Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Yusuf Atılgan, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli romancılarından birisidir. Bunalım edebiyatının temsilcilerinden sayılan Atılgan, eserlerinin ana kurgusunu yabancılaşma ve varoluş kavramlarıyla kurmuştur. Edebiyatımızda az eser vermesine rağmen şöhretini “Aylak Adam” romanıyla kazanmıştır.

Aylak Adam romanı, yaşadığı toplum içerisinde kendini kabul ettirme çabasında olan kainatta var olma mücadelesi veren ve hayatını buna göre şekillendiren kahramanların hayatını anlatmaktadır.

Aylak adam C. modern insanın temsilcisi konumundadır. Modernist eserlerdeki kahramanlar, topluma karşı almış oldukları tavır nedeniyle “tek başına özgürlük” kavramını hatırlatırlar. Kahramanlar, bu tavrı kendilerini toplumdan kaçarak ya da soyutlayarak gerçekleştirirler. Aylak Adam romanının başkahramanı C., bu tavrı kısmen takınmaz. C., içinde bulunduğu toplumun ve gerçeklerin dışına çıkmayarak gerçeklerle karşı karşıyadır; var olan tüm değerlere meydan okur. C., romanda trajik ve hüzünlü bir kahraman olarak değil, güçlü bir kahraman olarak kendini gösterir. C.’nin böyle davranmasının nedeni gerçek sevgiyi aramasıdır.

Romanda C., her ne kadar topluma karşı birey olarak kendi benliğini oluşturmaya çalışsa da her şeyini eleştirdiği toplumun ve şehrin içindedir. Toplum, kalabalıklarıyla C.’nin muhalif tavrını daha da pekiştirir. C. karşı çıkışı, isyanı ;toplum tekdüzeliği, sıradanlığı, basitliği, eli paketlileri savunur ve bu çatışma romanın ana kurgusunu kuvvetlendirir.

Romanın başkahramanı C.’nin toplumu benimseyememesinin nedenlerinden en önemlisi babasına karşı duymuş olduğu nefret duygusudur. Bireyin tüm hayatını etkileyecek ve zihninde tüm hayatı boyunca kalacak olan olaylar silsilesi, peşini bırakmayacaktır. Babasına karşı duymuş olduğu nefret duygusu, çocukluğunda babasının teyzesiyle yaşamış olduğu cinsel yakınlaşmadır. Bu cinsel yakınlaşmaya şahit olmasıyla C. ‘nin bütün değerler sistemi çöker. Annesinin ölümünden sonra teyzesine yüklemiş olduğu kutsiyet, bir anda yıkılmıştır. C.’ye görre teyzesi bir nevi ona ihanet etmiştir. Böyle düşünmesinin nedenini Sigmund Freud’un Oidipal karmaşası kavramıyla açıklayabiliriz.

Toplumsal normların oluşturduğu kutsal baba imgesi, bu romanla yıkılmıştır. C. ‘nin topluma karşı duyduğu nefretin sebeplerinden biri olan baba figürü, bu romanda ahlaksızlığı simgeleyen bir unsur olmuştur. Geleneksel anlatılarda evi, ailesi ve çocukları için çalışan, eve para getiren ve dokunulmazlık zırhına bürünen baba; bu romanda kendine yer edinmez.

C., kendisine dayatılanlarla değil, hayatını yaşayarak varoluşunu tamamlamak istemektedir. Hayatını ‘onu’ bulmak için yaşamaktadır. Romanda geçen “O olmasaydı ben de var olmazdım.”  bu durumu özetleyen bir cümledir.

C. ‘nin yabancılaşmasını özetleyen durum, romanda “Kuyara ve Adako” ile verilmiştir. C.’nin yabancılaşması Adako oluşundandır ve Adakoluk toplumsal yaşama düşünsel olarak ayak uyduramamayı temsil eder. Kuyara (kumda yatma rahatlığı) kolaya ve belirlenmişe eğilim gösterenlerin kaçınılmaz durumudur. Kuyara, Adako’ya göre geçici bir tatmin sağladığı için C.’nin de Kuyara’ya kaydığı dönemler olmuştur. Ancak Kuyara onun benliğinde kabul görmemiş ve Adako’ya dönmüştür.

Romanın otobiyografik özellikler taşıdığını söylemek mümkündür. Yusuf Atılgan, romanı İstanbul’daki görevini yarıda bırakıp memleketi Manisa’ya döndükten sonra inzivaya çekilerek yazmıştır. Bu sebeptendir ki Aylak Adam romanında yabancılaşma noktasında yazar ile başkahraman C. aynı başkaldırıyı temsil ederler.

Aylak Adam, toplumun ikiyüzlülüğünü gözler önüne seren ve yozlaşan değerlerin hiçbir öneminin olmadığını vurgulayan orijinal bir romandır. Romanı alıp okuyan her okur, kendisinin de içinde bir “Adako” olduğunu fark edecektir..

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin