Söyleyemediğim kadar birikmiş
seyre doyulmaz gözlerinin içinde yalnızlığım.
Sinemizde yer eden mukadderat
beklemek eyleminden muzdarip,
tek tesellisinde, sığınmış gözyaşlarıma.
Ellerine hasret ellerim,
aralık ayazından nasibini almış;
pembeliği belirsiz şekilde yorgun.
Bedenlerimizi ayıran karanlık
bütün varlığıyla dört dönüyor etrafımızda
ve ışıkları yanan ahşap rengi pencereler
siyah boyası aşınmış demir kapıya
hiç olmadığı kadar uzak.

Birkaç sigara yanıp söndü o akşam, o saat.
Sağ elim göğsüme doğru,
nefesim her zamankinden yavaş.
Asfalt dökülmüş yolların üzerinde
hayaller – yarın adına kurulan
daha evvel
sabrın son haddinde bir haber.

Bir isim duydum – tek kelime, arkam dönük.
Sol yanımda sıkışan bir et yığını,
gözlerim perdelenmiş…
Henüz bakmamışken ardıma,
yüzümde hissettim ellerindeki sıcaklığı.
Sol yanımda ne kaldıysa geçmişe dair
silindi gitti ellerinin tesirinde.
Üşümüş parmakların değdi ruhuma, dudaklarıma…
Sessizce öptüm uçlarından.
Aynı hizadayken gözlerimiz
yerle yeksan oldu tüm benliğim
ve bir daha asla bırakmamak üzere
sessizce sarıldım boynuna.
Yalnız geçen asrın son demiydi yaşadığımız;
şimdi artık “susmak zamanı”.

– Görkem Çapar

Paylaş
Önceki İçerikKronik İnsomnia
Sonraki İçerikGölgenin Korkusu
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin