnsan geliştikçe yani insanlaştıkça, bu kör dürtüyü ehlileştirmiş, inceltmiş, güzelleştirmiş, yüceltmiştir. Aşk bu çok uzun gelişimin son aşamasıdır, ilkellikten kurtulmak demektir. Bir insanın yalnız güzelliklerini değil,çirkinliklerini kusurlarını, yanlışlarını da sevmek demektir. Ama kendinden başkasını sevmeyen, bedenini kutsayan,kafatası yerine bilmem nesiyle düşünen birinin aşkı anlamasını,övmesini beklemenin, bir kurbağadan arya söylemesini istemek kadar gülünç olduğunu bilirim..’’

 

Hayata sevgiyle sarılıyor.

Benden başka kimse görmesin diye seni gündüzleri cebimde taşımak, gece yastığımın altında saklamak istiyorum.Hırsız gözlerle paylaşır mıyım? Kendi bencil yanımdan bile korumaya çalışıyorum..

Bu bilgileri Doğan Hocanın odasındaki sarı kapaklı defterde yazılı olan şifreleri çözen Şirin sayesinde öğreniyoruz. Mükemmel bir aşk hikayesi. Dünya üstü bir sevgi,sabır ve olgunluk…

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...