Teknolojik Gelişmelerin Türkçeye Etkisi

  Gelişen ve değişen teknoloji aynı özellikleri taşıdığı dili ve özelinde kendi dilimiz olan Türkçeyi hangi alanlarda ve durumlarda etkilemiştir? Asırlardır kullandığımız dilin teknolojik etmenlerin gölgesinde kalması kötü bir durum mudur? Türkçe, yabancı kökenli kelimelerin esiri durumunda mıdır?

  Ana diliniz olan Türkçe için zaman zaman endişeleniyor ve kendimizi içinde yaşadığımız durumu beğenmiyor halde bulduğunuz oluyorsa;son yıllarda çevrenizde olan olayların Türkçe’den farklı sesler ve yapılarla ifade edildiğine şahit oluyor ve aklınıza yukarıda örnekleri verilen sorular geliyorsa,doğru yazıdasınız. Bu yazıda dil,kültür ve teknoloji bağlamında Türkçe’nin bugünkü durumunu ve gelecekteki muhtemel durumunu göreceksiniz.

Bu yazıya başlamadan önce, dil,kültür ve teknoloji tanımlarına bakmamız gereklidir.

  Dil bilimci Doğan Aksan dili şu şekilde tanımlar: “Dil, bir anda düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü, değişik açılardan bakınca başka başka nitelikleri beliren, kimi sırlarını bugün de çözemediğimiz büyülü bir varlıktır. Dil bir anda düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü, değişik açılardan bakınca başka başka nitelikleri beliren kimi sırlarını bugün de çözemediğimiz büyülü bir varlıktır. Dil dediğimiz düzen; insanın gözüdür, beynidir, düşüncesi ruhudur” Muharrem Ergin ise dil için; İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir araç, kendine has kanunları olan ve bu kanunlar içinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli bir antlaşmalar sistemi ve seslerden örülmüş sosyal bir kurumdur. ifadelerini kullanır.

- Advertisement -

  Teknoloji ise, (Latince texere fiilinden türetilmiştir; örnek, oluşturmak (construct) anlamına gelir.) Birçok insanın düşündüğü gibi makine kullanmak değildir. Teknoloji,bilimin uygulamalı bir sanat dalı haline dönüşmesidir.Teknoloji, insanın bilimi kullanarak doğaya üstünlük kurmak için tasarladığı rasyonel bir disiplindir.

  Kültür, insanın bir organizma ve bir tür olarak hayatta kalabilmek için, değiştirerek ve biçimlendirerek dış ve iç doğaya dahil olma potansiyeldir. İnsan, bu süreç içerisinde kendi çevresinden hareketle ve bu çevreyle ilgili olarak araçlar ve değerler yaratır. Bu araç ve değerler,değişen dünya koşullarına göre bunlardan uzaklaşmak gerekinceye kadar, kurumsallaşmalarla ve geleneklerle bağıntılıdır. Kültür, insanın icra ettiği tüm alanları kapsar. Yani;materyallerle ilgili yaşam güvencesinden hareket ederek, sosyal yaşam düzenleri üzerinden geçip, estetik ve değerlere uyumlandırılmış çevre şartlarına kadar uzanır. Bunun yanında da kültür, teknolojiyle doğrudan alakası olan bilimle yakın ilişki içindedir. Bu nedene bağlı olarak,  toplumsal çevrenin teknolojik gelişme ile değişmesi,  üretim ilişkilerinin farklılaşması büyük sanayi kentlerinin meydana gelmesine yol açmıştır. Bu durumda kültürel yapılanmanın niteliği söz konusudur.

  Tanımlarına baktığımıza göre dil, kültür ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi daha yakından inceleyelim. Küreselleşme ile değişen dünya koşulları teknoloji devrini ve bilişim çağını yaratmıştır. Sanayiler, teknolojik aletler değişen ve gelişen dünyanın hayatımıza yansıttığı iki olgudur. Tanımlardan da anlaşılacağı üzere teknoloji ve dil özellikleri bakımından aynıdır. İkisi de durağan değildir; gelişir ve canlıdır. İkisi de insanlara hitap ederek diğer insanlar ile aralarında iletişim kurmasını sağlar. Her gün yenilenen teknoloji, bir sonraki sabaha daha da gelişerek karşımıza çıkmaktadır. 2000 yılından beri teknoloji hızlı ve etkili bir şekilde hayatımıza girmiştir,insanlar giderek bu aletlere alışmış ve gündelik hayatlarının bir parçası haline getirmişlerdir. İşte tam bu noktada teknolojinin yanına kültür kavramı yerleştirilir. Kültür, bizim gündelik yaşantımızda var olan fark edilmese bile her gün kendisinden bir şeyler ortaya koyarak gündelik yaşantımıza devam ettiğimiz sessiz fakat etkili bir sistemdir. Kültür, mirastır ve gelecek nesillerden aldığımız bir ödünçtür. Teknolojinin gündelik yaşantımıza girmesi bilhassa da bilişim diliyle hayatımızı etkilemesi kültürümüzü değiştirmiştir. Kültürümüzün değişmesi ile dil ile ilişkilendirmemize sebep olur. Dil, kimliğimizdir. Kültürümüz de bu kimliğimizi oluşturmamıza büyük bir etken olduğu için, bu iki kavram birbiri olmadan açıklanamaz. Bu yüzden de kültürümüzün değişmesi demek dilimizin değişmesine; dilimizin kullanımının gelişmesi demek de kültürümüzün eskisi gibi kalmadığına işaret eder. Sorunlara geçmeden önce belirtmeliyiz ki, dil daima gelişen canlı bir varlık olduğundan gelişmesi de değişmesi de kaçınılmazdır. Hatta dünya üzerinde saf dil yoktur. Tüm diller, gelişen canlı varlıklar olması ve iletişim konusunda göçebe olması hasebiyle saf kalmamıştır. Ana dilimiz Türkçe’de var olduğu sekizinci yüzyıldan beri birçok medeniyet ile etkileşime girmiş ve kelimelerini söz varlığımıza eklemişlerdir. Buradaki esas sorun, dilin nasıl ve niye etkilendiği değil, ne kadar etkilendiğidir. Bu etkilenmenin, söz varlığımıza ve dil yapımıza yaptırımlarının çok oluşu dili yozlaşmaya sürükleyecek ve dil eskisi gibi değil ‘kendisi’ gibi olmayacaktır. Bu yüzden de teknoloji devrinde yaşadığımız 21. yüzyılın problemlerinden birisi de dilimizin kendisi gibi olmamasıdır. Dilimizi, kimliğinden çıkaran sebeplere bakalım;

  Türkçe, asırlardan beri göçebe bir dildir. Kullanıldığı sınırlar ana vatanı olan Türkiye’nin coğrafi sınırlarının çok uzağındadır. Asırlardan beri farklı medeniyetler tanımış, farklı ülkelerin söz varlıkları ile hemhal olarak söz varlığına çok fazla yabancı kelime alıp vermiş olan Türkçe, son yıllarda manevi göçebelik yaşamaktadır. Farklı medeniyetlerle savaşa girmediği, toprak kazanmadığı, ticaret antlaşmaları yapmadığı halde yabancı medeniyetlerle etkileşime girerek tek taraflı bir dil etkilenmesi söz konusu olmuştur. Peki bu etkileşim nedir? Türkiye’nin teknolojik gelişmeler karşısında tüketici bir ülke oluşu, bizi yabancı ülkeler karşısında gölge durumuna düşürmüş ve bu dilimize de yansımıştır. Bundandır ki tek taraflı bir etkileşim söz konusudur. Yalnızca yabancı kökenli kelimeler aldığımız ve teknolojik aletler sayesinde gündelik yaşantımıza giren kelimelerin yanında hiç kelime vermediğimiz manevi bir göçebelik hali yaşıyoruz. Teknolojiyi icat eden, üreten milletler bu vasıtaları kendi dilleriyle karşılar ve tüketenler de günlerinin yarısından fazlasını bu dille kullanır. Bu yüzden de dilimiz teknolojik gelişmelerden fazlasıyla etkilenmiş ve yapısı bozulmaya başlamıştır. Tüketici olmamızın yanında bir diğer problem ise, teknolojik araçları araç değil amaç halinde görmemizdir. Teknolojinin hayatımıza yarattığı kolaylıklar muhakkaktır ama şunu da gözden kaçırmamız gerek ki milli kimliğimiz kadar benliğimizin dilini de felakete sürükler; teknolojik gelişmeler her zaman iyiye ve doğruya hizmet etmeyebilir. İnsanların elinde artık mükemmel bir şekilde kullanılan teknoloji bilinçsiz kullanıldığında dile zarar verir. Teknolojik aletler insanların elinde var olmuş yapay araçlardır. Oysa dil, doğaldır. Doğal olan bir iletişim aracının ise amaç olması gereklidir. Doğal olanın,yapay olana üstün gelmediği bir çağdan geçmemiz teknolojik aletleri amaç olarak görmemize neden olmuştur. Bu yüzden de insanlar, amaçları doğrultusunda kendi dillerine getirdiği olumsuz etkileri görmezden gelerek, kendilerini teknolojinin büyüsüne kaptırmışlardır. Türkçe son yıllarda bilişim dünyasının büyüsüne hapsolmuş durumdadır. Bu yüzdendir ki, gündelik yaşantımıza etki eden ve kültürümüzü değiştiren bu durum dilimize de yansır. Dilimizin asırlardır kullanıldığı düşünülürse uyguladığı kurallara aykırı olarak ortaya çıkan ve bu aletleri kullanan insanların bu aykırılığa karşıt bir duruş sergilemediği teknolojik aletlerin terminolojisinin, dilimizi zor durumda bıraktığı görülmektedir. Bunun yanında bilişim dünyası sayesinde görmediğimiz ve tanımadığımız insanlarla etkileşim yaşanması özellikle bu insanların yabancı ülkelerdeki insanlar olması da bu sorunlara örnek gösterilebilir. Şöyledir ki, yabancıların kültürleri, yaşayış şekilleri bizden farklıdır. Teknolojik araçlar ve beraberinde getirdiği sosyal ağlar, farklı kültürleri ‘tanıma’ imkanı sunmuşken son yıllarda bu imkan hali ‘özenmeye’ doğru yol almıştır. İnsanlar, farklı medeniyet ve kültürlere özenerek kendi kültürlerini onlara benzetmeye çalışmışlar ve bunun sonucunda da kültür yozlaşması beraberinde dil yozlaşmasını da getirmiştir. Şimdi de daha somut örneklere bakarak, teknolojinin hangi örneklerle dilimizi etkilediğine bakalım. Belirtmeliyiz ki buradaki en büyük pay bilişim dilidir. Türkçe’nin her dilde olduğu gibi dil içerisinde ikiye ayrılır(dı). Konuşma ve yazı dili. Konuşma ve yazı dili kendi aralarında farklılıklar olduğu gibi temelde aynı konuyu esas alırlar ve birbirlerinden etkilenmeler olsa bile ikisinin de yapısının oluştuğu ayrımlardır. Fakat bunun yanında son yıllarda bir ayrım daha oluşmuştur, bilişim dili. Bilişim dili, teknolojinin karşımıza getirdiği ve bu aletleri kullandığımız her an karşılaştığımız bir dildir. Bu ayrım, yazı ve konuşma dilini etkilemiştir. Sonradan ortaya çıkan ve yapay bir dil olan bilişim dili için tehlikeli bulduğumuz durum tam bir çerçevesi olmaması ve daima gelişerek bünyesinde yapı ve sözcükleri yazı ve konuşma diline aktarmasıdır. Şimdi somut örneklere geçelim;

  • Bir başkasının yazısını, fikrini ‘beğenmek’ diyecekken ‘likeladım’ kelimesini duymak artık çok doğaldır. Bunun yanında, ‘fikrimi paylaşacağım/düşüncemi yazacağım’ demek yerine ‘bu fikri tweetleyeceğim’ lafını duyduğumuzda artık şaşırmıyoruz. Bu sorun dilimize bilişim dili vesilesiyle girmiştir.
  • Belki de Türkçe’nin son yıllarda en oturmuş ve aşamadığı problem sözcüklerdeki seslerin kısaltılma halidir. Mesajını türlü sosyal medya ağlarıyla karşı tarafa ileten gönderici, Türkçedeki harfleri kısaltır. ‘Tamam’ kelimesi ‘tmm’, ‘sağ ol’ kelimesini ‘sğl’, ‘iyi akşamlar’ kelimesini ‘ii akşamlar’, ‘inşallah’ kelimesini ‘inş’ şeklinde yazmaları sosyal medya ağları olmak üzere, teknolojinin dilimize kazandırdığı kötü bir etkilemedir.
  • Influencer, youtuber, blogger, instagramer gibi meslek grupları hayatımıza teknoloji kadar hızlı bir giriş yapmıştır. Bu meslek gruplarının Türkçesinin bulunması gündeme bile gelmemiş ve yabancılardan özenilen bu durum dilimize yerleşmiştir.
  • Teknolojinin en kullanılabilir hali olan bilgisayarlar ülkemizde sık kullanılmaya başladığı günden bu yana kendine has terimleri dile dilimizin içerisine yerleşmiştir. Bilgisayar terimi olan ‘kopyala/yapıştır’ anlamına gelen ‘copy/paste’ dilimize yerleşmiştir. Kopyala/yapıştır neredeyse kullanılmamaktadır.‘Tekrar başlat’ anlamına gelen ‘restart etmek’ telaffuzu çok sık kullanılmaya başlanmış, ‘boşluk’ anlamına gelen ‘space’ , dilimize ‘boşluk bırak’ demek yerine ‘space yap’ şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Yine ‘refresh’ kelimesinin anlamı ‘yenile’dir ve Türkçeleri kullanılmamaktadır.
  • Teknolojinin hayatımıza getirdiği bir araç daha televizyonlardır. Peki burada yayınlanan kanal ve yayınlar dilimize ne kadar dikkat etmektedir? İnsanlar  hayali karakterleri çok severek, onlar gibi olmaya çalışmışlardır. Burada problem, bu karakterlerin kimleri taklit ettiği ve neyi amaçladıklarıdır. Günümüzde yaratılan karakterler Avrupai tarzda konuşmayı, standart İstanbul ağzını küçümseyerek lehçelerini ve tavırlarını konuşmayı amaç edinmişlerdir. Dizilerde yer alan, günlük konuşma dilinde kullanılan ‘okey, by, see you’ kelimelerinin gerçek hayatımızda yer alması bundan dolayıdır çünkü dil geçişken bir yapıya sahiptir.
  • Akıllı telefonlar, yabancı kaynaklarda ‘smart phone’ diye geçer. Günümüzde birçok telefon satış noktası ve telefonun bahsedildiği bilişim dünyasında ‘smart telefon’ terimi ile karşılaşmaktayız. Dilimizde hali hazırda yerleşmiş telaffuzu bulunan ‘akıllı’ sözcüğü teknolojinin getirisi olan bir araç vasıtasıyla dilimizde eskisi kadar sık kullanılmamaktadır.
  • Facebook, Instagram, WhatsApp gibi sosyal mecralarda paylaşılan anlık görüntülere sosyal medya dili ‘story’ demiştir. Yirmi dört saat sonra silinen bu görüntülere İngilizce bir isim olan ve ‘story’ denilmesi, Türkçemizde iki karşılığa gelen ‘hikaye’ ve ‘öykü’ kelimelerinin atılmasına yol açmıştır. ‘Story atacağım’ , ‘story at’ laflarının telaffuzuna bakacak olursak, Türkçe bir fiil ve İngilizce bir kelimeden oluşur. Dilin yapısına Türkçe karşılığı olan iki kelime yerine teknolojiden dolayı ‘story’ kelimesi hakim olmuştur. Bunun yanında yine aynı mecralarda kullanılan, ‘gönderi’ kelimesine karşılık gelen ‘post’ kelimesi kullanılır
  • ‘Mesaj at’ demek artık tarih olmak durumundadır. Sosyal ağlarda özel bir mesajlaşma sisteminin oluşu ve isminin ‘Direct message’ olmasının üzerine bunu ‘DM’ diye adlandıran ve ‘diem’ diye seslendiren konuşma ve yazı dilimiz, ana dilimizi etkisi altında bırakmıştır. Diğer bir sosyal ağ olan ‘TT olmak’ ise, ‘trend topic’ açılımıyla, dilimizdeki ‘gündem olma’ veyahut ‘gündemde en çok konuşulan konu’ karşılığına gelir. Günümüzde insanlar, gündemde olan bir konu için teknoloji ve sosyal ağlardan dolayı ‘TT oldu’ şeklinde açıklama yapmaktadır. Teknolojinin yarattığı bu kelimeler dilimizde kullandığımız sözleri, atmak üzeredirler.
  • Son yıllarda bilişim dünyasındaki bir diğer problem ise bilgisayar oyunlarıdır. Örneğin, pushlamak kelimesi ‘oyundaki bir koridoru ittirmek’ anlamına gelir. İngilizce ‘push’ fiili, isimden fiil yapma eki ile birleşir ve bu Türkçenin yapısına aykırıdır. ‘freezelemek’ ‘dondurmak’ anlamına gelir ve oyunların hayatımıza girmesi ile Türkçe telaffuzları unutulan kelimelerdir. Çocukların ve gençlerin gündelik yaşantısında fazlasıyla yer eden bilgisayar oyunları  Türkçenin yapısını bozmuştur.

  Günümüzde en yakın arkadaşlar birbirlerine ‘best’, ‘best friend’, ‘bff’ gibi hitaplar kullanmaktadırlar. Bu teknolojinin bizim ekranlarımızda çok fazla yer etmesinin ve kültürümüzün teknoloji ile yozlaşmaya başlamasının dilimize yansımasının bir sonucudur. Ağabey/abi anlamına gelen ‘bro’ kelimesinin kullanımının artması, kız kardeşe ‘sista’, ‘sister’ denilmesinin artması, erkek arkadaşa ‘darling’ telaffuzunun daha çok kullanılması Türkçedeki hitap şekillerimizin değişmesine yol açmıştır.

  Buradaki önemli husus, bu kelimeler ve kullanımların neden tercih edildiğidir ki bu sorunun cevabını da sorunlar kısmındaki ‘özenme’ ile ilişkilendirebiliriz. Türkçe, özellikle teknoloji devrine doğmuş ve teknoloji ile hemhal olan Z kuşağının da yardımıyla kültürüne ve diline yabancılaşmaya başlamıştır. Bu problemler için dil konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmak esastır. Ebeveynler ve eğitimciler bilinçlenmelidir. Türk Dil Kurumu ise, denetlemeler yapmalı ve gündelik yaşantımızda yer alan bu problemlere kesin ve geri dönülmez çözümler bulmalıdır. Elbette ki dünyada yaşanan gelişmelerden uzak kalmak mümkün değildir. 21. yy insanı gibi yaşayarak teknolojiye ayak uydurmak esas amaçlarımızdan biri olmalıdır. Fakat burada dikkat edilecek husus, medeniyetimizi ileri taşımaya kalkışırken karşılaştığımız olumsuz yönleri görmezden gelmiş, medeniyetimizi olduğu yerde bırakarak ‘ferdi’ bir şekilde ileri gitmeye kalkarak kültürümüze sırt çevirmeye başlamışızdır. Bu durum ise, dilimiz kimliğimizdir, cümlesine karşıttır. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Gaye, bugünkü ve yarınki Türk’ün medeniyetini kucaklayacak en güzel ve en ahenkli Türkçedir’ .

Dilinizin, ses bayrağınız olması temennilerimizle.

KAYNAKÇA:

ARSLANTAŞ, ADNAN HALİS (2008) “KÜLTÜR–KİŞİLİK VE KİMLİK”  Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları

AKALIN, HALUK (2001), Bilişim Çağı ve Türkçe, Türk Yurdu Dergisi, sayı: Şubat-Mart, sayfa: 162-163

TOSUN, CENGİZ, (2005), Dil Zenginliği, Yozlaşma ve Türkçe, Journal of Language and Linguistic Studies Vol.1, No.2

İŞÇİBAŞI, YAPRAK (2011), Bilgisayar, İnternet ve Video Oyunları Arasında Çocuklar

ERGİN, MUHARREM, Türk Dil Bilgisi, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1985.

AKSAN, DOĞAN, Dilbilim ve Türkçe Yazıları, Multılıngual Yabancı Dil Yayınları, Ankara, 2004

 

1 YORUM

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Selene Cabalar
Selene Cabalar
Dünya yanarsa önce edebiyatı kurtarmak gerek

Must Read

Turgenyev’in Başyapıtı: Babalar ve Oğullar | 15 Alıntı

Eski nesille, nihilist gençlik arasındaki kuşak çatışmasını anlatan Babalar ve Oğullar, Rus edebiyatının önemli yazarlarından İvan Turgenyev’in 1862'de kaleme aldığı başyapıtıdır. Eser, Rus edebiyatının...