Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Sürekli kitap okusam da ne yazık ki film izleme kültürüm pek yok. Çok nadir izliyorum, genelde yakınlarımın “Mutlaka izle!” diye ısrar ettiği zamanlara denk geliyor. Timothy Green’in Sıradışı Yaşamı filmini de yakın bir arkadaşımın tavsiyesiyle izledim. İyi ki de öyle yapmışım…

Sinema, tıpkı edebiyat gibi içerisinde hem çok kaliteli hem de bir o kadar niteliksiz filmleri de bünyesinde barındırıyor. O yüzden, insana gerçekten bir şey katacak film ya da kitap bulabilmek bana kalırsa biraz özveri istiyor. Bence bu film de, mutlaka izleyicisine katkıda bulunacak türden.

Konusuna gelecek olursak; çocuk sahibi olamayacaklarını öğrenen Cindy ve Jim, bu duruma oldukça üzülür. Yaşanan hayal kırıklığı ikisini de yıpratsa da yine de ikisi dilemekten vazgeçmez. Dileklerini bir kutuya koyup bahçeye gömen Green çifti, uyuduklarında yağan deli gibi bir yağmurla geceyi geçirirler. Sabah uyandıklarında ise, her şey artık farklı bir haldedir: Karşılarında bacaklarında yapraklar bitmiş bir çocukla karşı karşıyadır ikisi de.
Bu durumu hem kendileri hem de yakınları kabullenmekte zorlansalar da değişim herkese iyi gelecektir.

Filmde, aileye dair mesajlar yer alıyor. Ebeveynlerin çocukları üzerinde yaptıkları baskılar, övünmeler ve mükemmellik duygusuna eleştiri yapılıyor diyebiliriz. “Asla bu şekilde bir ebeveyn olmam.” cümlesi bile kimi zaman çiğneniyor.

Ayrıca, Timothy’nin kendine yakın bir arkadaş edinmesi filmde bir başka detay. Joni ile arasındaki bağ, anlamlı ve güzel sahneler görmemize yarıyor.

Ben, bu filmi çok severek izlemiştim. Nasıl desem, yüreğime bazı şeyler dokunmuştu izlerken, çocukluğa ve umuda dair güzel hisler…
Tabii ki, yapraklara olan tutkumu da atlamamak istiyorum, yapraklar benim için çok değerli. Bu filmde de onlara özel anlamlar yüklenmiş. Yemyeşilden kızıla dönen yapraklar aslında hayatın bir yüzünü aktarıyor bize.
Ayrıca, bu film bana ayrı bir sevdiğim Küçük Prens’i anımsatmıştı, sebebini tam olarak bir türlü bulamasam da. Bana kalırsa güzel bir aile filmiydi, şans vermeye değer.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin