Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiç bir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz geriliminin ürkünçlüğü kadar kötü değildir. “

Kelimelerin dans ediş şekline, cümlelerle oynamasına, üslup ve tarzına, kurgularına hayran kaldığım bir yazar Stefan Zweig’den KORKU

Irene sekiz yıllık evli iki çocuk annesi bir kadındır. Aşığının evinden çıktığında bir kadın önünü keser ve erkeğini elinden aldığını söyler. Irene’nin karşısına çıkan kadın aşığının sevgilisi olduğunu söyler. Irene inkar etmeye çalışır ama inandırıcı olamaz. Kadın, Irene kadar zengin bir hanımefendi olmadığını, onun kadar şanslı olmadığını, yoklukla boğuştuğunu söyleyip durur.

Iren korkmuştur.  hem de çok. Yaptığının öğrenilmesinden, açığa çıkmaktan, sonrasında neler olacağının bilinmezliğinden…

Artık korku ile yaşamak zorunda olduğunu hisseder.

Korkunun esir olmaya başlamıştır.

Çantasındaki tüm parayı kadına vererek oradan koşarak uzaklaşır.

Irene için Artık korku dolu günler, saatler dakikalar başlamış olur.

Kadının her an gelip, tüm her şeyi anlatacağını düşündükçe İrene kötü olmaya başlar. Evden dışarıya çıkamayan Irene’nin tavır ve davranışları değişmeye başlar. Sakin kalmak için kendini zorladıkça daha çok buhrana düşer. Kocasına her şeyi deli gibi itiraf etmek ister ama yine korkar. Yapamaz.

“Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hakim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.”

Bu kadar korku içinde sekiz yıllık evliliğinin sıradanlığı değiştirmek için hiç çaba sarf etmediğini, çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmediğini fark eder. Önem verdikleri aslında ne kadar da önemsiz olduğunu düşündükçe hayatı yeni yeni anlam kazanmaya başlar.

Tüm yeryüzünü ölü ve boşalmış hissediyordu, sadece kendi donup kalmış bedeninin içinde yüreği göğsünü çatlatacak gibi atıyor ve her atış canını acıtıyordu.”

Bir yanlış, bir hata ve korkunun eline hapsolma duygusu öyle bir işlemiş ki Zweig yine yapmış yapacağını.

İntiharın ucuna kadar giden bir kaç haftalık bu süreci ilmek ilmek hissedebileceğiniz kısacık ama tadı büyük bir kitap yazmış.

Korku’yu okuyun isterim.

Bununla birlikte Stefan Zweig tüm kitaplarına da bakmanızı öneririm.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin