Polisiye sevenler, Sherlock Holmes hayranları, sosyolojiye ilgi duyanlar; hepinizi bu yazıya davet ediyorum! Herkes tamamsa, başlıyorum.

Geçtiğimiz günlerde bir kitap okudum, “Keşke daha önce okusaymışım.” diye düşündüm. Çünkü bu kitap başarılı bir sosyolojiye giriş kitaplarından birisi. Sosyal bilimlerle ilgilenip nereden, hangi kitaptan bir türlü başlayacağınıza karar veremediğiniz zamanlarda imdadınıza yetişecek bir eser.

“Sosyologların bulmaya çalıştığı bir şey de insan etkileşimlerinin saklı, gizli ve üstü örtük yönleridir.”

Konusuna gelecek olursak; 1910 yılında Londra’da, dönemin önde gelen sosyologlarının ve aktivistlerinin bir arada olacağı bir konferans düzenleniyor. “Toplumsal İlerleme” temalı bu konferans, daha başlamadan yankı buluyor, gazetelerde kendine yer ediniyor. Katılımcılar hakkında her birinin yaklaşımına dair bilgiler okunmaya başlanıyor. Derken, konferansa günler kala Sherlock Holmes’ün Baker Sokağı’ndaki evinin kapısı bir kadın tarafından çalınıyor. Yumrukların konuşulduğu bir tartışma ve kaybolan pırlanta, Holmes’ün gündemine böylece oturmuş oluyor. Sadece Holmes değil, kadim dostu Dr. Watson’un da öyle. Holmes olayları daha sağlıklı çözebilmek ve anlamak için kendisini sosyal teorinin içinde bulur, sosyal teoriyi sorgulamaya başlar. Sorguladığı kişiler, konferansa katılan katılımcılardır.

“Teori daima teorisyeni açıklamada yardımcı olur.”

Öncelikle söylemeliyim ki, kitap içten ve kısa olan ön sözüyle birlikte okunmalı. Bu şekilde kafanıza çok daha iyi oturacaktır. Kitabın üslubu çok akıcı. Ayrıca, kitabın arkasında yer alan sosyolojiye dair sözlükçe, önemli kavramları bilmek ve öğrenmek açısından oldukça başarılı. Yazarımız Berger, kitle iletişim ve kültür teorileri ile uğraşan birisi. Bu kitabında da sosyal teorinin temel kavramlarına ve kişilerine vurgu yapmış. Bu vurgu oldukça başarılı ve hoş bir kurguyla sağlanmış. Polisiye tadındaki olay örgüsü ile her düşünürün yaklaşımlarının Holmes ile diyaloglar şeklinde sunulması okuyucu için sıkıcılıktan uzak bir kitap olmasını sağlıyor. Var olan durumun çözümünü beklerken, bir yandan da teorisyenleri içten bir şekilde tanımış oluyorsunuz.

“Biz sosyologlar dikkatimizi topluma, genel olarak da kişilerin, grupların ve örgütlenmelerin mensupları olarak yaptıkları şeylere odaklarız.”

Sosyolojiye ilgi duyanlar için çok güzel bir kurguya sahip olan giriş kitaplarından birisi olacaktır. Durkheim, Freud, Simmel, Weber, Lenin, Du Bois, Webb ile ilgili temel bilgileri özümsemiş olacaksınız. Üstelik polisiye romanı şeklinde olması son derece keyifli hale getirmiş eseri ve anlatılanları.

Sherlock Holmes, polisiye ve sosyolojiye ilgi duyanlar için harika bir kitap. İçlerinden en az birisiyle ilgileniyorsanız mutlaka şans vermelisiniz.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin