Terry Eagleton’ın Mizah Adlı Kitabından Notlar

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Terry Eagleton ve Mizah Kitabı Hakkında:

Britanya’nın yaşayan en büyük edebiyat eleştirmeni ve düşünürü olarak kabul edilen Terry Eagleton 22 Şubat 1943’te Salford’da doğdu. Cambridge Üniversitesinde doktorasını tamamladıktan sonra İngiliz Edebiyatı üzerine dersler verdi. Eagleton özellikle Marksist edebiyat kuramı üzerine olan çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özgün bir edebiyat kuramcısı olan Terry Eagleton, edebiyat çalışmalarının yanı sıra edebiyat “pratiğine” de bulaşmıştır. Brecht and Company ve Saint Oscar adlı iki oyunu; Saints and Scholars adlı bir de romanı bulunmaktadır.

Mizah için “mizah hakkında mizahsız bir değerlendirme” demek yerinde olacaktır. Eagleton, bu çalışmasında neden güldüğümüze dair nispeten inandırıcı ve mantıklı bir açıklama getirmeye çalışmıştır.

Mizah kitabı ne anlatıyor?

Kitap 5 ana bölüme ayrıldığı için kitabı 5 ana başlıkta ele almak daha bütünlüklü bir analize yardımcı olacaktır:

Kahkaha Hakkında:

Eagleton ilk bölümde gülmenin insani doğasına ve tarihi geçmişine değinirken, gülme hakkında ortaya atılan birkaç teoriyi de dile getiriyor. Bu bölümün temel meselesi kahkahanın tek tipleştirilemez ve evrensel bir olgu olduğu.

- Advertisement -

Kahkaha, komik bir şeye verilen bir tepkiden çok daha fazlası. Her ne kadar kahkahanın ham maddesi mizah da olsa, her kahkahanın kaynağı olarak mizahı işaret etmek yanlış bir genelleme olacaktır. Kahkahanın kaynağı mizahi olsun ya da olmasın, psikolojik süreçlere fizyolojik bir tepki olarak gelişen kahkaha hem evrenseldir hem de farklı toplumsal pratiklerde çeşitli kültürel kodlarla çevrelenmiştir. İlk bölümde kahkaha hakkındaki görüşlerini dile getiren Eagleton, anlamsız bir sesin kültürel olarak birçok şey ifade ediyor oluşunu mizahın paradoksal yapısıyla açıklıyor.

“Kahkahanın kendisi tamamen bir gösteren (imleyen) -anlamı olmayan sadece bir ses- meselesi olmasına rağmen sosyal bakımdan baştan aşağıya kodlanmıştır.”

Diğer bölümlerde ayrıntılı olarak mizah kuramlarına değinecek olan Eagleton ilk bölümde de kahkahanın kaynağıyla ilgili birçok düşünceye yer veriyor. Örneğin bu konuda çokça çalışması olan Freud’a göre; kahkaha bastırılmış dürtülerin serbest kalmasıyla ortaya çıkıyor. Cinsel, dini ve etnik şakalar ve ardından gelen kahkahalar bu anlamda bastırılanın dışavurumu olarak değerlendiriliyor.

“Şaka, bu nedenle, bizatihi bir arıtma biçimi olarak gündelik anlamın hafif baskıcılığından kısa bir tatile çıkmadır. Sosyal gerçekliğin inşası, sürekli çaba gerektiren yorucu bir iştir ve mizah da zihinsel kaslarımızı gevşetmemize izin verir.”

Özetle bu bölümden yapılan çıkarım için şu söylenilebilir: Mizah ve kahkaha bir görme biçimi olarak insanlara farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Bununla beraber tepkisel olarak bir sosyal pratik biçimini alıyor.

Küçümseyenler ve Alay Edenler:

Eagleton bu bölümde geleneksel mizah kuramlarından üstünlük kuramının üzerinde duruyor. Üstünlük teorisi kabaca “güleriz çünkü kendimizde başkalarının zafiyetlerine veya kendi önceki yenilgilerimize zıt bir üstünlük olduğunun farkına varırız” alıntısıyla tanımlanabilir.

Üstünlük teorisi gülmeye ilişkin en eski kuramlardan bir tanesi. Burada Antik Çağ filozoflarının gülme ile ilgili düşünceleri üstünde duran Eagleton mizahın, savunma veya onaylama, çökertme veya kutlama, dayanışma veya eleştiri gibi birçok işlevinin olabileceğinin üzerinde durarak kuramı sığ bulduğunun altını çiziyor. Platon’a göre gülme bu perspektifte şeytanilik ve budalalık içerdiğinden kibirli ve kişinin kendisine karşı zararlı bir tavır olarak değerlendiriliyor.

Ancak üstünlük kuramına tersten bakıldığında bozukluklara gülünmesi onların onarılmasında etkili bir yol da olabilir. Fakat her şeye rağmen üstünlük teorisi, gülmenin bütün çeşitlerini içine alabilecek kadar kapsamlı bir açıklama getirmiyor.

Aykırılıklar; Uyumsuzluk kuramında kahkahanın sebebi mizahi olsun ya da olmasın beklenmedik durumların gelişimidir.

“Bu görüşe göre mizah aykırı yönler çatışmasından kaynaklanır -ani bir perspektif değişimi, beklenmedik bir anlam kayması, uyuşmazlığı veya tutarsızlığı yakalama, alışıldık olanı bir anlığına alışılmadık kılma vb. Geçici bir ‘anlamın raydan çıkması’ olarak ,düzenli düşünme süreçlerinin bozulmasını veya yasaların veya sözleşmelerin ihlalini içerir.”

Eagleton’a göre garip olan şeylere gülmemizin sebebi basmakalıp beklentilerimizi bozguna uğratmasıdır. Absürd fıkralara gülünmesinin sebebi uyumsuzluk kuramıyla pek tabii açıklanabilir: “Bir doktor hastasına ‘Mastürbasyon yapmaktan vazgeçmelisin diyor. ‘Neden?’ diye soruyor hasta. Doktor da ‘Çünkü seni muayene etmeye çalışıyorum.’ diye azalıyor”. Burada beklenmedik olarak gelişen olay örgüsü sonucu kahkaha bir tepki olarak meydana geliyor. Tabii bu cinselliğe atıfta bulunan fıkranın gülmeye yol açması rahatlama kuramıyla ya da her iki teoriyle birlikte de açıklanabilir.

“Mizah, çoğunlukla iyi düzenlenmiş bir anlam dünyasındaki bazı kısa süreli bozulmaların gerçeklik ilkesinin kavranışını gevşetmesinde ortaya çıkar.”

Ancak, aykırılık teorisini doğrulayan bu açıklama yalnızca kahkahanın betimleyici bir açıklaması, nedensellik barındırmaması sebebiyle gülmeyi bütünsel olarak ele almıyor, bu sebeple de yetersiz kalıyor.

Mizah ve Tarih;

Mizahın tarihini yazmaya kalkacaksak, bir insanlık tarihi yazacağımızın bilincinde olmalıyız. Çünkü akıl yürütmenin bir ürünü olarak mizah ve tepkisel olarak kahkaha yalnızca insana özgüdür.

Ancak, tarihsel gelişim süreci içinde inceleyecek olursak mizah ve kahkahaya yüklenen anlamlar çok da masum değildir. İktidarlar ve erk sahipleri gülmeden, gülmenin insanda yarattığı rahatlama hissinden ya da kendilerine gülünmesinden hep rahatsızlık duymuşlardır. Bu aslında mizahın yıkıcı bir işlevselliğidir. Eagleton bu konuya bir sonraki bölümde detaylıca değinmiştir.

Özellikle Orta Çağ’da gülme kilise tarafından uygunsuz kabul edilmiştir. Bunun bir sebebi ya da bir sonucu olarak karnavalesk gülüş gösterilebilir. Orta Çağ karnavallarında dini ve siyasi imgeler kahkaha, eğlence ve şamata yoluyla itibarsızlaştırılmaktadır. Gülmeyi yıkıcı bir eylem olarak kullanan karnavalesk tavır kilise otoritesine karşı marjinal bir karşı koyuş olarak değerlendirilebilir.

“Bakhtin’in gözünde kahkaha sadece komik olaylara verilen bir cevap değil, aynı zamanda farklı bir bilgi biçimidir. Kahkahanın derin bir felsefi anlamı vardır. Kahkaha tarih ve insanla ilgili olarak, bir bütün olarak dünyayla ilgili gerçeğin temel formlarından biridir; dünyaya tuhaf bir bakış açısıdır ve ciddiyet kadar evrenseldir.”

Şunu belirtmek gerekir ki; şu an Orta Çağ’da mizahın yıkıcılığından çekinen otoritenin durumu çağımızda da pek farklı olmasa gerek gülme 21. yüzyılda da baskılanmaya çalışılan bir eylem biçimidir.

Mizahın Politikası; Mizah, toplumsal olduğu kadar politiktir de. Siyasi olarak ötekileştirici ya da birleştirici olabilir. Bu tamamen kullanım amacına bağlıdır. Eagleton bu ikiliği şu şekilde dile getirmektedir:

“Mizah sansürleyebiliyor, açığa vurabiliyor ve dönüştürebiliyorsa, demek ki aynı zamanda bir neşe patlamasında temel sosyal çatışmaları da çözebilir.”

Bu iyimser bir görüş olmakla birlikte mizahın korkulan olması onun genelde dönüştürücü ve ötekileştirici etkisi üzerinde durulmasına yol açıyor. Mizah toplumsal ve politik açıdan rutin kavramsal kategorilerimizi rahatlatan, onların despotizmini gevşeten ve köleleri olmamızı önleyen bir zihin esnekliği, bir başa çıkma mekanizmasıdır.

Tıpkı sanat gibi mizah, yaşadığımız toplumun normlarını güçlendirdiği gibi onları yabancılaştıradabilir. Bu tamamen kullanım pratiği ve diğerlerinde yarattığı etki ile alakalı bir durumdur. Mizahın politik olarak konumlandırılması Bakhtin’in açıklamalarıyla desteklenebilir:

“Mizah, resmi ideolojilerin zamansız, mutlak statüsüne karşı yapılan bir ataktır.”

Kısa Bir Değerlendirme; Eagleton bu çalışmasında; fiziksel bir eylemden çok daha fazlasını ifade eden kahkaha ve onun kaynağı olarak mizahı, tarihsel ve kuramsal bir yaklaşımla incelemiş ve aydınlatıcı görüşler ortaya koyuyor. Niçin ve neye güldüğümüz konusunda daha önce söylenmemiş bir şey söylemese bile, Eagleton Mizah‘ta mizahın hayatı anlamlandırmak için oluşturulmuş yeni bir görme biçimi olduğuna bizi ikna ediyor.

 

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

Lou Andreas Salome – Arayışlar İncelemesi

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...