Gece Modu
1.Daha sade ol -öyle konuşuyorsun ki, sanki seçilip gönderilmişsin. Bırak üstünlüğün mahmuzlarını, in aşağı önümüzdeki üç bin yılın fiyakalı atından, yaşayabildiğin kadar yaşa, zaten içinde var olmadığın bir zamanın içine gireceğim diye uğraşma, bırak amaçları uykuda kalsın, adını unut, kendini unut, ölümünü unut! (S.9)
2.Yaşlılara karşı derin bir saygısı var: yaşlıların yaşadığı, kendisinin ise görmediği her sene için onlara hayranlık duyuyor. Çocuklara adeta tapıyor: çocuklar kendisine, bir daha görmeyeceği yılları haber veriyor. (S.12)
3.Yeterince öğrenmiş olan, hiçbir şey öğrenmemiştir. (S.13)
4.Sırf bizi ilgilendirmediği için ne kadar çok şey biliyoruz! (S.17)
5.Ruh bazen de çok uzun bir hikaye anlatımına yoğunlaşmalıdır. Yaşamını sırf iğnelerle ve gaddarlıklarla sürdüremez. Ona zarif iplikler de lazımdır. (S.19)
6.İstediği şey hep oluyor, ama dört ya da beş yıl sonra, artık başka bir şey istiyor olduğunda. (S.19)
7.Kişi az şey bilince, duyduğu her şey ne kadar da ikna edici geliyor! (S.19)
8.İnsanın bazı değişimleri asla kabul etmemesi utanç vericidir. Karakter dediğimiz şey, değişimler arasındaki tercihtir. (S.23)
9.Okumak bende ancak okuma yoluyla çoğaltır kendini, dışarıdan gelecek önerilere asla kulak asmam ya da ancak çok uzun zaman sonra dikkate alırım. Ben okuduğum şeyi keşfetmek isterim. Bana bir kitap tavsiye edildiğinde, o kitabı elime almam, bana bir kitap övüldüğünde, o kitap bana senelerce zehir olur. Ben yalnızca gerçekten hayranlık duyduğum büyük insanlara güvenirim. Onlar bana her şeyi tavsiye edebilir, merakımı uyandırmak için bana bir kitabın bir yerinden bahsetmeleri yeterlidir. (S.25)
10.Büyük insanlar, okuya okuya herkesten çok uzaklara varacak kadar meraklı olanlardır sadece. (S.25)
11.İnsanların birbirlerinin alışkanlıklarına saygı göstermesi… olur ya, birinin alışkanlığı diğerininkiyle uyumludur da, bu uyumluluktan bir eğlence doğar belki. (S.33)
12.Başkalarının içyüzünü görüp de sağlam kalmak zordur. (S.37)
13.Yalnızlık var, yalnızlık var. Biri, yalnız olmayan bütün diğerlerini hissedebilmek için yalnız kalmak ister. Diğeri de, tek olmayı çok istediği için yalnız kalmak ister. (S.38)
14.İnsanın elinden gelenin en iyisini boşu boşuna yapmış olduğunu hissettiği zaman nefret ettiği kadar bir daha asla nefret etmez kendisinden. (S.39)
15.Her şeyi herkes gibi yapmak: kah şurada, kah burada bir çıkar kovalamak, ava çıkmak, hesap yapmak, kavramak -ne için? Ben hayatı ıskalamak ve hiçbir şey kullanmamak istiyorum. (S.42)
16.Giderek artan güvensizliğin tehlikesi: Haklı olmanın verdiği tatmin. Herkes haklı çıktığında mutlu olur, haklı çıkma temel bir şeye dönüşür. Umutsuzluk içinde, yani hayatın yegane özgeci şekliyle yaşamak yerine, gülünç, önemsiz ve boş ‘bilgiler’ den memnuniyet duyuyoruz: Her şeyin içyüzünü görürüz; her fenalığı, bu fenalıkları yapanın kendisinden önce tanırız, ama bizi aşan fenalıklar daima olacaktır, hepsinde de mahir olamayız ya. Güvensizliğin kendisi ise, kötülüklerin tastamam ve iyi organize olmuşsistemine dönüşür. (S.44)
17.En yakınımızdaki insanların bize yaptığı kötülükler -sanki bunları kendimiz istemişiz gibi; sanki iyiliği değil de, kötülüğü amaçlamışız gibi; sanki iyilik yakınlığın öylesine bir yan amacıymış da, esas kalıcı olan, asıl başarı kötülükmüş gibi- ve bütün bu kötülüklere karşı, geç gelen bu garip sevgi. (S.45)
18.Hesaplara öyle ilgi duyuluyor ki tutunduğumuz dal bunlarmış adeta. Burada en iyi dostlar vedalaşırken birbirlerine ellerini uzatmak yerine hesaplar uzatıyor: şu kadar sana, şu kadar bana. değiş tokuş ne kadar adilse, arkadaşlıkları da o kadar iyi. (S.53)
19.Bilmekten bıktım, eskiye ait her şeyle ilişkimden, bağlantılardan, devamlılıklardan, kılık değiştirmelerden, ifşalardan bıktım. Ben artık öyle bir şey yaşamak istiyorum ki, eskiden içimde bulunan hiçbir şeyle ilgisi olmasın, çoğalmayı sürdürmesin ve kalmaya da mahkum olmasın; asla kestirilemeyen, çok hızlı, apansız hareketler yapan bir şey, yani tek kelimeyle, bir mucize istiyorum. (S.54)
20.Bazı kelimeler öylesine çokanlamlıdır ki, sırf onların bilgisi için bile yaşamış olmaya değer. (S.55)
21.En çok da, övdüğün kişiye uzaksındır. Zaten o yüzden övüyorsun ya onu, onun gibi olmayı çok istediğin için. (S.93)
22.Hatıranın üzücü yanı: tüketmiş olduğu şey. Hatıranın neşe veren yanı: fazlalığı. (S.94)
23.Hastalıkta hayatı için savaşmış olan, adım adım ve acı çekerek hayatını geri alan, işte ancak o bilir hayatın ne kadar kıymetli olduğunu. (S.97)
24.Yakınmak? Beklemek. Beklemek. Sonuna kadar beklemeli. Sabırlı varlık, insan. Koşturan varlık, insan. Kemiren, kemirilen varlık, insan. (S.105)
25.İnsanın, sözümona yazdığı en güzel şeyi çürütmek üzere baştan sona satır satır okuması görgünün bir gereği olabilir mi acaba? Hayır çünkü o zaman, hayatın yarısını hiddetle bir şey için savaşarak geçiren, diğer yarısında ise aynı hiddetle o şeyin tam tersi için savaşan insanlar olurduk. İnsan kendini çürütmemelidir. Görgü sadece susmayı gerektirir. (S.125)
Sinek Azabı – Elias Canetti
Sel Yayıncılık 2017

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin