“Sen kimsin?” dedi. Ona verebileceğim bir cevap yoktu. Çekinerek “Bilmiyorum.” dedim. Açıklama bekler gibi bana bakıyordu. Hafif öksürüp boğazımı temizledikten sonra boş gözlerle ona baktım. Büyük ihtimal konuşacağımı sanmıştı. Gözü hala benim üstümdeydi. Sorusunu tekrarladı. Açıklama gereği duyarak konuşmaya başladım. “Size kim olduğumu söylersem yalan söylemiş olurum.” dedim. “Nasıl yani?” dedi. Ardından derin bir nefes alıp “Beyefendi, size bir iş görüşmesinde olduğunuzu hatırlatmak isterim.” karşılığını aldım. Sözümün arkasında durarak “İnsan sürekli bir değişim içerisindedir. Hayatındaki her nefes, her bilgi, her tecrübe insanı başkalaştırır. Ben, her saniye değişirken size nasıl kim olduğumu söyleyebilirim.” dedim. Etkilenmiş gibi durmuyordu. Yine çuvallamıştım anlaşılan. Zaten hayalimdeki iş de değildi bu. “Tamam beyefendi, biz sizi ararız.” dedi. “Kolay gelsin.” diyerek odadan çıktım.

Sahilde başıboş bir vaziyette dolaşıyordum. Hayatta dikiş tutturamamış biriydim. İçimden gelmiyordu, ne yapayım? Bir şeyin tutkunu olmak isterdim ama hiçbir şeyi hayatımı adayacak kadar sevemiyordum. Açıkçası bir umudum da yoktu. Umudun olmazsa hayal kırıklıkların da olmuyordu. Bu yaşamı benimsemiştim. Hiç çok sevindiğimi ya da çok üzüldüğümü hatırlamıyordum. Her duyguyu minimumda yaşıyordum. İnsanlar her şeye çok fazla anlam yüklüyorlardı ve bu bana saçma geliyordu.

Eve yeni gelmiş, ayakkabılarımı çıkarıyordum. Babam “Ne oldu iş görüşmen?” deyince bir cevap vermeden odama gittim. Babam, anneme “Bu çocuktan adam olacak da biz göreceğiz. Allah’ım bu hayırsız için ben ne yaptım sana?” diye söyleniyordu. Ben ise odamın kapısını kilitliyordum o sırada. Sonra yavaş bir müzik açtım. Çalışma masasının çekmecesinin arkasına yaptığım zuladan esrarı çıkarttım. Dikkatli bir şekilde sardım ve içmeye hazır bir şekilde masanın üstüne bıraktım. Kapıyı tekrar kontrol ettim. Her şey hazırdı.

Şarkının sözleri kulağımda yankılanıyordu. Ne dediğini anlamaya çalıştığımda bile başaramıyordum. Zaman adeta yavaşlıyordu. Müzik videosundaki adamın ağzına odaklandım. Ağzı ve dili yavaşça oynuyordu. Buna rağmen görüntüler ve sesler hızlanmaya başladı. Hiçbir şey anlamıyordum. Başımı pencereye çevirip ışığa odaklandım. Tekrar başımı çevirmek istiyordum ama başaramıyordum. Işık küçük bir nokta gibi başlayıp bütün görüntüyü ele geçirmişti. Artık her yer bembeyazdı.

Uyandığımda yerde sızmış bir haldeydim, hemen içmek için su aradım. Bir litre suyu bir dikişte bitirdim. Saat 5:30’u gösteriyordu. Kesin bunun içine başka şeyler koymuşlar diye düşündüm. Çünkü resmen beni bayıltmıştı. Karnım çok açtı. Hemen odadan çıkıp mutfağa gittim. Ekmeği salçaya bandırıp peynirleri dilimlemeden bütün bütün ağzıma attım. Yavaş yavaş kendime geliyordum. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Aynada kendime bakarken göz bebeklerimin büyüdüğünü gördüm. Telaşlanacak bir şey yoktu, bu normaldi.

Saat 8 olmuş, ben anca tam anlamıyla kendime gelmiştim. Bizimkiler uyanmadan bir daha bu maldan almam lazımdı. Yoksa bir daha fırsatım olmayabilirdi. Sessizce giyindim ve babamın arabasının anahtarlarını aldım. Usulca evden çıktım.

Bu işlerin döndüğü mahalleye varmıştım. Arabayı kenara çektim ve birinin gelmesini beklerken gözlerimi kapattım. Birinin camı tıklatmasıyla uyandım. Bir an içim geçmişti demek ki. Hızlı bir şekilde camı açtım ve isteğimi söyledim. Adam “Biraz bekle.” diyerek uzaklaştı. Malı alacağım için heyecandan yerimde duramıyordum. Tam o sırada polisin geldiğini gördüm. El frenini indirip panikle geri vitese aldım. O sırada bir çarpma sesi geldi. İleri gidip arkaya baktığımda bana mal getiren adama çarptığımı gördüm. Ardından silah sesleri patladı. İyice panikleyip var gücümle gaza bastım.

Olay yerinden uzaklaştıktan sonra yaptığım şeyin farkına vardım. Bir anda sinirlerim bozuldu ve olayın şokuyla hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ağzım o kadar açılmıştı ki kapatamıyordum. Konuşmaya çalışıyordum ama sesim çıkmıyordu. Allah’ım ben ne yapmıştım? Birini ezmiştim ve beni öldüreceklerdi. Tekrar panikleyip arkama baktım. Kimse yoktu. Hemen kaçmalıydım.

Arabayı evin önüne park ettim. Odama girip bir sırt çantası hazırladım ve babamın ceketindeki bütün parasını aşırdım. Otogara gidip kaçmalıydım buradan. Neresi olursa olsun fark etmezdi. Başka çarem yoktu, yoksa bana işkence yapıp öldürürlerdi. Bir taksiye atlayıp otogara gitmek için yola koyuldum.

Nihayet otogara varmıştım. Taksiciye parayı verdim. Para üstünü bekleyecek halde değildim. Hızlıca yazıhanelerin yolunu tuttum. Bilet alıp bir an önce bu şehirden uzaklaşmak istiyordum. Saat 12’ye bilet bulabilmiştim. Buradan en uzak yere almıştım bileti. Ama daha bir saat vardı. Bir süre daha burada zaman geçirmem gerekiyordu anlaşılan.

Otobüsün kalkacağı perona gittim. Etrafa bakınıyordum. Oturaklarda oturan bir adam gözüme çarptı. Birinden komut bekler gibi hep aynı yere bakıyordu. Bana şüpheli gelmişti. Başımı baktığı yere doğru çevirdiğimde 1.90 boylarında oldukça kalıplı biri dikkatimi çekti. Gözlerimi kırpmadan ona odaklanmıştım. O da aynı şekilde bana bakıyordu. Bakışları nefret doluydu. Gözlerimiz kenetlenmişti birbirine. Kafasını sağa sola çevirip bana doğru bir şeyler söylüyordu. Ben ise hala ifadesiz bir şekilde ona bakıyordum. Gözlerimi aşağıya çevirdim. Bir elini yumruk haline getirip diğer eline vurmaya başladı. Bu adama karşı hiçbir şansım olamazdı. Benle bir top gibi oynardı. Çünkü benden yaklaşık 15 santim uzun ve 30-40 kilo fazlası vardı. Bir an önce buradan uzaklaşmam gerekiyordu.

Peronlardan uzaklaşıp otogarın kapalı bölümüne girdim. Göz göze geldiğim herkes bana zarar vermek istiyormuş gibi geliyordu. Yürüyordum, yavaşça koşmaya başladım, insanlar peşimdeydi, çok fazlaydılar, birinden kurtulduğumu düşünürken karşıma başka birisi çıkıyordu. Herkeste aynı ifade vardı, daha da hızlı koşuyordum, midem bulanıyor ve başım dönüyordu, nereye gideceğimi bilmiyordum. Herkes aynı ifadeye sahipti, peşimdeydiler, kurtulamıyordum onlardan. Koşacak halim kalmamıştı, durdum, hızlı hızlı nefes alıyordum, görüntü bulanıklaşmıştı, ayaklarım kıpırdamıyordu, hareket edemiyordum. Vücudum soğuklaşıyor, ayaklarım titriyordu. Birden önümde biri belirdi. Donup kalmıştım. Yanıma gelip “Sen kimsin?” dedi.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin