Stefan Zweig – O Muydu?

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Stefan Zweig: 1881’de Viyana’da doğdu Avusturya, Fransa ve Almanya’da öğrenim gördü. Savaş karşıtı kişiliğiyle dikkat çekti. Nazi baskısı yüzünden bir çok ülke ve şehir değiştirmek zorunda kaldı. Bu göçebe yaşamı kitaplarına ve öykülerine yansıdı. Hiçbir yere ait olamama hissi ve Freud hayranlığı birleşince içsel sarsıntılı ve bir o kadar da psikolojik öykü ve romanlar ortaya çıktı.

Zweig’in geleneksel tarzından uzak bir öykü olan ”O Muydu?” polisiye bir hikaye barındırıyor. Dili akıcı ve konusu oldukça merak uyandırıcı olsa da sonundan beklediğim verimi alamadım.

”Şahsen katilin o olduğundan neredeyse eminim; ama elimde çürütülmesi imkansız o son kanıt yok.”

Kitap; konunun anlatıcısı Betsy’nin katille ilgili düşünceleriyle başlıyor ve bu bile yeterince heyecan verici oluyor okuyucu için.

Betsy ve kocası emekli olduktan sonra sessiz ve sakin bir kasabaya yerleşmeye karar verirler. Bath yakınlarında kırsak ufak ve sessiz bir yere yerleşirler. Hayatlarının kalanını akşamı serin günlerini sükunet içinde, çiçekler ve kitaplarla ilgilenerek geçirmek isteyen çiftin başına oldukça ilginç bir olay gelir. Yerleştikleri arazinin yakınına komşu olarak gelen Limpley çifti ile çok bir zaman geçmeden tanışırlar. Güzel emekli günlerinde kendilerine arkadaşlık edecek komşular bulmalarına başta çok sevinseler de Bay Limpley’in fazlaca olan içten davranışları her duyguyu en üst seviyede yaşayışı ve her şeyin en iyisinin onda olduğuna inanması Betsy ve kocasını yavaş yavaş rahatsız etmeye başlar.

”Bu durum uzun sürmedi ve yeni komşumuzun bizde yarattığı sevinç gözle görülür şekilde azalmaya başladı. İnsan olarak Limpley’e söylenecek hiçbir şey yoktu. Aşırılık derecesinde iyi niyetliydi,ilgiliydi ve o kadar yardımseverdi ki,insan durmadan tekliflerini reddetmek zorunda kalıyordu; ayrıca terbiyeli,dürüst,samimi bir adamdı ve kesinlikle aptal değildi.”

Özünde çok iyi bir insan olduğunu düşündükleri için Bay Limpley’in davranışlarına takılmamaya çalışırlar. Bayan Limpley’in bile bu fazla ilgiden ve aşırı davranışlardan bunaldığını gören Betsy, Limpley ailesine yavru bir köpek hediye etmeye karar verir. Aslında her şey bu köpeğin romana dahil olmasıyla başlar. Tüm ilgi ve sevgisini köpekleri Ponto’ya veren Bay Limpley, köpeği fazlasıyla şımatır ve asilzadeleştirir.

- Advertisement -

Limpley çocuksu aşk ateşiyle alçaldıkça, küstah hayvan ona daha da kötü davranıyordu;hatta kulağa ne kadar gerçekdışı gelse de Ponto yavaş yavaş,okşamalara ve çoşkuya lütfedip katlanmakla beraber kendini asla bu gündelik iltifatlar için herhangi bir şekilde minnet duymak zorunda hissetmediğini ona kanıtlayacak koca bir sistem kurmuştu.

İlerleyen zamanda Limpley ailesi çok uzun zamandır uğraştıkları ama umutlarını kaybettikleri bir anda çocuklarının olacağı haberiyle mutluluktan havalara uçarlar. Bu haberin ardından evde dengeler değişecektir. Ponto’ya olan ilgi azalır ve Ponto bir insan gibi strateji belirler, evdeki değişimin nedenini bulmaya çalışır.

Kitabın alıcı noktası Limpley ailesinin küçük kızlarının ölümü ve bu ölüme sebep olanın kim olduğunun bilinmemesidir. Tek bilen kitabın anlatıcısı olan Betsy’dir fakat onunda kanıtı yoktur.

Yine de o zamandan beri bu tüyler ürpertici şüpheden kurtulamadım; aksine,ilerleyen günlerde içimde daha da güçlenerek neredeyse emin olma noktasına ulaştı.

Sürükleyici ilerleyen kitapta; korku, heyecan ve şüpheyi çok belirgin bir şekilde hissettiğimi söyleyebilirim. Her kitabında farklı kişilerin ruh halini ve iç çekişmelerini aktaran Zweig, bu sefer bir hayvanın iç dünyasını kişiselleştirmiş. Bu güzel ve ilginç bir aktarım olmakla birlikte insanı kötü hissettiren bir yanı var. Köpeğin dünyasını aktarırken, biraz gaddar ve kıskanç özelliklerle yansıtmış bu da köpekler adına kötü hissetmeme sebep oldu diyebilirim.

”Bir hayvanın bakışı en zor anlarda bir insanınkinden çok daha etkili”

Bütün olarak öykü Zweig imzası taşıyor, Betsy’nin şüphesini onunla birlikte hissettim diyebilirim. Betsy kendiyle konuşurken sanki benimle konuşup fikir alıyordu. Polisiye tarzında olması Zweig alanında bir pencere açıyor. Yolculuk esnasında bir çırpıda bitecek kitaplardan diyebilirim.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...