Gece Modu

Bir Çöküşün Öyküsü, özgün adı ile “ Geschichte eines Unterganges “, Stefan Zweig’ın 1912 yılında yayımlanan uzun bir öyküsüdür. Konusunu 15. Louis döneminde Fransız sarayında intiharı yıllar boyunca unutulmayan aristokrat bir kadının gerçek hayat hikayesinden almaktadır. Öykü, Madame de Prie adlı kadının sevgilisi olan Bourbon Dükü’nün kralın emriyle devlet işlerini yönetme görevinden el çektirmesi ve nedeni bilinmeksizin Madame de Prie’nin Normandiya’ya sürgüne gönderilmesi ile başlar. Nedenini bilmediği bir sürgün için yola çıkan Madame de Prie, saray hayatına bağlı olduğu gibi zevki, eğlenceyi ve ihtişamı da seven bir kadındır. İlk zamanlar kısa bir süreliğine Paris’ten uzaklaştığını ve kralın onu tekrar çağıracağını düşünerek güçlü olmaya çalışır. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, farklı bir yerde bulunmak  Madame de Prie’ye hoş gibi gelir. Günler geçtikçe güç ve iktidar sahibi bir kadın iken geldiği bu köyde Paris’in hareketli, eğlenceli, canlı hayatını ve sarayı çok özler.

“Sonunda akşam olmuştu. Ama akşamlar da ne hüzünlüydü burada! Havanın kararmasından, her şeyin kaybolmasından, ışığın dönmesinden başka bir şey değildi. Paris’te bütün eğlencelerin henüz başlangıcı olan akşam, bir sondu burada.”

Önceden insanlar tarafından önemsenen, kıskanılan bir kadınken sürgün günlerinde çaresiz bir kadına dönüşmüş olmak zoruna gitmeye başlar. Hatrı sayılır insanlara mektuplar yazmayı bir kurtuluş yolu olarak görür fakat mektuplarına uzun bir süre karşılık alamaz. Daha sonra bir arkadaşının mektubu malikanesine ulaşır. Arkadaşı mektubunda, kral ile konuştuğunu, devletin bütçesini sarstığı ve halkı kızdırdığı için kralın ona hâlâ büyük öfke duyduğunu, ama yine de iki ya da üç sene içinde Paris’e geri dönebileceği konusunda umutlu olmasını yazmıştır. Bu mektubu okuduktan sonra geriye kalan ümitlerini de yitiren, iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden beslenen, hem kendini hem de etrafındakileri sürekli kandırmaya çalışan sığ ve kibirli bir kadın olan Madame de Prie, sürgündeki keyifsiz günlerini malikanesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Parasını bu eğlenceler için harcayan, ilgi odağı olmayı özleyen Madame de Prie belli bir süre sonra insanların ona eskisi gibi kıskançlıkla ya da aşkla bakmadıklarının farkına varır. Aynaya baktığında kendisini yaşlı ve önemsenmeyen bir kadın olarak görür ve bunun üzerine yeniden tüm ilgiyi ve dikkatleri üzerine çekmek için sıradışı bir plan yapar. Acaba Madame de Prie, amacına ulaşabilecek midir?

“Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti çünkü hiç yalnız kalmamıştı.”

1 YORUM

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin