Simone de Beauvoir – Sessiz Bir Ölüm

Fransız yazar-filozof olan Simone de Beauvoir’un annesinin ölümü üzerine yazdığı anı kitabı.

Kitap kısa ve yoğun bir yapıda; yani konusu ölüm olan bir eser ne kadar yoğunsa o kadar yoğun. Annesinin kendi evinde düşüp kalça kemiğini kırması sonrasında polikinliğe yatırılıp, kanser olduğunu öğrenmesiyle başlayıp cezane törenine kadar geçen süreci anlatmış Beauvoir.

Bu süreçte annesi ve kendisiyle yüzleşmelerini açık bir dille okuyucuya sunan Beauvoir,bu yaptığının bir yerde vicdan rahatlatma olduğunu da çekinmeden yazmış. Hastane sürecinde kardeşi Poupette ile dönüşümlü olarak annesinin yanında kalan filozof ölümle resmen konuşmuş, onu gözlemlemiş.

‘’annemin cinsel örgenini görmek beni allak bullak etmişti. Benim için, onun gövdesinden daha az- daha çok- var olan bir gövde daha yoktu. Çocukken o gövdeyi candan sevmiş,ergenliğimde tedirgin bir iğrenme duymuştum karşısında;herkeste böyledir bu,bilinir;hem iğrendirici hem kutsal olmak gibi çifte bir özellik taşımasını düzgülü buluyordum: Bir tabuydu bu. Gene de duyduğum hoşnutsuzluğun zorluluğu şaşırttı beni. Annemin tasasızca eremi, bu hoşnutsuzluğu büsbütün arttıyordu.’’

- Advertisement -

Anne Françoise de Beauvoir, çok mutlu bir hayat sürmemiş, kendini bir türlü var hissedememiş; dine oldukça sıkı bağlı Katolik Fransız hanımefendisi olduğunu, çocukları arasında kıskançlık yaratacak kadar büyüyememiş bir yanı  olduğunu ama aynı zamanda ölümün kucağına düştüğünde bunların hiçbir anlamı kalmadığını Simone’nin eski anıları anlatmasıyla birleştiriyoruz.

Hastanede geçirdiği süreci de yorumlayan yazar çoğu tabumuzu yıkmamıza yardımcı olacak sonuçlar çıkarmış

‘’… Daha önceleri buraya dümdüz,yansız saatler geçirmeye geliyordum; ilgisizlik içinde geçiyordum salondan. Kapalı kapıların ardında ürkünç olaylar olup bitiyordu; hiçbirinin kokusu çıkmıyordu ama. Bundan böyle, ürkünç olaylardan biri de benim başımdan geçecekti. Merdivenlerden, elimden geldiğince hızlı,elimden geldiğince yavaş çıktım. Şimdi kapıya bir yazı asmışlardı –Ziyaretçi Kabul Edilmez-‘’

Annesi üzerinden ölümü sorgulayan yazar, bana çoğu yerde Tolstoy’a ait olan İvan İlyiç’in Ölümü kitabını anımsattı. İki kitapta da ölümün devinimini,insan üzerinde bıraktığı tepkimeler anlatılıyordu çünkü.

’Lavantalar,kürkler, çamaşırlar, mücevherler: ölüme yer verilmeyen bir dükkanın şatafatlı kibriydi bunlar ama ölüm, bu dış görünüşün, bu gösterişin arkasında, kliniklerin,hastanelerin, kapalı odaların bozsu gizliliğinde saklanıp bekliyordu. Bense artık başka bir gerçeklik tanımıyordum.’’

Annesi Françoise de Beauvoir dine bağlı bir yaşam sürmesi çoğu konuda Simone de Beauvoir’le zıtlaşmalarına neden olsa da,anne Beauvoir, farklı görüşteki kızının başarısıyla hep onur duymuş.

‘’ Din, anneme ne verebilirdi ki? Ölümümden sonra başarı kazanmak umudu bana ne verebilirdi ki? Yaşamaya sıkı sıkı sarılmışsanız, sizce ister gökyüzünde ister yeryüzünde olsun, ölümsüzlük ölümün acısını size unutturamaz,sizi avutamaz.’’

Kitabın sonlarına doğru hastalık sürecinde insan kendini ölüme ne kadar hazırladığına inansa da saf gerçeklik ve yoklukla karşılaştığında dumura uğradığını ve insanın ‘’ölüm’’ olgusu karşısındaki çaresizliğini betimlemiş.

‘’ Sevdiğimiz bir kişi öldüğü zaman, sağ kalmak suçunun kefaretini yüreğimize işleyen yeğin bir pişmanlıkla öderiz. Ölümü, bu kişinin ne kadar eşsiz ve benzersiz olduğunu açıkça anlatır bize. Varlığının; bir zamanlar, bütünüyle var kıldığı, yokluğunun; kendi bakımından ortadan kaldırdığı dünya kadar uçsuz bucaksız hale gelir. Bu ölü; yaşamımızda daha çok yer tutması git gide yaşamımızın tümünü kaplaması gerekirdi gibi gelir bize. Kendimizi sıyırırız sonra bu sersemleyişten…’’

Sessiz Bir Ölüm acıtasyondan uzak, anne kavramını, ölümü, var olmayı sorgulayan bir o kadar da anlamlı imgelerle dolu. Okuyup, üzerine uzun sohbetler edilecek bir kitap.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Must Read

Turgenyev’in Başyapıtı: Babalar ve Oğullar | 15 Alıntı

Eski nesille, nihilist gençlik arasındaki kuşak çatışmasını anlatan Babalar ve Oğullar, Rus edebiyatının önemli yazarlarından İvan Turgenyev’in 1862'de kaleme aldığı başyapıtıdır. Eser, Rus edebiyatının...