Gece Modu

Boğaz ayaklarınızın altında, dışarıda hafif bir yağmur… Etrafınızı saran kızılcık ağaçları, ısırgan otlarının keskin kokusu ve karşınızda ulvî bir şairin muhteşem dokusu.

FİKRET’İN SIĞINAĞI : AŞİYAN

Bu yazıyı Aşiyan’ı ikinci ziyaretimin akşamında yazıyorum. İlk gittiğim zamanki kadar güzel ve zarif bir halde duruyor orada, sizleri bekliyor.
Tevfik Fikret, 24 Ağustos 1867’de İstanbul’un Kadırga semtinde doğdu ve gençlik yıllarında da buradaki konakta yaşadı. Fikret’in ailesi ulemaya mensup değildi. O doğduğu dönem, babası Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memurdu. Yıllar geçti, Tevfik iyi okullarda okudu, Galatasaray Sultanisi’ni başarıyla bitirdi. Burada hocaları Recaizade Ekrem ve Muallim Naci’nin etkisi altında kaldı. Mezun olduğu okula tayin edildi, dersler verdi. Şiirler yazmaya, adını duyurmaya başladı ve bir dönem sonra Robert Koleji’nde göreve başladı, ömrünün sonuna kadar da buradan ayrılmadı. ΙΙ.Abdülhamit’in baskıcı yönetimi, Servet-i Fünun’un kapanması, arkadaşlarının sürgüne gönderilmesi, 1902’de kız kardeşinin vefatı gibi durumlar, zaten ruhu kaçışa, yalnızlığa meyilli olan Fikret’i daha da içine kapattı ve kargaşadan, kalabalıktan uzak bir yerde yaşamak istedi. Kadırga’daki babadan kalma konağı sattı ve buranın parasıyla bir ev yaptırmak hayalini kurdu. Buraya Farsça “yuva” anlamındaki Âşiyân adını verdi. Resme olan ilgisi ve yeteneği herkesçe bilinen Fikret, bu yuvanın mimarî planlarını bizzat kendisi çizdi. 3 katlı ahşap ev 1905 yılında tamamlandı. O dönemde Fikret’in hocalık yaptığı Robert Koleji, bugün, Boğaziçi Üniversitesi’nin Hisarüstü Kampüsü içinde bir binada idi. Fikret, Aşiyan’daki evinden çıkıyor, kendine yaptığı merdivenli yoldan Robert Koleji’ne yürüyerek gidip geliyordu. 1915 yılında, kendi tasarladığı bu yuvanın üst katında vefat etti. Cenazesi buradan kalktı ve vasiyeti üzerine yine buraya, yuvasına defnedildi.

Dev Lotr Testi

Tevfik Fikret, hayatının son yıllarını bu manzaraya uyanarak geçirdi. Üst kattaki yatak odasının pencereleri, anlatılmaz görülür nitelikteki – şüphesiz o zaman daha az tahrip edilmişti – bu güzelliğe açıldı.Ölümünden sonra karısı Nazime Hanım uzun bir süre burada yaşadı fakat maddi sıkıntılar çekti. Bu sıkıntıları gidermek için bu evi, Robert Koleji öğrencilerine pansiyon olarak kiraladı, onların çamaşırlarını yıkadı, yemeklerini yaptı ve ilgilendi. Kendisi de bu sırada, şu an müzeleştirilmiş olan evin üst katındaki “İdare Odası” kısmında kaldı. Aşiyan Müzesi, bugün, hem turistler tarafından hem de öğrenciler tarafından yoğun ilgi görmekte. İçeriye girdiğinizde sadece Fikret’in hayatına değil, bütün Servet-i Fünun şahsiyetlerinin ve  şair-i azam Abdülhak Hamit Tarhan’ın hayatına ortak oluyorsunuz. İçeriden fotoğraf çekmeye maalesef izin vermiyorlar fakat içerisi, dışarısı kadar güzel ve etkileyici.

   Umarım bu yazı, Aşiyan’a gitmenize, fikir edinmenize  ve buradaki güzellikleri geç olmadan görmenize vesile olur.

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin