Gece Modu

 

Sen gözlerine kaç geceyi hapsettin ki
Hasret bırakacak kadar sehere
(İlk-Güz / Nazlı Yaren Atabey)


Anlatacaklarımız bitince kalktık eve döndük. Kapıdan girdikten sonra kocaman sarıldı. “Sana canımı bile veririm, her daim mutlu ol, sırf bunun için veririm canımı, gözlerin gülsün, dudağındaki hafif tebessüm daim olsun, mutlu ol.” dedi. O sarılışı başkaydı. Sağımdaki boşluğa solunu bırakır gibi sarıldı, kalbini emanet eder gibi sarıldı.
(Bakıcı / İlkan Balkan)

 

Poe’nun eserleri okunarak değil, o hikayelerdeki karakterlerle tanışarak, kendimizi onların zihninde hissederek, benimsenerek anlaşılabilir anca. Bir adamın bedeninin parçalandığı bir korku öyküsü okuduğumuzu sandığımızda aslında adamın ruhunun parçalarını birleştiriyor, açık havada dolaşıyoruz sandığımızda hayvanların bile geçmeye ürktüğü dağ yollarında seyir ediyoruzdur bir gece vakti.
(Edgar Allan Poe ve Gotik Edebiyat / Esra Namazcı)

 

Hiçbir şey yapamadım
Sadece durup bir duvar gibi izledim
Elimle değdiğimi sanıp bana en uzakta olan her bir
parçamı
(Duvar / Özge Rençberoğlu)

 

Aşk, uzanırken çiçeğe sanki
Çekilen bataklığıdır insanın
(Aklın Teslimiyeti / Hüseyin Kaymaz)

Ama kulağına hangi parça çalınırsa çalınsın; onun dinlemek istediği hasret türküleriydi ve de öyle olmaya devam edecekti.
(Yorgun Heykel / Erdem Erol)

 

Yazımızın konusu olan Atlas’ın cezası kardeşlerinden çok çok daha ağırdır. Bu “ağırlık” mecazi değil, gerçek bir ağırlığı ifade etmektedir. Zeus, Atlas’ı gök kubbenin direklerini veya doğrudan gök kubbeyi taşımakla cezalandırmıştır.
(Atlas-Kelime Köken / Mehmet Emin Katırcı)

 

susma
kuşlar kırılır şehrin gerdanında
(Susma / Cebrail Yücel)

Toprak kokusu her zaman hoş gelmiyor burnuma
Belki sevdiklerim yanımda değil diye
(Yaşlanmak Üzerine / Dilhan Keskin)

her aşk bittiği yerden başlıyor
kalan gidenden en az bin parça daha fazla,
bölünüyor desem değil, yaralanıyor
bunu bana siz öğrettiniz.
(Ağrılı Sorgu / Remzi Tutak)

Ölümüm sevgiden olsun istedim hep, çok seveyim. Ölürken sevdadan öldü desinler arkamdan. Ne bileyim amacı olsun istedim. Ayağı taşa çarptı düştü, öldü değil. Dama çıkan kediyi almaya çalışırken düştü, öldü. İşte bu kadar muazzam…
(Bir Salyangoz Nasıl Sansasyonel Öldürülür? / Elif Nur Güney)

 

Bir şehirde yabancı olmak çok kolay. Bunun canlı örnekleriyiz biz. Yoksa sen mi kolaylaştıransın elinin değdiği her şeyi, kestiremiyorum.
(Jazz Dinlemenin Yasak Olmadığı Memleketler / F. Berna Uysal)

 

Ben arkasından sadece “eyvallah” diyebildim. İpin ucu kaçmış dünyada, bizler ipin ucunu tutmaya çalışırken omuzunda ipler asılıp dünyanın yükünü çeken insanlara hayranlıkla bakakaldım…
(Hamal / Yiğit Türkcan Demirbozan)

 

Bize hapiste çok çektirdiler kızım! Hakkımızı yediler paslı dişleriyle.
(Tahin Çıkmazı / Hilal Gürkan)

 

Ben kalmak istiyorum. Bu şehirde daha çok kalmak. Çünkü gitmek korkakların işidir. Çünkü gidersem bir daha göremem. Demek ki gitmeye de gücüm yetmiyor. Demek ki kalsam da ben bir korkağım.
(Gücümün Yettiği Kadar / Erdi Akbulut)

Kendi yaşam saati durmuştur ancak gezginliği devam etmekte ve bambaşka yerlerde başka saatlere ruh üflemeye devam eder.
(Akrebin Yolculuğu / Sena Özşirin)

 

Bu gece zehir gibi doldu içime, gurbet gibi doldu. Aylar geçti ve sevgisiz bir coğrafyada yaşadığım her an için ayrı sevdim seni.
(Mektup / Enes Uygun)

Fazla hüzün bir ağacı da devrimci yapabilir,
Ve devrimci ağaçlar çiçek açmaz, umut biriktirir.
(Maktul Ağaçların Ölümsüz Mevsimleri / Mislina Bursal)

Aşk dediğin, her seferinde düşmekle nihayet bulan bir uçma zannı. Yarası kendinde saklı; bazen hafif bazen ağır; sorsan o da kendince haklı… Ve çok ısrarlı.
(Uçmaya Dair / Füsun Yeke)

 

Önden bakış izleyicilere Daphne ve Apollo’nun yüzündeki ifadeyi söyler. Daphne’nin yüzündeki ifade onun ağzını açışındaki trajediyi gösterir. Apollo’nun yüzündeki ifade, Daphne dönüşürken ona nasıl doğrudan bakmasıyla desteklenen sonsuz umudun trajedisini gösterir. Boşu boşuna sevmenin doğasını anlatır.
(Su Perisi Daphne / Gamze Topuz)

Bir toplum düşünün, hipnoz edilmiş gibi bir dizi başlayınca sokaklarda kimse kalmıyor. Tekrarlarında bile herkes ekrana kilitli kalıyor. İnsanlar, kendilerinin asla sahip olamayacakları, bir hayatın hayaline bakıp bakıp yutkunuyorlar.
(Kitap: Aynadaki Sır & Özge Doğar / Elmas Koçan)

 

Zeze, altıncı yaşına girdiğinde hayatının en büyük tecrübesini yaşamış oluyor ve geriye kalan zamanını, bu acı tecrübenin kırık gölgesinde yaşamaya başlıyor.
(Şeker Portakalı-Jose Mauro de Vasconcelos / Gaye Erten)

Doğruluğu bilinmez kanlı bir masalın bidayetidir gözyaşların
ve merhamete ihtiyacı olmayan gözlerindeki mavilik,
bembeyaz bir kırınımdan doğan tezat dolu bir ikilem bu dipsiz karanlıkte
(Kelebek / Görkem Çapar)

 

Anahtar deliğinden soluduğum havanın,
kekremsi tadı yapışıyor boğazıma.
Kendimden ne kadar uzağa gittiğimi,
hatırlatan asırlık bir tat.
(Hüznün İnlemesi / Leyla Alataş)

Daha çok içinde kırmızı çiçekleriyle bir vazonun
Yere düştüğü
An gibiydik
Bir elim gizlice yüreğimde
(Yumru / Tayfun Tatar)

Güneş mi battı, kırmızıya mı boyandı gökyüzü, senin aldığın beyaz tüylü terliğim neden kırmızı, bu göğsüm neden kan kırmızısı? Hanımeli beyazlığım nerede?
(Kan Kırmızısı / Gün Semray)

 

29 yaşındayken evlerinin 5. katından kendini sonsuzluğa bıraktı Nilgün.
Günlüğü okunduğunda şu yazı bekliyordu bizi:”Hayatın neresinden dönülse kardır.”
(Daktiloya Çekilmiş Hayatlar: Nilgün Marmara / Aylin Akgün)

Söz verdim aslında, günün birinde, bir daha adından geçerken yüreğimin alfabesi yel olmayacak palmiyelere diye. Nafileymiş meğer. Nerede bir palmiye gördümse, senin oldum. Çünkü nerede bir palmiye biterse memlekette orada bir zeytin ağacı başlar.
(Sevgili Zeytin / Gizem Şahin)

 

Türkiye’deki en naif seslerden biri olan Jehan Barbur, Ada Müzik’ten çıkan ‘Evim Neresi’ isimli yeni albümünü Haziran ayı içinde piyasaya sundu. Bizlere de onun eşsiz sesini dinlemesi ve mest olması kaldı. Selvi Boylum mu? Ona da geleceğiz.
(Yeni Hayat, Yaşanmalı / Nazlı Hande Yüksel)

 

Sevim Burak, gerek dilsel gerek de anlamsal dizini kırabilen bir öykücü. Eserlerini kaleme alırken sıklıkla hayatından yararlanmış. Ortaokuldan sonra eğitimine devam etme fırsatı bulamayan sanatçı yazarlık haricinde modellik, terzilik gibi işler de yapmış. İlginç olan ise terziliğinin yalnızca kumaşlar söz konusu olduğunda değil metinlerde de ortaya çıkması.
(Yazar Tarafından Biçimlendirilen Dil, Okur Tarafından Tamamlanan Metinler: Sevim Burak / Dilan Yamaç)

 

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin