Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Siyah duvarların siyah tavanlara uzandığı bir odada bekledik geçmesini bazı şeylerin. Ortalama bir insanın beklemeye ne kadar zamanı var bilmiyorum, ama ömürle sınırlı kalbin içindeki her şey ve son dertlenme tarihi var tüm acıların. Bozuk süt gibi bayat ekmek gibi bazen, bir şeye üzülebileceğin günler de sınırlı. Gerisi hep deneyişlerle dolu hayal kırıklıkları ordusu.

Şimdi ben yokuş aşağı yuvarlanan, arkasından koşmaya değmeyecek -hani o evin ordaki bakkaldan alınan lastik top gibi- eski,sıradan,yok olmak için yaratılan şeylerle doldum. Dilediğin kadar üzül, üzülmeye de alışıyorsun. Şansın varsa hüzünlerinle büyüyüp hüzünlerinle sen oluyorsun.

Bir yerde okudum hüznün fotoğrafıymış şiirler. Ve şairler göz yaşlarını silmek yerine şiir yazarlar. Ne şairlik bahşedildi ne şiirlik. Yok saydım olmayışları.
Şimdi herkes cebindeki acıları çıkarsın, bu gece şiir yazacağız. Dizeyi harfe harfi uyağa değdirir gibi acıları karalayacağız beyaz kalacağına inandığımız sayfalara. Bi iz bırakacağız var oluşumuza dair ve yine sileceğiz tüm yok oluşları. Çünkü silmek denemektir biraz da. Kaçmaktır, ölümüne korktuğun her şeyden. Sonra elinde düşen bir yağmur damlasına anlatırsın derdini çünkü kaçmaya çalıştığın ne varsa tam ortasında buluverirsin kendini.
Şimdi arkama dönüp baktığımda savaş sonrası bir şehrin en yıkık halini görüyorum. Soruyorum şimdi, yıkılmaz sandığımız kaleler de mi yıkıldı?
-önce o yıkılmaz sandıklarımız gitti, gerisi kendiliğinden. Suçlu aramıyorum-aramıyoruz. Dedim ya biz siyah duvarların siyah tavanlara uzandığı bir odada bekledik geçmesini bazı şeylerin. Geçmeyişini kadere bağlarız, suçlayacak birini bulduk mu hafifler tüm puslu yaralar. Kaderdi en büyük keder, biz kaderimizi değil kederimizi yaşıyoruz…

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin