Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



  1. ”Esen meltemlerin, bağırıp çağırmaların, yüksek dağa yandan vuran güneş ışınlarının arasında dostluğun, birlikte bir serüveni yaşamanın, hoşnut olmanın,o gözle görülmeyen garip aydınlığı,o büyüleyici havası, bir kez daha sardı iki çocuğu da.”(Syf.42)
  2. ”Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.” (Syf.43)
  3. “Hiç kimsenin tam sanıldığı gibi olmadığını anlatmak istiyordu.” (syf.61)
  4. “Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; düzgün bir ilişki kurulamıyordu aralarında.”(Syf.62)
  5. “…sığ kayalıklara çarpan derin deniz, damarlarda akan kandan daha hafif bir sesle hışırdıyordu.” “(Syf.64)
  6. “…umudun ne olduğunu unutuyorlardı o sırada.”(Syf.65)
  7. “Korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar veremediği gibi.”(Syf.97)
  8. “Demek istediğim şu… Bizden başka canavar yok belki…”(Syf.105)
  9. “Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce , tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.”(Syf.111)
  10. “En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.” (Syf.158)
  11. “Ah, insanın düşünebilecek vakti olsa!” (Syf.240)
  12. “Acaba bir yangın, dört nala giden bir attan daha mı hızlı ilerler?” (Syf.242)
  13. “Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey.” (Syf.135)
  14. “Bilinen ama söylenemeyenlerin ağırlığı çökmüştü havaya.” ( Syf.193)
  15. “… Gölgeler kadar sessiz olmayı öğrenmişti artık.” (Syf.163)
  16. “Acaba bir yangın,dört nala giden bir attan daha mı hızlı ilerler?” (Syf.242)
  17. “Büyükler bilirler” dedi. “Karanlıktan korkmazlar. Bir araya gelirler, çay içerler, tartışırlar. O zaman işler yoluna girer…”(Syf.111)
  18. “Ama burada, okyanusun bu akıldan yoksun duyarsızlığı karşısında, millerce uzanan bölücü suların önünde, eliniz kolunuz bağlanır, çaresiz kalır, mahkum olduğunuzu bilirdiniz…” (Syf.133)
  19. “Çevrelerini saran karanlık ve bu umutsuz girişim, sanki bir dişçi koltuğunda oturuyormuş gibi, gerçekdışı bir nitelik vermişti olup bitenlere. “(Syf.147)
  20. “Aydınlık olduğu sürece, yeterince yürekliyiz.” (Syf.152)

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin