Gece Modu

Anadolu gibi geçmişten günümüze birçok kültürün can bulduğu topraklardaki toplumsal yapının anlaşılması adına halk kültürleri önemli bir yer taşımaktadır. Halk kültürlerinden sözlü ve görsel iki kanaldan aktarımın bulunduğu halk oyunları gerek kıyafetleri, gerekse figürleri dikkatle incelendiğinde ait olduğu toplumun kültürünü yansıtmaktadır. Bu halk kültürlerinden biri de kökeni çok eskilere dayandığı bilinen çoğunlukla Ege bölgesi ile bütünleşen zeybek oyunudur. Zeybek dediğimiz zaman çoğumuzun aklına Ege Bölgesine ait olan yöresel bir halk oyunu gelmektedir. Ancak zeybek kültürü sadece bir halk oyunundan ibaret değildir. Zeybeklik kültürü kökeni konusunda birçok fikrin ortaya atıldığı, on dokuzuncu yüzyılda siyasi alanda da kendini göstermiş bir kurum olarak gelişmiştir.

Efelik yiğitlik gibi kavramlar ile özdeşleşen zeybekliğin kökeni konusunda birçok fikir ortaya çıkmıştır. Kökeni konusunda en eski bilgilere Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın eserinde rastlamaktayız. Yazar, İ.Ö. Latin şairlerinin ve Herodot’un yazılarından yola çıkarak zeybeklere “İbbaki” demektedir. İbbakiler’in Anadolu’da şarap tanrısı olarak bilinen Bako’nun tayfası denmektedir.Zeybek figürlerinin de Bakkos’a yapılan törenler sırasında ortaya çıktığını ve bu tören kapsamındaki bağ bozumu sırasında yapılan hareketeler olduğunu yazmaktadır. Kollarını iki yana kaldırma bağ bozumundaki üzümleri toplama, dizlerini yere vurma bu üzümleri ezme hareketleri olduğu söylenmektedir. Kelime anlamı olarak bakarsak yine Cevat Şakir’e göre Efe sözcüğü Efeb‘ten gelir. Efeb; Genç delikanlı, silah taşıyan demektir. Kıyafet benzerliği ve oyunun dairesel formunun değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkan başka bir görüşe göre bunlar Levttir (denizci) ve bu oyunu gemilerde icra ederler. Ortaya çıkışında bu kadar fazla görüş olmasının ve üzerine bu kadar konuşulmasının sebeplenen biri de 19. yüzyılda halk nazarında etkileri artan efelik, zeybeklik kavramları milli mücadele yıllarında bu kurumun büyük katkıda bulunması ve daha sonraları çeşitli melodi ve figürler ile birleşerek halk oyunları kültürünün içerisinde de yer almasıdır.

Efelik anlayışı kendisini yörük Türk boylarında göstermiştir. Tarım toplumu olan bu boylarda yurt tutulan bölgelerin korunması ve düzenin sağlanması amacıyla ortaya çıkan Efelik anlayışı dağlarda yaşayan yiğitlere verilen unvanlardır. Türk kültünde halkı koruyup kollayan düzen sağlayıcı kimliğe sahip bireylerin İslamiyet öncesinde de varlığını destanlardaki ana kahramanın alplik ve yiğitlik vasıflarına sahip olması 19. yüzyıl efelik unvanı taşıyan kişilerin de aynı amaçlar ile hareket ettiğin ve aynı vasıflara sahip insanların varlığı ile kanıtlanabilir. Bu paralelliğe örnek olarak Manas Destanı’nın merkezinde yer alan Alp Manas’ın hedefi zayıfları güçlendirmek, yurdu bayındır etmek, halkı zengin kılmak, açı tok eylemektir. Bu amaçla karlı dağlarda yatarak, düşmanla savaşarak yaşar. İslamiyet öncesi Türk kültüründe de gördüğümüz bu insanların hedefleri; Halkın huzurunu ve birliği için zalim olduğu düşünülen dış ve iç kötü güçler ile mücadele etmektir. Zeybekler gücünü bozkırdan ve köylüden alır. Ünlü efe/zeybekleri göz önüne getirecek olursak bunların çoğunun Türkmen/yörük kökenli oldukları gerçeği ortaya çıkar. Bunların bir bölümünün lakabında yörük sıfatı yer alır; Yörük Ali, Yörük Hacı Mustafa, Yörük Murat, 19. yüzyıl arşiv belgelerinde efelerin köylü ile hareket ettiğini göstermektedir. Efeler kılıcını kuşanıp dağa çıkan sıradan insanların aksine kendi arlarında teşkilatlı bir yapıya sahiptirler. Zeybek, Efe, Kızan olmak üzere hiyerarşik bir yapıyla ve kendilerine özel kurallar çerçevesinde hareket ederler.

Zeybeklik kurumu içerindeki töre, tören ve gelenekler ile yeniden şekillenerek kendi kurallarını oluşturmuştur. Bu hiyerarşik düzen içerisinde kademe atlamak sorumluluklarını yerine getirme ve kurallara uyma ile mümkündür. Efe ve zeybeklerin bir kısmı antik kökene dayanan kendilerine ait inançları ve törenleri vardır. Bunlardan biri; Efelerin defne ağacının olduğu dağlarda uyumamalarıdır. Antik dönemden gelen bir ağaç olan defne ağacının ölüm getirdiği inancı efelerin yaşam tarzını da etkilemiştir. Efeler bu ağacın yetiştiği dağlarda uyumak yerine muharebe zamanlarında düşmanını o ağacın olduğu yerlere çekerler ve kılıçlarına defne yapağı sürerlerdi. İkincisi; Efe kılıçlarına yatağan (namlusu kavisli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı), koca bıçak, saldırma ismi verilir bu bıçakların bir tarafı keskindir. Bunun nedeni dağda bir efe başka bir efe ile karşılaşırsa bu yatağanların kesmeyen tarafları ile karşılıklı çekişme yaşanır. Bu davranış efelerin birbirlerine olan bağlılıklarının da bir kanıtıdır. Tüm efeler birbirine saygılı ve birbiriyle aynı amaçla hareket eden kişiler değildir. Topluma aykırı davranan ve düzene zarar veren efeler “Çalıkakıcı” olarak adlandırır ve en çok da bunlar ile mücadele edilirdi. Hiyerarşik düzende efeye kızan olmak önemli bir husustur ve törensel şekilde gerçekleşmektedir. Bu tören için, bir sabah güneş ilk ışıklarını açarken efe, zeybek ve kızanları ile birlikte atlara binerek dağa çıkar. Bir tehnel ağacının (Akdeniz defnesi) altında halka olurlar, hep beraber diz çökerler. Yalnız kızan adayı ayakta durur, yatağanını çeker ve üç kez öpüp efenin önünde diz çöker. Efe ile kızan arasında zeybeklik yemini olarak adlandıran diyalog gerçekleştikten sonra efe, kalkıp tehnel ağacına yatağanını saplar ve kızanlar yedi kez bu bıçağın altından geçer. Efe, kızanının alnını ve kızan efesinin elini öptükten sonra yatağanını ağaçtan çıkarıp kızana verdiğinde tören sona erer. urum kendi içinde sırasıyla efe, zeybek, kızan olarak hiyerarşik bir düzene sahiptir. Efe, zeybeklik kurumunun en üst mevkidir. Efeyi zeybek ve kızanları seçer.

Efe için eski Yunancada özel olarak yetiştirilen genç yiğit kişilere Ephebos (Efebos), Ephebe, Ephepi (Efeb) denmekteydi. Zeybek kelimesinin kökeni konunda da birçok görüş mevcuttur. Araştırmacılardan bir grup kelimen aslında “say+berk” kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu bu kelimenin zamanla değişime uğrayarak zeybek halini aldığını savunur. Baş zeybek olarak adlandıran zeybek çetede efeden sonra en yüksek rütbeli unvandır, diğer zeybeklerden sorumludur.Kızan zeybeklik kurumunun en alt tabakasını oluşturur. Efenin mahiyetinde, zeybeğin gözetiminde yetişen kişisidir. Efe’nin kuralları doğrultusunda hareket ederler adeta Efe’nin birer askeri gibidirler. Ege ’yöresinde Kızan kelimesi genç-çocuk anlamında kullanılır.

Zeybeklik anlayışı içindeki hiyerarşik yapıyı, inanış ve yaşayış biçimlerini incelediğimiz zaman bu anlayışın sadece bir halk kültürü olmadığı, kendine has özellikleri olan bir yaşam biçimi olduğunu anlamaktayız. Zeybek oyununu ve Efe anlayışının ortaya çıkışı Cevat Şakir’e göre antik çağa kadar götürülürken özünde olan düzen ve adalet sağlama amacıyla hareket eden bir nevi çiftçi halkın kahramanı konumundaki Efelerin kendi tavırları çerçevesinde şekillenmiştir.

On dokuzuncu yüzyılda siyasi ekişi artan milli seferberlik denilince akla ilk gelen Efelik anlayışı yirmi birinci, yüzyıla gelince siyasi etkisini kaybetse de bu kurumun üç ögesi Zeybek, Efe, Kızanın şu an günümüzde de halk içerinde kullanıldığını görmekteyiz. Ege Bölgesi denilince akla gelen Zeybek Oyununun biçimsel formları Orta Asya’dan gelen kültür ve İslamiyet’in etkisiyle şekillenmiştir. Böyle köklü bir temelle dayanmış olan Zeybek Anlayışı, Türk’ün konar-göçer yaşamından, siyasi otoriteye karşı olan ve düşmanına karşı tepkisinden kendi içerindeki birlik ve beraberlik ile de kendilerine olan bağlılıklarının bize yansıtmaktadır.

KAYNAKÇA
Çine, Hamit, Zeybek Kültürü Sempozyumu, Zeybek Oyunlarının Yapısal Özelliği Ve Milli Küldür Olmasının Temel Değeri, , Muğla Üniversitesi Yayınları, 2004.

Eren, Mehmet Ali, Muğla’nın Bazı Sözlü Kültür Değerleri Ve Halk Oyunları, Muğla Valiliği Yayınları, 2001 Muğla

Halikarnas Balıkçısı, Hey Koca Yurt, Bilgi Yayınevi, 1986.

Kafesoğlu, İbrahim, Türk milli kültürü, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 1997.

Türkoğlu, Sebahattin, ” Zeybek ve Efe Sözcükleri”, TFA, C.17, Mayıs 1997, İstanbul.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin