Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Lev Nikolayeviç Tolstoy, 1828 yılında doğmuş, 1910 yılında vefat etmiş; Rus filozof, eğitim reformcusu, kısa öykücü ve yazardır. Dünya çapında ün kazanmasında etkili olan ve günümüzde bile en çok okunan eserler arasında yer alan, özgünlüğünü koruyan ‘Savaş ve Barış (1869)’ ile ‘Anna Karenina (1877) isimli iki romanı vardır. Ayrıca halkı eğitme amacıyla yazılar yazmış olan bir yazarın din, siyaset, devlet ve sosyokültürel durumlar üzerine de oldukça yazısı bulunmaktadır. Tolstoy’un hakim olduğu edebi tavır, onu diğerlerinden ayrı kılmış ve döneminin ilerisini de taşımıştır. Kuşkusuz ki, Dünya edebiyatının mihenk taşlarından birisi Tolstoy’dur.

Peki, Tolstoy’un tavsiye ettiği birkaç kitap neler?

1- Laurance Sterne – Duygusal Bir Yolculuk

Duygusal Bir Yolculuk

“Duygusal Bir Yolculuk’un başkahramanı Yorick, bir gün aniden Fransa ve İtalya’ya gezintiye çıkıyor. Ama Yorick’in yolculuk anlayışı, çağdaşlarınınkinden farklı, hatta onlarınkiyle taban tabana zıt. Turistik yerler, anıtlar, meşhur hanlar ilgisini çekmiyor onun. O taştan topraktan ziyade insanın peşinden koşuyor, tarihî bilgiden ziyade duyguları kovalıyor.

Kontlar ile asilzadelerden, dilenciler ile hizmetçilere kadar her türlü insanla karşılaşıyor ve her sınıftan kadınla flörtleşiyor; macera üstüne macera, hikâye içinde hikâye yaşıyor. Neticede okura, kendisi gibi “duygusal bir gezgin”e has bir seyahatname sunuyor duygu ve tutku yüklü bir keşif gezisinin seyahatnamesi.

Tristram Shandy’yle edebiyatta çığır açmış hiciv ustası Laurence Sterne’ ün ikinci ve son romanı olan Duygusal Bir Yolculuk, keskin bir zekânın, ince bir espri anlayışının ürünü. Sadece başka ülkelere değil, kendi içine yöneldiğinde de yolculuğun yazısız kurallarını reddedenlerin romanı.”
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın üslubu, çok kolay okumayı sağlıyor. Özellikle yazarın kendine has dili, kelimeleri kullanışı okuyucuyu kitabın içinde tutmaya yarıyor. Sayfalarında altını çizeceğiniz, kalbinize dokunan nice tümceler mevcut. Kitapta geçen ülkeler zamanda yolculuk gibi bir etki yaratıyor; mekansal, sınıfsal değişimleri ve farklılıkları saptayabiliyorsunuz. Özellikle 1700-1800’lü yıllara ilgi duyanlar ve öğrenmek isteyenler için keyifli bir kitap olacaktır.

2- J.J. Rousseau – İtiraflar

İtiraflar

” ” (…) Beni ölecek halde gördüğünüz zaman, bir meşenin gölgesine götürün, size vaat ederim ki oradan geri döneceğim.”

Rousseau’nun ölümünden sonra yayımlanan otobiyografik yapıtı İtiraflar’ın en belirgin özelliklerinden biri kuşkusuz açık yürekliliği ve cesaretidir. Yazarın doğumundan (1712) 1765 yılına kadar geçen sürenin öyküsünü anlatan eser, bir taraftan samimi anılar üzerinden bize seslenirken, diğer taraftan da otobiyografik bir roman olarak okunabiliyor.

İnsan hayatını büyük izlekler peşinde kuşatan itiraflar; aralarında minnet, cennet-cehennem, kutsal kitap, inanç, aşk, ölüm, doğa, hastalık, bağlılık, eğitim, sosyal yapı, hukuk, dil, özgürlük arayışının da olduğu nice kavram ve olgularla bizi yeniden ve içeriden yüzleştiriyor.

18. yüzyılın içinden yükselen ve kendi zamanını aşarak bize ulaşan Rousseau’nun İtiraflar’ında belirleyici olan anılar, sanki yazıldığı anda yaşanmış gibi canlıdır. Zamana karşı anılarına şans vermekten korkmayanların hiç zaman kaybetmeden okuması gereken bir kitap.

İnsan düşünmeden edemiyor: insanlar bu dünyadan çekip gitmeden hemen önce, Rousseau’nun bin sayfayı aşan İtiraflar’ı gibi geride bir eser bırakacak olsaydı dil ve dünya daha farklı olur muydu? Kuşkusuz bu soruya en anlaşılır cevabı İtiraflar’ı okuyanlar verecektir.”
(Tanıtım Bülteninden)

Sahip olduğu özgünlüğünü bu kitabında da fark ediyoruz Rousseau’nun. Kitabı okurken zaman zaman ona eşlik ediyor, arkadaş ediniyorsunuz kendinize. Bu kitabında ne kadar romantik bir kişiliğe sahip olduğunu, üzerinde var olan Platon etkisini görüyoruz. Hayatını kendine özgü bir şekilde, çok başarılı bir halde okuyucuya bırakmış. Özellikle yaşadığı dönemde başlayan ve artmakta olan itiraf kavramının önemini, kitabının adıyla da fark etmemizi sağlıyor.

3- A. Puşkin – Yevgeni Onegin

Yevgeni Onegin

“Rus edebiyatının simgesi haline gelmiş şair Aleksandr Puşkin’in Yevgeni Onegin adlı manzum romanı, Rus edebiyatının ilk romanı olarak anılır. Kısa, maceralı bir hayat, görkemli bir yaratıcılık, trajik bir sonla Rusya’yı sonsuza dek değiştiren Puşkin’in bu eseri, 1825-32 yılları arasında tefrika edilmiş; ilk kez 1833 yılında bu kitaptaki biçimiyle tam olarak yayımlanmıştır. Belinski’nin “Rus hayatının ansiklopedisi” diyerek övdüğü romanı Çaykovski operaya uyarladı. Bunun ardından bale uyarlamaları, tiyatro uyarlamaları, şiir ve düzyazı biçiminde nazireler, film uyarlamaları dünyanın dört bir yanında birbirini takip etti. Eser ayrıca Vladimir Nabokov’un İngilizceye çevirirken yaptığı hacimli şerhle; Yuri Lotman’ın yaptığı eleştirel şerhle ve Douglas Hofstadter’in çevirisiyle de ünlüdür.”

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap, 4 ana karakterin birbirleriyle olan ilişkileri,içerisinde bulundukları aşk çemberi kitabın genel portresini çiziyor. Ana teması aşk üzerine olmasına rağmen Puşkin dönemin Rusyasını olabildiğince başarılı anlatmıştır. Moskava’nın yüksek sosyete kesimini eleştirmesi, taşra ve kent yaşamı arasındaki farkları, köylü ve şehirli insan tiplemelerini katarak aktarıyor. Şiir türünün çevrilmesi duyguları aktarma açısından zorluk yaratsa da, bu kitabın duygu yoğunluğunu yine de hissediyorsunuz.

4- C. Dickens – David Copperfield

David Copperfield

“Sanayi Devrimi döneminin en büyük yazarlarından olan Charles Dickens (1812-1870), Londra’da doğdu. O dönem İngiltere’sinin sosyal kötülüklerini ve aşağı halk tabakalarını ustaca betimleyen romanlarıyla haklı bir üne kavuştu.

Kimsesiz çocuklar ve çocuk emeğinin sömürüsü, İngiliz eğitim sisteminin zorbaca disiplinini romanlarının başlıca izleği haline getiren Dickens, asıl ününe David Copperfield’le kavuştu. Karakterlerinin ölümsüzlüğü, aşağı halk katmanlarının içtenlikli dostluğu, burjuvaların katlanılmaz sevimsizliklerini işleyen bu yapıtıyla Dickens’i biraz daha seveceksiniz.”
(Arka Kapak)

Çocukluk dönemiyle başlayan kitap, gençlik ve yaşlılık dönemleriyle devam ediyor. Çoğu okuyucuya göre yazar, kendi hayatını aktarmış bu eserinde. Anlatımı çok akıcı ve sade. Bu kadar güzel aktarılmış olması duyguları çok üst seviyede hissetmeyi sağlıyor. Yaratıcılık açısından kurgusu biraz sönük kalsa da, farkındalık katan harika bir kitap.

5- M. Y. Lermontov – Zamanımızın Bir Kahramanı

Zamanımızın Bir Kahramanı

“Zamanımızın Bir Kahramanı, genç yaşta düelloda hayatını kaybeden tutkulu bir yazarın dünya edebiyatına parlak bir armağanı.Zamanımızın Bir Kahramanı genç ve yakışıklı subay Grigoriy Aleksandroviç Peçorin’in hikâyesini anlatıyor. Servetinin kibriyle kalp kırmaktan çekinmeyen, hayata alaycı bir vurdumduymazlıkla yaklaşan, samimiyetten uzak bu kahraman, kötücül duygularının farkında olsa da, herhangi bir rahatsızlık veya vicdan azabı duymaz. Adeta zevk için kötülük eder, başkalarının mutsuzluğu için çabalar. Lermontov’un tek romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı unutulmaz Peçorin karakteriyle, bugün dünya edebiyatının başyapıtları arasında sayılıyor. Psikolojik çözümlemeleriyle 19. yüzyıl Rus romancılar kuşağına ilham veren roman, iyilikle kötülüğün, masumiyetle kirlenmişliğin çatışmasını derinlemesine bir şekilde ele alıyor.”
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap, psikolojik yanı ağır basan bir macera romanıdır; şaşırtıcı bir şekilde aşk ve ölümün, umut ve hayal kırıklığının yer aldığı olaylar, Rusya’nın kendine has tutkulu ve gizemli havası içinde geçer. Kuşağımızın ve geleceğimizin aynası olacak şekilde aktarıma sahip eser. Özellikle kitapta geçen psikolojik tanımlamalar, kitabı farklı kılan noktalardan birisi. Kesinlikle okumaya değer, Rus edebiyatının nitelikli eserlerinden birisi.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin