Gece Modu

 

Irene, hayatı boyunca sahip olabileceği her şeye sahip, otuzlu yaşlarının başında genç bir kadın.

Çocukları ve eşiyle geçirdiği sürenin ona yetmesi gerektiğini düşünen. ancak bununla yetinemeyen Irene, tamamen duygudan yoksun bir şekilde, hayatının
en büyük utancını, ona göre küçük macerasını bütün sessizliği ile yaşarken karşısına çıkan bir engel, her şeyin  yolunda gittiği  gizli aşkını, evinde yaşadığı monoton hayatı
yerle bir ediyor. Zamanla kendisi ile asla karşılaştıramayacağı bir kadının kuklası olan Irene, yaşadığı hayatı artık yalnızca bu kadının isteklerine göre şekillendirmeye başlıyor. Durumun avamlığı, duyduğu tarifsiz utanç ve en önemlisi yaşadığı derin korku, kadının hayatını alt üst etmeye başlıyor.

Bu sıralarda kocasının ona karşı, çocuklarına karşı olan hal ve hareketlerini ancak sekiz yıllık evliliğin ardırdan ölçüp tartan Irene’nin dehşete düştüğü an; buna yıllardır gerek duymadığını fark ettiği an oluyor.  Kendisini sorgularken aşığının bir kez bile aklına gelmeyişi, Irene’nin onu hiç aramayaşı ve görmeye ihtiyaç duymayışı, yaptığı yanlıştan iyice utanıp kendi kabuğuna çekilmesine sebep oluyor.

Gündelik hayatına her zamankinden sakin devam eden Irene, ait olduğu burjuva yaşantısının içinde savrulurken içinde günden güne büyüyen korku onu tüketmeye başlıyor. Kendisini kafese kapatılmış bir kuş gibi hissetmeye başladığında, uçmaya çalışıyor. Ancak uçamayacağını anladığında, kanatlarındaki yaraları sarmak yerine, kanatlarını söküp atmayı tercih ediyor.

Duyguların net ve telaşsız anlatıldığı kitap; utanç duygusu, suçluluk ve öfkeyle boğuşan bir kadının dünyasını gözler önüne sermekle kalmayıp, aslında insan doğasının ne ile beslendiğini; yani asla tam manasıyla beslenemeyeceğini ve her zaman her şeye karşı az veya çok bir açlık hissedeceğini ortaya koyuyor.

 

(…)   “Ahlakın demir parmaklıklarının arkasında güvenle tutulan büyüleyici vahşi yaratıklar olmalılardı”.    (…)

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin